GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
4.02°
Açık
DOLAR 9.51
EURO 11.05
ALTIN 549.43
BİST 1.519

'Bursa'yı tanıtmak yetmez, turizmi yönetmek de lazım'

27 Haziran 2019 Perşembe , 22:43

Bursa yönünü giderek turizme çevirse de 2018 rakamları hiç de iç açıcı değil. Onlarca uluslararası fuara, yapılan onca tanıtım çalışmasına, tesis ve yatak sayısındaki artışa karşın Bursa'da geceleme oranı sadece 1.8. Peki, tarım ve sanayide Türkiye'nin önde gelen şehirlerinden biri olan Bursa, turizmde neden başarılı olamıyor? Yeşil Valiz Sorumlu Turizm Derneği Başkanı Arzu Kutucu Özenen'e göre, sorunun yanıtı basit: Tanıtım tamam da peki ya yönetmek! Arzu Kutucu Özenen, "Pazarlama organizasyonunu yapıp, yönetim organizasyonunu yapmazsak, bu iş hiç iyi sonuçlanmaz" dedi.

Haberi Paylaş
'Bursa'yı tanıtmak yetmez, turizmi yönetmek de lazım'

Dağı, denizi, güneşi, termali, tarih ve kültürü... Turizm için Bursa'da her şey var. Üstelik UNESCO Dünya Mirası listesinde. Ancak Bursa yıllardır turizmde istenen seviyeye bir türlü gelemiyor. 2018 yılına ilişkin resmi rakamlar da bu gerçeği açıkça ortaya koyuyor. Peki neden böyle? Bursa turizmde istediği başarıyı neden yakalayamıyor?

Esat Kaplan, Yeşil Valiz Sorumlu Turizm Derneği Başkanı Arzu Kutucu Özenen ile Bursa turizmini konuştu:

Öncelik Yeşil Valiz Sorumlu Turizm Derneği'yle başlayalım. Nedir amacı?

Yeşil Valiz, girdiği destinasyonlarda sorumlu turizm prensiplerinin kullanılmasını yaygınlaştırmaya çalışan bir sivil toplum örgütüdür.

Sorumlu turizm nedir?

Sorumlu turizm, çevreye zarar vermeyen ya da en az zararı vermeye çalışan, çünkü minimum bile olsa insanın olduğu yerde çevreye zarar var. Kültürel mirası önemseyen, turizmi kültürel mirası için araç olarak kullanmayı hedefleyen ve turizmin getirdiği gelirin yerelde eşit olarak dağılımını sağlamaya çalışan, bunu hedefleyen bir sivil toplum örgütü Yeşil Valiz.

Bugüne kadar hangi çalışmaları yaptınız?

2014 yılında kurulduk biz, fakat 2013'e dayanıyor aslında, üyelerimizle beraber çalışmaya başlamamız. 2013'te ilk Misi Köyü'nde bir proje yaptık ve Birleşmiş Milletler'den aldığımız fon ile Köy Kadınları Derneği'yle beraber Bursa yemeklerinin sunulduğu bir restoran açmalarına ve ipekçiliğin, yani ipek dokumanın tekrar ön plana çıkmasını sağlamaya çalıştık. Çok başarılı bir proje oldu, hala da devam ediyorlar Misi Köyü Kadınları Derneği olarak. Daha sonra bu ekipten güzel bir sinerji doğunca 2014'te dernekleşmeye karar verdik ve Yeşil Valiz'i kurduk. Çok büyük değil, 28 üyeli bir derneğiz biz. Ama zaten çerçeve bir derneğiz.

'ERDEK ZAMANI YENİDEN CANLANDI'

Yani gidip oradaki, yereldeki; çünkü bir destinasyon değil bizim alanımız, aslında bütün Türkiye, nereye gidersek oradaki sivil inisiyatifleri, dernekleri, kadın topluluklarını bir araya getirip onlara çalışmayı, yani daha organize bir şekilde çalışmayı öğretmeyi hedefliyoruz. Onun için de çok büyük olmamıza gerek yok. Çalışmalarımızda bir destinasyona odaklanmayı tercih ediyoruz. Öncelikle Balıkesir Erdek'te çalışmalar yaptık. Erdek'te güzel çalışmalarımız oldu. Yaklaşık 16 senedir yapılmayan Erdek Zamanı Festivali'ni tekrar canlandırdık. Yine bütün yerel inisiyatiflerle, bütün örgütlerin, derneklerin bir araya gelip çalışmalarını sağlayarak, halktan gelen bir festivalin tekrar canlanmasını sağladık. Aynı zamanda kırsaldaki Yukarıyapıcı Köyü ile belli projelerimiz oldu.

'İZNİK İÇİN ÇALIŞIYORUZ'

Erdek'teki çalışmalarımız bittikten sonra İznik UNESCO Alan Başkanlığı'yla çalışmaya başladık. İznik UNESCO sürecine girmişti ve aslında Bursa UNESCO sürecinde yapılan pek çok hata vardı. Biz de bunu biliyorduk. Turizmle alakalı 5. yıl revizyonunda da açıkça gördüğümüz gibi turizmin bu alanlara vereceği zararın engellenmesiyle alakalı hiçbir çalışma neredeyse yapılamamıştı. Yani taşıma kapasitelerinin ölçülmemesi, bu aslında ilk yapılması gereken şey. Ama ondan başka çalışmalar da yapılmamıştı. Biz İznik'te bunların olmasını istemedik. Çünkü İznik, Bursa kadar en azından turist çekecek bir yer. Turizm kapasitesi UNESCO ile beraber kat kat artacak. Arttıktan sonra İznik'te kent merkezinde bir turizm yoğunlaşması olması, eğer bir müdahale yapılmazsa kaçınılmaz. Biz de bu müdahalenin yapılması gerektiğine, en baştan yapılması ve planlaması gerektiğine inanıyorduk.

Bu müdahale nasıl yapılabilir?

İznik'e gelecek olan turizme, tüm İznik içinde - İznik çok büyük bir alan- çok güzel kırsal mahalleleri, köyleri var. Ben kırsal mahalle demek istemiyorum köy köydür. Bence adının da değişmemesi gerekir.

'BİR KÖYDE 12 AY DEĞİL, 12 KÖYDE BİR AY'

Bu köylere yaygınlaştırmak üzere turizmin yoğunluğunun bütün alanda yayılmasını sağlamayı hedeflemekteyiz. Bunu hedeflerken de nereden başlamak lazım, kapasite artırma çalışmalarıyla, yani tamam köylere yayılmasını istiyoruz, ama bu köye nasıl yayılacak, bunlar plansız, yönetilmeden yapıldığı takdirde yine bir köye yığılır. Bir köye yığıldığı zamanda işte Cumalıkızık örneği, işte Gölyazı örneği... bunlar yaşanır. Bir köyde kırsal turizm çok farklı bir şey. Normal turizmden ayrı değil diyemeyiz, o kadar farklılık var ki! Kırsal turizm 12 ay boyunca sürdürülemez. Sürdürürseniz orayı köy olmaktan çıkarırsınız. Çünkü halkın tarlalarda işleri var, dönemsel işleri var. Kırsal turizmi muhakkak destinasyon içinde yaygınlaştırarak, her bir köyü 12 aya yayarak, her bir köyün başka bir zamanını değerlendirerek o destinasyonu zenginleştiren bir özellik olması lazım kırsal turizmin. Yani bir köye tek başına 12 ayı yükleyemezsiniz. Yüklememelisiniz de... Çünkü tatil köyü olur ondan sonra...

Bursa "Cumalıkızık, Hanlar Bölgesi ve Muradiye" ile UNESCO Dünya Mirası listesine girdiğinde, şehirde adeta "Gökten turist yağacak" havası esmişti. Ama öyle olmadı. Nerede hata yapıldı?

Şu anda arabanız olmasa, Heykel'e çıksanız, Cumalıkızık Köyü'ne nasıl gideceğinizi biliyor musunuz? Bu alanlar arasında, 3 tane alan var, bağımsız bu alanlar arasında kesintisiz bir ulaşım yok en basiti... Bu herkesin aklına gelebilecek bir şey, turizm uzmanı olmanıza gerek yok. Bu aslında sembolik olarak şunu gösteriyor: Alanlar arasında bir anlam birliği yaratılamamış. Çünkü UNESCO listesine girdiğiniz zaman, evet bir listede yer alıyorsunuz, ama ondan sonrasını kendi çabalarınızla yapacaksınız.

'UNESCO SONRASI OLMASI GEREKEN YAPILMADI'

Evet UNESCO listesine girmek bir başarı, ama UNESCO'dan faydalanmak, sağlanacak olan faydayı en yukarıya çıkarmak başlı başına bütün sivil toplum örgütlerinin, valiliğin, belediyenin bir arada çalışarak, bunların koordine edilerek en yukarıya çıkarılması lazım faydanın. Fakat bunun için ciddi bir koordinasyon çalışması gerekir. Bu UNESCO'ya girmekten daha ciddi bir çalışma. UNESCO geldikten sonra UNESCO'nun en büyük faydayı sağlamasına çaba göstermek. Bunun olmadığını biz görüyoruz ve söylüyoruz başka platformlarda. İznik UNESCO ile çalışmak istememizin sebebi, en başından beri, çünkü biz gidip talepkar olduk, çünkü bütün sivil toplum örgütlerinin de gidip bu taleplerini söylemeleri lazım böyle kuruluşlara, 'Biz çalışmak istiyoruz, bizim uzmanlık alanımız budur, bunu yapabiliriz, böyle potansiyelimiz var'demelidir. Sivil toplum örgütlerinde belki en büyük problem de bu, biz davet edilmeyi bekliyoruz. Türkiye'de davet edilmeyi beklemeyeceksiniz. Eğer kurulduysam ben ve bir amacım var ise bana nerede ihtiyaç olduğunu ben tahlil edebilirim ve kapıya dayanırım. Biz çok kapısında yattık İznik Alan Başkanlığı'nın doğruyu söylemek gerekirse. Ama tabii İznik Alan Başkanı Prof. Dr. Murat Taş, gerçekten vizyonu çok kuvvetli bir insan ve gerçekten de bunun olması gerektiğine inandı ve belki de Türkiye'de bir turizm derneğinin, turizmle alakalı bir organizasyonun en başından beri sürecin içinde olduğu ilk yer İznik ve bunun da faydasını görüyor. Bunu hissediyorlar.

'TURİZM KÜLTÜREL MİRASI AKTARMAK İÇİN ARAÇ'

TÜRSAB da çalışmalarımızı takdir ediyor ve ben inanıyorum ki daha sonrasında, turizmi kültürel mirasın korunması aracı olarak kullanmak için de bizim çok büyük bir katkımız olacak. Çalışacağız ve başka sivil toplum örgütlerinin de muhakkak bunu yapmasını istiyoruz. Herkesin kendi konusunda muhakkak gidip bu tür üst kuruluşlara, koordinasyon yapan kuruluşlara kendilerini tanıtlamaları ve yardımcı olmaları lazım. Çünkü bu işler koordinasyon işleri, bu işler sahadaki her işi kendisinin yapabileceği işler değil. Ama biz Bursa Alan'da bunu yakalayamadık, sinerjiyi yakalayamadık, sinerji yakalanmadığı için de zaten birbirine bağımsız her şey, herkes bağımsızlık içinde. UNESCO'ya girmekle çok turist gelmez. Hadi duyurdular, geldi, diyelim. Şu anda Bursa değil de sadece Cumalıkızık UNESCO'daymış gibi bir izlenim var, değil mi? Halbuki böyle değil. Bu da büyük bir eksiklik. Demekki yanlış anlatılmış, o yoğunluk dağıtılamamış. Yine en baştaki soruya geliyoruz. Arada bağımsız bir ulaşım olmadan nasıl yapabilirsiniz?

'BİZE GEZEN TURİST LAZIM'

Bunu tur operatörünün inisiyatifine bırakıyorsunuz. Yine serbest dolaşan turist yok, serbest dolaşan turiste izin yok neredeyse Türkiye'de. Ama bunun olmaması lazım, yerele en büyük fayda sağlayan kişi 'seyyah' dediğimiz, işte o serbest dolaşan turistler. Gidecek kendisi seçecek, gidecek orada yerel esnafı tanıyacak, yerel esnafla manalı ilişkiler kurucak, sadece gidip tur operatörünün götürdüğü oraya gittim oradan magnet aldım, değil, gidecek, işte onunla tavla oynayacak, ona bakacak, gözlemleyecek, hoşuna gidecek, fotoğraf çektirecek, bir süre sohbet edecek. Seyyahın birinci faydası gelen gelirin dağılması, ikinci faydası gelen turist destinasyonla, bu şehirle duygusal bağlantı kuruyor. Siz duygusal bir bağlantı kurduğunuz yere gitmek istersiniz ve duygusal bir bağlantı kurduğunuz yeri kirletmezsiniz, duygusal bağlantı kurduğunuz yere, oradan ayrılsanız bile hep özlemle bakarsınız, hasretle bakarsınız, orasının en iyi olmasını istersiniz. Biz gelen turist ile yerel esnafın da işletmenin de yerel halkın da duygusal ve güzel bir ilişki kurmasını istiyoruz. Kırsal turizmin aslında budur.

'YİNE YURT DIŞINDAN BİRİ GELİR'

2018 rakamlarına bakıldığında Bursa'da tesis ve yatak sayısında artış var. Ancak bu turist sayısına da geceleme sayısına da yansımıyor. Neden sizce?

İŞTE BURSA'NIN TURİZM KARNESİ

Öncelikle planlama eksik, onun herkes farkında, artık stratejik planlamaya inanılıyor. Stratejik planlama için çok büyük bir isim gelecek yurt dışından, eminiz! Fakat tabii bu da doğrusu değildir.

'PLANLAMA TABANDAN TAVANA OLMALI'

Planlamanın siz dünyanın en büyük gurusunu getirseniz planlamayla alakalı tepeden aşağıya doğru planlama işlemez Türkiye'de. Yani bunu artık herkesin anlaması lazım. Bizim Birleşmiş Milletler'le de çok ettiğimiz bir sohbettir. Birleşmiş Milletler ekibiyle bir araya geldiğimiz de - onlar da yabancı uzman getirirler genellikle, turizmi yönetme ile ilgili çok fazla Türkiye'de uzman olmadığını düşünürler ve yabancı uzman gelir, paraları verirsiniz, 2-3 ay hiçbir şey yapamadan yada yaptığı şey hiç işlemeden gider. Ben bunun sebebini şöyle görüyorum: Türkler hiçbir zaman sömürge olmamış bir millet, yabancı uzmanlar sömürge olmuş, geçmişinde sömürgelik tecrübesi olan ülkelerde çok rahat iş yapıyorlar. Afrika, işte Cezayir gibi Fransızların ya da İngilizlerin sömürgesi olmuş olan yerlerde, çünkü itaat alışkanlığı var, onlara gidiyorlar, zaten sosyal genlerini kodlamışlar, gidiyorlar ve gayet başarılı proje yapıp geliyorlar. Türkiye'de işlemiyor, Türkiye'de tabandan yukarıya doğru bir şey olması lazım. Bizim girdiğimiz her destinasyonda özellikle yaptığımız çalışmalarda tabandan yukarıya doğru çalışıyoruz. Önce gidiyoruz yerelin ihtiyaçları nedir, istekleri nedir, bunu soruyoruz. Mesala ilk sorduğumuz soru, 'Sizin en çok paranız olduğu zaman, ne zaman; en az paranız olduğu zaman, ne zaman', çünkü tarıma bağlı toplumlar bunlar, tarıma bağlı olduğu için de senenin belli bir zamanında daha az paraları oluyor ve paraya ihtiyaçları oluyor. Ama belli bir zamanda da gerçekten çok zengin oluyorlar. Bunu anlamak lazım Türk köylüsüyle alakalı.

'TARIMI ÖLDÜREREK TURİZM OLMAZ'

Türk köylüsünün elinde para olduğu zaman gerçekten çok fazla bir şey yaptırmıyor, onu motive edemezsin, kanaatkardır, o kadarla o yetinir gider devam eder, ama gerçekten sıkıştıkları zaman olur, mesela ipekböcekçiliği çok enteresandır, aslında tarihte ipek böcekçiliği tam onların tarımdan aldıkları paralarının bittiği zaman yetişiveren ve işte düğününü, çeyizini yaptığı bir zamanda yetişir. Aslında doğa bunu veriyor, çeşitli zamanlarda insanların kendi geçimini sağlaması için veriyor, fakat maalesef iklim değişiklikleri bazı yönetim hataları nedeniyle artık çiftçinin de tarımdan istediği paraları almasına imkan kalmadı. İmkan kalmayınca bu sefer bizim bunu bir şeyle desteklememiz lazım, ama tarımı öldürerek, yok ederek değil. Bu da çok büyük bir problem. Mesela Cumalıkızık'ta tarım artık gitgide daha aşağı noktalara düşmeye başlıyor, ki orada inanılmaz iyi bir kooperatif var, Cumalıkızık'ın Tarımsal Kooperatifi, o çok büyük çaba göstermesine rağmen inanılmaz derecede iniyor. Çünkü turizm ön plana geçiyor. Turizm daha kolay para getiren bir şey, bunu da engellememiz lazım, bir yere girerken bir şekilde tarım faaliyetleriyle, aile çiftçiliğiyle, endüstriyel tarım faaliyetleriyle değil de turizmi birleştirmemiz, gastronomi turizmiyle, deneyim turizmiyle bunları birleştirmemiz ve bu şekilde bir ürün olarak sunmamız lazım ve de kesinlikle 12 aya yaygın değil, yani bir köyün tatil köyü haline gelmemesini sağlayarak, bir destinasyon içindeki bütün köylerin, kırsal alanların büyük bir uyum içerisinde bütün seneye yaygın bir şekilde Bursa'ya veya İznik'e, çevresinde köy olan her türlü kentsel yerleşime 12 ay turizm getirmesini sağlayacak şekilde takvimleyerek, haritalayarak, rotalayarak, bu şekilde bir çalışma yapmamız lazım.

'YİNE KADINDA BİTİYOR İŞ'

Bunun için de gelen yabancı uzmanın burada 5 sene falan yaşaması lazım. Bunu halkın içinden, yerelden gelen verilerle desteklemek lazım. Onun için de önce nitelikli katılımın sağlanması lazım. İnsanların sorunlarını gerçekten analiz edip, kendilerini bu tablonun içerisinde nitelikli olarak bir yere koyabilmeleri lazım köylülerin. Bizim en büyük çalışmalarımızdan biri de o, önümüzdeki sene yapacağımız faaliyetlerden biri de 'Köy kadından sorulur' diye bir faaliyet ve orada da kadın derneklerinin faaliyeti. Şu an İznik'te kadın dernekleri yok köylerde, köylerde kadınların dernekleşerek, kendi destinasyonlarıyla ilgili sorunları bu haritanın içinde nerede olmak istediklerini ön plana koyabilecek bir şey. Kadında bitiyor iş.

12 ay demişken, öteden beri konuşulan bir şey de Uludağ'da turizmin 12 aya yayılması...

Uludağ, yılın 12 ayı para basar aslında, basmaması için sebep yok, yazın kıştan bile daha çok para basabilir.

Peki nasıl?

Yine onu da rotaya oturtmak lazım. Bunlar hep rota meselesi. Aslında kongre turizmi ile olur, başka bir şey yok, kongre turizmi ile olacağı kesin. Şimdi kongre turizmi ile alakalı da, kongre turizmi gerçekten tur operatörlerinin işi değil.

'ÖLÇMEDEN TURİZM OLMAZ'

Kongre turizmi de turizmin diğer çeşitleri gibi tam anlamıyla, inanılmaz büyük bir birliktelikle alakalı bir şey. Çünkü kongre turizmine gelen kişi yerele çok büyük bir fayda sağlayabilir. Siz de gittiğiniz kongrelerde veya toplantılarda görmüşsünüzdür. Mutlaka güzel, tarihi yerlere götürülür, küçük bir köye gidilir. Küçük, tatlı bir deneyim yaşaması istenilir. Bunu o kadar güzel yayabilir ki çevresine... Bursa, bu konuda o kadar şanslı ki... Tarih isterseniz tarih, deniz isterseniz deniz, dağ isterseniz dağ; hepsi var. Bunu yapmamasına imkan yok. Mesala sağlık turizmi. Bursa'nın sağlık turizminde inanılmaz bir payı olması lazım, ama olamıyor, neden? Çünkü organizasyon meselesi. Pek çok kişiyle organize edilmesi gereken bir şey. Sağlık turizmine gelen kişinin burada gezebilmesi lazım. Belli bir paket gibi sunulabilmesi için, yine tabandan, yine herkesin katkı koyabileceği, bunu böyle yapabiliriz, şu olmaz, bu mantıksız - çünkü her sektör kendini en iyi biliyor- yani tabandan gelen danışma kurullarıyla yapılması lazım. Bu gerekli de. Biz toplantı masalarında oturmayı çok seviyoruz ama ölçüm yok, ölçmeden neyin üzerine konuşmak için oturuyoruz. O zaman da şahsi tercihler ön plana çıkıyor. Biri çıkıyor diyor ki 'Bursa ılıca şehri, ılıca olsun', bu olsun, diyorsun ama yakın çevrede başka bir isim var, elinden almak istediğin işini ya da öyle bir rota var, bunu kendine döndürmek istiyorsun, kaç kişi geliyor, mesela gelen turistlere soruldu mu 'Ilıcaya gider misin? Gittin mi? Kaç kere gittin? Gitmek ister misin?' Böyle bir anket var mı? Çalışma var mı? Ilıcaların kapasitesi kaç kişiye yetecek,i ki bu turizmin lokomotifi olacak. Sağlık turizmi için bu böyle, ne turizmi için derseniz deyin, çünkü hepsi için artık bu böyle. Artık ölçüm yapmadan kimsenin masaya oturmaması lazım, önce ölçümler, sonra bu ölçümler üzerinde konuşabiliriz. Ben şahsen isterim ki tarih turizmi yapılsın Bursa'da. Böyle acayip entellektüel akademisyenler gelsin. Akademisyen eşliğinde turlar düzenlensin. Gelsin 2 bin 500 dolar bıraksın 2 günde. Bunu isterim ama bunu altyapısı var mı? Bir de şöyle bir şey var:

'KÖTÜ TURİST İYİ TURİSTİ KOVAR'

Turizmde bir alana yönlendiğiniz zaman aslında başka bir alanı da elden çıkarmış oluyorsunuz. Alternatif maliyeti var. Arap turiste yönlendiğiniz zaman daha kaliteli bir turisti gözden çıkarmış durumdasınız. Çünkü o ikisi beraber olmuyor aynı yerde. Onun için bu bir denge meselesi, ama bunlar benim şahsi isteğimle değil, başkasının şahsi isteğiyle de değil, bunlar gerçekten de elimizdeki ürünler, bu ürünlerin Dünya'dan gördüğü talep belli. Artık o kadar kolay ki dijital ortamda bunları ölçümlemek. Rezervasyonlarınızı bile internet üzerinden yapıyorsunuz. Aslında o kadar büyük veri dönüyor ki ortada, bu verileri değerlendirmeliyiz. Biz sevmiyoruz istatistikleri, biz sadece işimize gelen istatistik rakamını alıyoruz, o anda hangisi işimize yarıyorsa, kafa sayısını alıyoruz, işimize gelmez ise kafa sayısını gözardı ediyoruz.

'HALK İSTEMEDEN OLMAZ'

Önce ölçümlerin yapılması lazım ve yerelin muhakkak nitelikli katılımının sağlanması lazım. Yerelin nitelikli katılımı olmadan hiç kimse turizm üzerine söz söylemeye kendini yetkin hissetmesin. Bu çok basit, ben hep söylüyorum, kırsal turizm toplantılarında söylüyorum, çok basit gelebilir aslında ama gerçekten çok doğru; şimdi sizin eşiniz sevmese, birisini istemese ve siz onu eve davet etseniz, mutlu bir ortam olur mu? Bunun gibi kırsal turizmde de öyle, orası istemiyorsa Barcelona örneği belirgin olduğu için söylüyorum, istemese yerel halk, siz ne kadar başarılı bir turizm yapabilirsiniz? 5 yıldızlı otel değil 15 yıldızlı otel yapsanız ne olur? Hiç bir şey değişmez. Akademik çalışmaları mutlaka işin içine sokmak lazım. Akademik çalışmayla halktan gelen isteği ve bilgiyi birleştirmek lazım. İkisinin de yeri var, ama ikisinin de doğru bir şekilde birleşmesi lazım. Akademik çalışma da kendi başına havada kalır, oda oturmaz; alanda yapılan çalışma çok önemli ama yabancı uzmanlarla bu yapıldığı zaman yabancı uzman gelip burada 5 sene kalıp içselleştirecekse çok güzel.

Bursa başlı başına bir tarih. Doğası, denizi, sıcak suları... Velhasıl ne ararsanız var. Turizm açısından seçenek fazlalığı avantaj mı dezavataj mı? ,

Bu her şeyde olduğu gibi avantaj da olabilir, dezavantaj da olabilir. Burada önemli olan bu bağları, noktalar arasında, değerler arasındaki bağlılığı doğru kurgulayabilmek. Her şey bir kurgu meselesi, rotalandırabilirsiniz, çok önemli, şimdi sanayi diyorsunuz, aynı zamanda turizm diyorsunuz, kongre turizmi dediğiniz zaman sanayi olmadığında veya ticaret olmadığı zaman kongre turizminin çok büyük bir anlamı olmayabilir. O zaman bunlar birbirini tamamlayan şeyler. Bu şekilde kurgulayabilirseniz harika. Şimdi tarih turizmi diyorsunuz, eğer bunları rotalandırırsanız, birbirine bağlarsanız, turizm gelirinin eşit bir şekilde paylaşılmasını sağlarsınız. Sosyal bir bozulma da olmaz, o da bir başka problem. Ne hiçbir yerde yükleme olur ne hiçbir yer bundan mahrum kalır; ama hep rotalandırma meselesi. Birbiri arasında bağlantı kurma meselesi. Evet, Uludağ bizim için önemli, mevsimsel olarak yılın 12 ayı dağda bir şey yapılacak mı? Yapılmak zorunda mı, zorunda değil mi? Ya da bir şeyle bağlantırılıp tekrar tekrar aynı turisti memnun ederek buraya getirmek mi? O da çok önemli. Uludağ'ın şöyle bir avantajı var; zaten bir turizm destinasyonu, ama turizm destinasyonu olan yer o kadar küçük bir yer ki, dağ ama dağ inanılmaz bir yer, doğa yürüyüşleri için apayrı bir yer, orman ürünleri için bambaşka bir yer, oradaki bitki örtüsü açısından, kuş gözlemcileri için, hepsi için apayrı bir yer. Biz hep bir tarafına bakıyoruz, sadece oradaki turizm tesislerin toplandığı yere bakıyoruz.

'AŞIRI TURİZM BİZDE DE VAR'

Turizm tesislerinin toplandığı yere bakarsak orası zaten içinde olmak istediğimiz bir yere dönüşüyor bir süre sonra. Kalabalık oluyor. İşte Barcelona ile en çok gündeme gelen aşırı turizm! Türkiye'de yok gibi görünüyor, ama Türkiye'de noktasal olarak var ve biz hala turist istiyoruz. Evet, doğru çünkü turizmden istediğimiz geliri, istediğimiz sayıyı alamıyoruz, ama aşırı turizm Türkiye'de yok denemez. Noktasal olarak var. Pazar günü Gölyazı'ya gittiğiniz zaman aşırı turizm var. Hafta sonu ve yazın Cumalıkızık'a gittiğiniz zaman aşırı turizm var. Aşırı turizm noktasal olarak var. Ama biz bu turizmi alıp rotalarla yayamıyorsak, bir Cumalıkızık'ın merkezi bu kadar doluyken iki sokak arkaya geçtiğiniz de bir kişi bile yoksa, bu yönetim zaafıdır. Bu demektir ki sizde bir yönetim zaafı var.

Oradan o turisti alıp Bursa'da dolaştırıp tekrar getiremiyorsanız, sizde inanılmaz bir yönetim zaafı var. Hiçbir şekilde orayı koruyorum, demeyin ve koruyamadığınız için de halkı suçlamayın. Benim en çok üzüldüğüm Cumalıkızık halkının suçlanması ve kendileri de çok üzülüyor: Cumalıkızık'ta Kadın Derneğine ve Başkanına yükleniyorlar. Yanlış!.. Sanki Cumalıkızık'ı o mahvetmiş gibi davranıyorlar. Bu, Cumalıkızık'ı kum torbası yapmak demektir: Onlar sizden böyle bir şey talep etmiş değil zaten, siz onu öyle bir durumun içine koyuyorsunuz ve siz yönetemediğiniz için bütün suç da onun oluyor! Kimse arkalarında durmuyor. Çok para düşkünü insanlar, diyorlar! Öyle bir talebi olmuş mu? Elbetteki bir şey kazanmaya başladığı zaman onun da hoşuna gitmiş ekonomik olarak... Sen geliyorsun orada araştırma yapıyorsun, parasız mı yapıyorsun o araştırmayı, sence ben o zaman, para düşkünü burada araştırma yapıyor, desem hoşuna gider mi? O da onun gibi... Kendisi orada kazanmak istediği bir şeyi kazanıyor ve bunu yönetememeleri, altyapı, altyapı sadece oradaki evleri düzeltmek, bir gider-atık altyapısı yapmak değil ki... Turizmin en büyük altyapısı insan kapasitesidir. İnsan kapasitesini sağlayamadığınız zaman bunları da ona hazırlayamadığınız zaman dönüp de onları suçlamak vicdansızlık bence. Yani gerçekten bu vicdansızlık!

Bir de Kültür Turizm Tanıtma Birliği var Bursa'da...

Çok etkin çalışıyorlar, beraber çalıştığımız durumlar da var, bir de Turizm Platformu var. Bir kez daha o konuya geleceğim, şimdi 'destination manager organization' halinde çalışamazsak, 'destination marketing organization' olarak kalırsa, sadece pazarlama işi içinde kalırsa, pazarlayıp buraya getirdiği insanın turizm anlayışını, turizm ürünlerini, buradan yerelin vereceği, onlara sunacağı turizm ürünlerini yönetemezse bu iş hiç iyi sonuçlanmaz.

'TURİZM PLATFORMU'NDAN UMUTLUYUM'

Çünkü 2 binlerin başında Dünya'da yapılan şey tanıtım birlikleriydi, 'destination marketing organization.' Ondan sonra bu Barcelona'daki problemler ortaya çıkınca, yerel halk turizmden şikayet eder vaziyete gelince, tanıtım birlikleri çok iyi iş yürütüyor o konuda, hiç zannetmeyin yani tanıtım birlikleri yatıyor, tanıtım birlikleri her zaman her yerde iyi iş yürütür, güzel bir tanıtım yaparlar. Siz bana sadece tanıtım veriyorsunuz, diyorsunuz ki burayı ve bu restoranı git tanıt, ben çok iyi tanıtıyorum, restoran 100 kişilik 1000 kişi gelmeye başlıyor restoranta, bu 1000 kişinin memnun olmasına imkan var mı? Onun için tanıtım birliği değil de yönetim birliği olması lazım. Bursa'da bununla alakalı çalışmalar yapılmıyor değil, gerçekten de Turizm Platformu onun için çalışıyor aslında. Gerçekten dinamikleri bir araya getirip bunları bütüncül bir yaklaşımla yönetmeye çalışıyorlar. Çalışıyorlar, ama en büyük eksiklik ölçümleme. Ölçümleme olmadığı zaman bunlar yine konuşmalardan ibaret kalıyor. Ben yalnız yeni dönemdem umutluyum. Çünkü TÜRSAB'ın başa geçmesi Turizm Platformu'nda, Tanıtım Birliği ve Turizm Platformu'nun güzel bir uyum içinde çalışması, bunların hepsi aslında güzel şeylere işaret ediyor. Sağolsunlar, bizden de destek istediler, kırsal turizmle alakalı, biz elimizden gelen desteği en iyi şekilde vermeye çalışacağız. UNESCO için çalıştığımız gibi aynı şekilde turizm tanıtım için de çalışmaya, en iyi şekilde destek vermeye çaba göstereceğiz ve hep bizim derdimiz şu olacak: Bizim istediğimiz önemli değil, halkın verebileceği, yerel halkın verebileceği önemli, çünkü yerel halkın verebileceği üzerine konumlandırabilirsek o para yerele dönecek. Artık Dünya'daki istatistiklere baktığımız zaman gerçekten gelen turistlerin de manalı etkileşimler kurmak ve paralarının da güzel amaçlara gittiğini görmek istekleri ön planda. İşte sorumlu turizm... Gerçekten sorumlu turizm de bir pazarlama aracı oldu Dünya'da, geliyorsunuz buraya, bu köyde bu restoranda yemek yerken, şu kadın istihdam sağlıyor, bu kadar kadın evine ekmek götürüyor ve işte çocuklarına güzel bir gelecek sağlamaya çalışıyor, dediğiniz zaman, evet o turist de mutlu oluyor. Turizm kendi başına kendinizi iyi hissetmenizi sağlayan bir şey, sosyal olarak kendinizi iyi hissettiğiniz bir şey yapmak istiyorsunuz.

'KAZAN KAZAN'DAN DAHA FAZLASI'

Tabii çevresel etkilerin en azaltılmış olduğu bir turizm bizim için çok önemli, plastiğin olmaması bu işlerin içinde, atıkların en aza indirilmesi, bütün bunların aslında yavaş yavaş öğretilmesi lazım, bunlar öğretildikçe, yapıldıkça ve bu destinasyonlarda bunların ön planda olduğu devamlı vurgulandıkça bir pazarlama değeri ön plana çıktıkça herkes de bunu yapmak isteyecektir. Bu bir döngü ve sorumlu turizm özellikle çevreye zararlı olmayan bir turizmin aslında karlılığını da artırdığını görünce iki yönden, hem pazarlama aracı kullandığında artı çevreye zararlı olmayan şeyler, aslında ucuz şeyler çevreye zararlıdır, daha ucuz olan deterjanlara bakmayın siz, plastik ben koymuyorum dediğiniz zaman, işte filtre su kullandığınız zaman en basitinden ya da elektriği çok fazla kullanmayan, daha düşük elektrik kullanan bir şey yapmaya başladığınız zaman bile zaten sayacınızda görüyorsunuz onun faydasını. Bunların hep anlatılması lazım. Güneş enerjisinin kullanılmasının ne kadar önemli olduğunun, bunların anlatılması lazım böyle olunca kazan-kazan-kazan-kazan, bir sürü kazan, hatta bir de pazarlama olarak bununla alakalı kazanabilirse ne ala! Bunlar yapıldığı zaman turizm çok daha güzel olacak başka bir turizm de mümkün zaten, ama mümkün olduğu kadar taşıma kapasitelerinin en önce, bütün alanların taşıma kapasitelerinin çok güzel bir şekilde ölçümlenmesi ve turizm dinamiklerinin bu taşıma kapasitelerine saygı duyacak şekilde organize edilmesi, tur operatörlerinin rezervasyonlu gitmesi, belli bir miktardan fazla tur operatörlerinin alınmaması, mesala şu an Milano'da 'Son Akşam Yemeği'ni görmek istediğiniz zaman 2 ay önceden randevu alıyorsunuz, 15 dakika içeride 20 kişilik bir grupla kalabiliyorsunuz, bu onun görülmemesini sağlamıyor, bir sene sonraya bile dolu olduğu tarihler oluyor. Yani demek ki bir şeyi nasıl sunduğunuz, yani değerli bir mücevher gibi mi sunuyorsunuz, yoksa ortaya tezgaha mı atıyorsunuz! O da sizin elinizde, o da bir pazarlama taktiği...

Son olarak köylerdeki çalışmalarınızı açalım... İlgi nasıl?

İnanılmaz iyi, inanılmaz güzel, ama tabii kırsaldaki çalışmalarda biz üniversiteleri de çok fazla kırsaldaki çalışmalara yönlendiriyoruz saha çalışmaları yapmaları için. Bizim en önce söylediğimiz önce yerel halka saygılı, onları irite etmeyecek şekilde, bu çok önemli, çünkü bir yere girebilirsiniz, orada sonuçta siz biyolojik bir deney yapmıyorsunuz, sonuçta sosyolojik bir olguyu araştırıyorsunuz ve misafir olduğumuzu unutmamamız lazım. Hiçbirimiz, gelen turistin de gelen araştırmacının da... Yerelde onlar ev sahibidir, misafir olduğumuzu asla unutmayacağız, onlara doğru bir şekilde yaklaşacağız. Doğru yaklaştığınızda zaman, hedeflere çok ileride, çok büyük değil de küçük küçük, hemen karşılığını bulabilecekleri, hemen bir iki ay içerisinde sonucunu alabilecekleri, görebilecekleri hedefler olarak koyduğunuz zaman size güvenleri sağlanıyor. Ondan sonra zaten yolunuz tamamen açılıyor: Bizim çalıştığımız her türlü kırsal alanla gerçekten çok iyi ilişkilerimiz var, gerçekten çok iyi dostluklar kazanıyoruz her şeyden önce ve bunu da sağladığımız güvenle sürdürmeye çalışıyoruz. Onları hiçbir zaman hayal kırıklığına uğratmamaya çalışıyoruz açıkçası.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


Bursa'da bugün hava nasıl olacak? (28 Ekim 2021 Perşembe)

Bursa'da bugün hava nasıl olacak? (28 Ekim 2021 Perşembe)

Falcao tarihe geçti!

Falcao tarihe geçti!

İran’dan UAEA’ya uyarı

İran’dan UAEA’ya uyarı

Popocatepetl Yanardağı kül ve duman püskürtmeye devam ediyor

Popocatepetl Yanardağı kül ve duman püskürtmeye devam ediyor

Çok Okunan Haberler

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler