GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Parçalı Bulutlu
DOLAR 7.83
EURO 9.46
ALTIN 456.76
BİST $19.030
z

Bursa'da vaka ve ölüm sayıları açıklanandan daha yüksek!

21 Nisan 2020 Salı, 14:43

Türkiye'de ve tabii ki Bursa'da salgın nasıl yönetiliyor, açıklanan vaka ve ölüm sayıları gerçek tabloyu yansıtıyor mu? Uludağ Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim dalı Öğretim Üyesi ve Türk Tabipleri Birliği Covid-19 Çalışma Grubu Üyesi Profesör Doktor Kayıhan Pala, enBursa.com canlı yayınında salgın sürecini değerlendirdi. Pala, kendilerine ulaşan bilgiler ışığında Bursa'daki vaka ve ölüm saylarına ilişkin de çarpıcı açıklamalar yaptı.

Haberi Paylaş
Bursa'da vaka ve ölüm sayıları açıklanandan daha yüksek!

Esat Kaplan'ın sunduğu ENKAFE programının canlı yayın konuğu olan Profesör Pala, salgının gidişatını en iyi anlatacak verilerin ölümler olduğunu söyledi.

Pala şöyle konuştu:

'SALGININ GİDİŞATINI EN İYİ ANLATACAK VERİLER ÖLÜMLERDİR'

"Bize salgının gidişatını en iyi anlatacak veriler ölümlerdir. Çünkü ölümler kesinlik içerir. Olgu sayıları, test sayıları sağlık sistemimizin kapasitesiyle ve olgu yakalama becerisiyle yakından ilişkili kavramlardır. Örneğin 11 Mart'ta ilk olgunun gündeme getirildiği haftayı düşünecek olursanız çok daha az sayıda olgumuz var gibi görünüyordu ama çok az test yapabiliyorduk. Eğer biz o hafta şimdi yapabildiğimiz gibi 40 bin test yapabiliyor olsak belki çok daha fazla olgu sayısıyla karşılaşacaktık. Dolayısıyla olgu sayısı bizi çok net bir noktaya götürmez. Burada asıl referans olarak almamız gereken ölüm sayılarıdır."

Pala, Türkiye'de salgın nedeniyle gerçekleşen ölüm sayılarının doğrulanmış vakalardan çok daha fazla olabileceğini söyledi ve ekledi:

'COVİD-19 YÜZÜNDEN ÖLEN ÇOK DAHA FAZLA HASTA VAR'

"Türkiye'de ölüm sayıları yalnızca laboratuvar olarak doğrulanmış vakaları açıklamaktadır. Burada büyük bir sınırlılık var. Çünkü laboratuvar olarak doğrulanmamış ama Covid-19 hastalığı yüzünden öldüğünü bildiğimiz çok sayıda vakalar var. Tek başına doğrulanmış ölümler üzerinden de biz salgının etkisini çok iyi anlayabilecek durumda değiliz."

"Bugün itibariyle Bursa'da kaç vaka var, kaç ölüm var, bunların yaş ve ilçe dağılımları nedir, vakalar ve ölümlere eşlik eden hastalıklar nelerdir, hangi hastanelerde bunlar tedavi görüyorlar konusunda bir bilginiz var mı? Bu bilgiler olmadan bir şey söylemek çok zor" diyen Pala, Bursa'da kendilerine ulaşan vaka ve ölüm sayılarının Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş'ın son açıkladığı sayılardan daha yüksek olduğunu söyledi.

Pala'nın açıklaması şöyle:

'BURSA'DA VAKA VE ÖLÜM SAYILARI AÇIKLANANIN ÜZERİNDE'

"Bizim elimizde Bursa Tabip Odası olarak bazı veriler var. Bizim elimizdeki veriler ışığında Bursa'da 140 civarında sağlık çalışanında Covid-19 hastalığı olduğunu biliyoruz. Geçenlerde Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Bursa'da 2700 vaka ve 60 ölüm olduğunu açıkladı. Bize ulaşan bilgiler bunların çok üstünde. Dün itibariyle bana ulaşan bilgilerden derlediğim rakamlar Bursa'da vaka sayısının 4 binin üzerinde olduğunu, ölüm sayısının da 60'ın çok daha üzerinde olduğunu gösteriyor. Bana bugüne kadar 20'nin üstünde yakınını Covid-19 kliniklerinde kaybetmiş ama ölüm raporuna bulaşıcı hastalık ya da Covid-19 yazmayan benim tanıdığım insan müracaat etti. Bunlardan bir tanesini ben yakından tanıyorum. Elimde belgeleri var."

Pala, ölüm sayılarındaki artışla ilgili yapılan çalışmaya atıfta bulunarak Bursa ile ilgili şu çarpıcı değerlendirmeyi paylaştı:

BURSA ÖLÜM SAYILARININ EN FAZLA ARTTIĞI 3 İLDEN BİRİ

"Dün bir akademisyen Türkiye'deki 10 büyük belediye ile ilgili veri yayımladı. E-Devlet üzerinden yaptığı incelemelere bakacak olursak Bursa İstanbul'dan sonra Trabzon ile birlikte 1 Ocak ile 20 Nisan arasındaki ölüm sayılarının 2016'dan bu yana son 5 yılla kıyaslandığında en fazla artış gösteren illerden bir tanesi. E-Devlet üzerinden ölüm nedenlerini görmek mümkün değil ama ölüm sayılarındaki artışın bu pandemi dönemine denk gelmiş olması bu ölümlerin önemli bir bölümünün pandemiyle ilişkili olabileceğini düşündürtüyor bize. Şeffaflık ortada olmayınca bilimsel bir şekilde verileri değerlendirmekte çok büyük sıkıntı var. Neden Sağlık Bakanlığı veya Valilik bunları açıklamaktan çekiniyor anlaşılabilir değil. İnternetten girin İngiltere'de nerede kaç vaka var, dağılımı nedir görebiliyorsunuz, ölümler dahil. Biz niye göremiyoruz? Bursa Valiliği'nin yaptığı açıklamadan Gürsu'da bir karantina ilan edildiğini öğrendik. Dolayısıyla küçük bir bölgeye ait bir karantina ilanı bile Bursa'daki olgu dağılımından çok daha yüksek olgu ya da ölüm varlığını bize göstermiş oluyor. Bursa'nın geçtiğimiz haftadan itibaren İstanbul hariç en fazla etkilenen illerden biri olduğunu söyleyebiliriz."

Profesör Doktor Kayıhan Pala, Türkiye'de geç de olsa 40 bin test rakamına ulaşılmasının önemli olduğunu söylerken Bursa ile ilgili şu eleştirilerde bulundu:

'BURSA SAĞLIKTA GERİ BIRAKILDI'

"Sağlık Bakanlığının sayfasına girdiğimizde Bursa'da yalnızca tek test merkezi çıkıyor. Bu Bursa açısından kabul edilebilecek bir şey değil. Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi yıllardır testler yapan bir fakülte. En başından beri yetkilendirilmedi. Bursa Şehir Hastanesi'ne 500 milyon euronun üzerinde para harcadık diye övünüyorlar ama ilk referans hastanesi olarak gösterilmesine ve en fazla vakanın da orada yatıyor olmasına rağmen uzun zaman boyunca test yapamadılar. Bursa sağlıkta büyük kentlere yakışmayacak kadar geri bıraktırılmış durumdadır. Türkiye için günlük 40 bin test sayısı iyi sayı. Ancak çok geç bu rakamlara ulaştık. En başında 100'ün üzerinde test merkezi ilan etmek mümkünken Sağlık Bakanlığı böyle bir tercihte bulunmadı. 40 bine ulaşılması yine de önemli."

Pala, salgının hastanelerde değil sahada yenilgiye uğrarılabileceğini belirterek filyasyon konusundaki görüşünü şöyle açıkladı:

'SAĞLIK BAKANI İLK VAKADAN 1 AY SONRA FİLYASYON DEDİ'

"Sağlık Bakanlığı en başından beri pandemiyi hastanelerde karşılama yönünden olaya baktı. Oysa salgınlar hastanelerde kazanılmaz. Bütün dünyada bunun yolu yayılmasını engellemek yani sahada olmaktır. Bakanlığın sahada savaşın yürütülmesine ilişkin yaklaşımı çok geç ortaya çıktı. Bakan, ilk doğrulanmış vakanın üzerinden bir ay geçtikten sonra filyasyon kavramından söz etmeye başladı. Oysa daha Ocak'ın ikinci haftasında hastalığın insandan insana geçtiği ve büyük bir salgın yaratabileceği açıklanmıştı. Bu ekiplerin çok daha önceden hazır olması gerekirdi. Ekiplerin hazır olmamasının temel nedeninin de sağlık sistemindeki problemler olduğunu söylemeliyiz. Normal bir sağlık sistemi salgınla karşılaşınca filyasyon ekibi kurmaz, elinde zaten vardır. Bizim de vardı ama çok sınırlı sayıdaydı. Sonradan filyasyon eğitimi hiç almamış hekimlerin bulunduğu ekipler kurularak bu iş yürütülmeye çalışıldı. Filyasyon yaptığınızda gidip temaslı kişiye belge imzalatıp siz evden 14 gün ayrılmayın demek de filyasyonu tam olarak yaptığınız anlamına gelmez. Temaslı kişiye tarama testi uygulamanız gerekir. Türkiye'de hala her temaslı kişiye tarama testi uygulanamadığını öğrenmiş bulunuyoruz."

Pala, Türkiye'nin salgını baskılamak yerine etkisini azaltma yöntemini seçtiğini ancak vaka sayısının 1,3 milyar nüfuslu Çin'i geride bıraktığını söyledi. Pala, şöyle devam etti:

'TÜRKİYE HASTALIĞI BASKILAMA STRATEJİSİNİ TERCİH ETMEDİ'

"Bu iktidar döneminde sağlık denilince koruyucu hizmet değil de hastalık ve hastane anlaşılsın diye özel bir çaba tüketildi. Bu da onun bir yansıması. Yoksa en baştan bu hastalığın baskılanması için ne yapılması gerektiği özel örnekler incelenerek uygun tedbirlerin alınması çok değerli olurdu. Güney Kore'yi, Hong Kong'u ve Almanya'yı inceleyecek olsak hem hasta sayımızda hem de ölüm sayımızda daha bir düşüklüğün olması beklenebilirdi. Türkiye bilinçli bir şekilde hastalığı baskılama stratejisini tercih etmedi, edemedi. Kendiliğinden bir toplum bağışıklığı olsun diye de uğraşmadı, bu güzel bir şey. Biz ne yapalım da hastalığın etkisini azaltalım diye bir yaklaşıma yöneldi. Eğer tamamen hastalığı baskılamayı tercih edecek olsa özel sektör çalışanlarını da içerecek şekilde en az 14 gün, mümkünse kuluçka süresinin iki katı yani 28 gün kadar bir kapanmayı yapabilseydi o zaman başka bir şey olurduk. Çin gibi 1,3 milyar nüfusu olan bir ülkede gözlenen olgu sayısını Türkiye geçmiş durumda. Bizde kısıtlı test sayısına rağmen doğrulanmış sayı Çin'in üzerinde."

Profesör Pala, ilk hafta sonu sokağa çıkma yasağı öncesi yaşanan kaosun olumsuz etkisinin görüleceğini söyledi. 4 günlük yasak öncesi de sosyal mesafe konusunda yaşanan olumsuzluklara değinen ve Bursa'da hareketliliğin azalmadığını belriten Pala, şöyle konuştu:

İLK SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI ÖNCESİ YAŞANANLAR

"İlk sokağa çıkma yasağı öncesinde yaşananlar sokağa çıkma yasağının olumlu etkisinden çok olumsuz etkisini getirecek. Bunu önümüzdeki bir hafta içinde görmeye başlayacağız. Bir kere niye ikişer gün ilan edildiğini anlamak mümkün değil. Bunun bilimsel bir temeli yok. Eğer karantina ilan edecekseniz o hastalığın kuluçka süresi kadar etmeniz gerekir. Öyle anlaşılıyor ki Sağlık Bakanlığı hastalığı baskılamak değil etkisini azaltmaya çalışıyor. Hiç mi etkisi olmaz, evet etkisi olur. İki günde olsa insanların bir araya gelmekten uzaklaşması etkili olabilir. Önümüzdeki 4 günlük yasak öncesi de insanların sosyal mesafeyi korumadan yolculuklar veya alışverişler yapmış olması mücadelenin etkisini azaltma potansiyeline sahiptir. Bunun yerine gün uygulanabilse, özellikle İstanbul için söylüyorum çünkü İstanbul'daki ölüm sayılarından anladığımız bize anlatılandan çok daha olumsuz bir tablonun var olma ihtimali. Dolayısıyla mutlaka yapılmalıydı ve yapılmalı. Bursa'da toplumsal hareketliliğin azaldığını söylemek mümkün değil. Dolayısıyla Bursa'da bu işin kolay ve hızlı bir şekilde ortadan kalkabileceğine dair bir öngörüye sahip değilim. Hepimizin bir özeleştiri de vermesi gerekir. Bizler de kendi rolümüzü nasıl oynuyoruz bunu da konuşmak gerekir. Eğer biz önlemlere dikkat etmeden yaşamaya devam edecek olursak bu hastalık en yakınlarımızı ve bizi de etkileme potansiyeline sahip."

Bursa'daki İl Pandemi Kurulu'nun da işlevselliği konusunda şeffaflık olmadığını, verileri nasıl değerlendirdikleri, hangi eylem planlarına sahip olduklarını bilmeden kurula bir işlev yüklemenin gerçekçi olmayacağını belriten Pala'nın yerel yönetime dönük eleştirisi de dikkat çekti. Herkesin evde kaldığı dönemde temizlik açısından su kullanımının oldukça önemli olduğunu ve Büyükşehir Belediyesi'nin dar gelirliler için yapılan ücretsiz su çağrısına karşılık vermediğini belirten Pala, sosyal belediyecilik eleştirisini şu sözlerle dile getirdi:

BÜYÜKŞEHİR'E ELEŞTİRİ: SUYU ÜCRETSİZ YA DA SEMBOLİK BİR ÜCRETLE VEREBİLİRDİ

"Bu salgın süresince dar gelirli insanlara suyun belli bir miktarda ücretsiz olması konusunda Büyükşehir Belediyesi'ne çağrı yapıldı. Maalesef bu çağrıya olumlu bir yanıt verilemedi. Yasal olarak ücretsiz vermek mümkün değil deniyor ama bu verilebilir. Pandemi olağandışı bir durumdur ve olağandışı durumlarda belediyelerin yetkileri çok farklı. Diyelim ki verilemiyor o zaman tonunu bir kuruş gibi çok sembolik bir rakamla ilan edip yurttaşın üstündeki bu yük alınabilirdi. Maalesef böyle bir perspektifin karşımızda olmadığını görüyoruz. Zaten Bursa'ya baktığımızda yoksul, dezavantajlı insanların gereksinimlerini karşılamaya dönük bir sosyal belediyecilik, bir toplumcu bakışın gerçekleştiğini söylemek mümkün değil. Yıllardır hem ulaşımda hem de suda en yüksek paraları ödemek zorunda kalan bir yurttaş olarak bunu rahatlıkla söylememiz gerekir."

Pala, salgında tepe noktasının ne zaman görülebileceği ve olası vaka ve ölüm sayılarıyla ilgili de şunları söyledi:

MAYIS'IN İLK HAFTASI VURGUSU

"Türkiye'de henüz salgının tepe noktasını görmediğimizi düşünüyoruz. Ben 2-3 hafta kadar önce tepe noktasının 20-27 Nisan arasında gözlenebileceğini, ondan sonra bir azalma olacağını ve Haziran'ın 2. haftasına kadar da sönümleneceğini tahmin ettiğimi yazmıştım. Bu tahminin ne kadar geçerli olacağını bu hafta hep birlikte göreceğiz. Ancak bu ilk 2 günlük sokağa çıkma yasağı öncesinde yüzbinlerce insanın bir biçimde sosyal mesafeyi korumamasının etkilerini hesaba katacak olursak bu süre bir hafta belki de bir 10 gün kadar daha uzayabilir. Pek çok akademisyenin ortak görüşü tepe noktasının en geç Mayıs'ın ilk haftasında olması yönündedir. Ama tepe noktasına ulaşmak demek sorunu çözdük demek değildir. Türkiye'deki olgu sayıları bu zaman içinde yüzbinleri geçecek. Ölüm sayıları da umarız ki on binlere ulaşmadan durdurma olanağımız olur. Tabii bunlar bakanlıkça doğrulanmış vaka ve ölümlerdir. Eğer Covid klinik olarak tanımlanmış vakaları da buna ekleyecek olursak zaten şimdiden bu söylediğim vakaları geçtiğimizi öngörmek de mümkün görünüyor."

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


Temaslı kadın ambulans yerine taksiye binince cezayı yedi

Temaslı kadın ambulans yerine taksiye binince cezayı yedi

Bursa'da iki kardeş terör estirdi: 3 polis yaralandı!

Bursa'da iki kardeş terör estirdi: 3 polis yaralandı!

Bursa'da kısıtlamaya rağmen geziyorlardı...

Bursa'da kısıtlamaya rağmen geziyorlardı...

Oğlunu yıllarca evde esir tutmuş!

Oğlunu yıllarca evde esir tutmuş!

Çok Okunan Haberler

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler