DOLAR

17,9495$% 0.13

EURO

18,3285% 0.23

STERLİN

21,8971£% 0.01

GRAM ALTIN

1.012,93%0,04

ÇEYREK ALTIN

1.650,00%0,00

BİTCOİN

428302฿%5.14174

İmsak Vakti a 04:02
Bursa AÇIK 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a




Bu zehirli dille ne barış olur ne de hukuk!

Kürdistan Federal Bölgesinin Zaho ilçesinde TSK’nın bombardımanıyla, içlerinde çocukların da olduğu siviller hayatını kaybetmiştir. Roboski’de olduğu gibi söz konusu Kürtler olunca insancıl hukuk değersizleşiyor. Yaşamını yitirenlerin ailelerine ve Kürdistan’a başsağlığı diliyoruz. Diyarbakır Barosu, sivillerin yaşamına mal olan bu saldırılarla ilgili sorumluların tespiti ve cezalandırılması işin gerekli suç duyurularında bulunacak ve etkin bir hukuki sürecin takipçisi olacaktır.”

Diyarbakır Barosu’nun Zaho’daki olayla ilgili açıklamasına bakar mısınız?

Bu dil barışın dili olabilir mi?

Her ağızlarını açtıklarında ‘Barış, insan hakları, adalet’ sözcüklerini dillerinden düşürmeyen bu hukuk tanımaz adamların bildirisinde en küçük bir iyi niyet var mı?

****

Sadece bu kadar da değil, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Dersim, Hakkari, Mardin, Muş, Siirt, Urfa, Şırnak ve Van baroları, Diyarbakır Barosu açıklamasına destek çıkan açıklama yaptılar.

Daha düzeyli şekilde düşüncelerini dile getirdiler ama mızrağı çuvala sığdırmaya çalışmak gibi oldu:

Demokratik toplumların en temel özelliği vaka ve olguları tartışmak ve sorgulamaktır. Bu kapsamda çoğunluğun hoşuna gitmeyecek veya hükümetlerin temel tezlerine aykırı düşecek şekilde açıklama yapılması da bu kapsamda demokratik bir toplum olmanın gereğidir.”

Burada vaka ile olguları tartışmak yok, tam tersine zehirli bir dille Türkiye Cumhuriyeti’ni mahkum etmek var.

Sorgulama elbette olmalı ama yargısız infaz olmamalı…

Burada yapılan tam da yargılamadan mahkum etmektir; AKP hükümetinin kin ve intikam duygusuyla içerde tuttuğu insanlar gibi…

****

Olayın aslına gelirsek…

Türkiye Cumhuriyeti kendisinden beklenmeyecek bir ataklıkla Irak’a ortak soruşturma heyeti kuralım demedi mi?

“Biz yapmadık” diye açıklama yapmadı mı?

Nedir bu aceleniz?

***

Aslında niyeti de biliyoruz.

Suriye ile Irak’ta PKK’ya, Amerika’nın beslediği YPG’ye, terör odaklarına yönelik Türkiye’nin meşru savunma hakkını ortadan kaldırmayı hedefliyorlar.

Kendileri Orta Doğu’da (Irak’ta, Suriye’de, İran’da) cirit atarken Türkiye’yi köşeye sıkıştırıp, Anadolu’ya hapsetmeye çalışıyorlar.

****

Türkiye solunun, sosyalist hareketinin bir kısmının bu gerçeği görememesinden doğrusu üzüntü duyuyorum.

AKP-MHP’nin arkasından dizilmeden, Doğu Perinçek çizgisine düşmeden de pek ala yurtsever olunabilir.

Sadece biraz cesaret diyorum.


AK PARTİ MİLLETVEKİLİ AHMET KILIÇ’A BİRİ ANLATSIN!

24 Temmuz günü Bursa Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyaret edip, kutlayan AK Parti Bursa Milletvekili, Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç’a birileri 24 Temmuz’un tarihini anlatabilir mi?

 27 yıldır o koltuğu işgal eden Nuri Kolaylı anlatamaz; çünkü bilmez…

Yanlış anlaşılmasın AK Parti’nin bugün basın özgürlüğü üzerine kabus gibi çökmesinden söz etmiyorum.

O zaten günümüzün gerçeği…

****

Sevgili milletvekilim, 24 Temmuz 1908 tarihinde Abdülhamit tahtan indirildi.

O gün gazeteler sansürsüz çıktı.

Despot Abdülhamit’in tahta oturduğu 33 yıl boyunca, gazeteciler yazılarını yazdıktan sonra oluşturulan kurulun önüne koyuyorlardı, onlar uygun buluyorlarsa yayınlanıyordu.

O tarihli pek çok gazete beyaz sütunlarla çıkıyordu.

Sözcükler bile yasaklanmıştı. Anayasa, hürriyet, burun, yıldız gibi pek çok sözcük yazılarda kullanılamazdı.

****

Basın bayramının anlamı Abdülhamit baskısından kurtulmaktır; bilerek gittiysen kutlarım.

Bilmiyorsan, sakın Tayyip Bey duymasın, Atatürk’e karşı kahraman yaratmak isteğiyle öne çıkardığı, dizilerde övülmesi için talimat verdiği Abdülhamit’in indirildiği günü bayram diye kutlamanı affetmez!

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sıradaki haber:

Bursa’da yeğenini çöp evde kilitli tutan teyze için yeni gelişme

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.