DOLAR

17,9536$% 0.45

EURO

18,5580% 0.7

STERLİN

21,9575£% 0.44

GRAM ALTIN

1.032,32%0,25

ÇEYREK ALTIN

1.688,00%0,06

BİTCOİN

438094฿%2.49203

İmsak Vakti a 02:00
Bursa AZ BULUTLU 22°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a




Üniversiteyi Dallas’a çevirmişler!

Nebati bakanın dediği gibi, gözlerinizi kapatın öyle dinleyin. Bugün size, Dallas Üniversitesi‘nde çevrilen dolapları anlatacağım.

Fakat, Dallas‘a geçmeden evvel, konudan bağımsız iki önemli hususa dikkatinizi çekmek istiyorum.

Birincisi:  Türk-İş’in, her ay yaptığı, “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması”nın Temmuz 2022 sonuçları açıklandı. Buna göre; dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 6 bin 840 lira olurken, yoksulluk sınırı ise 22 bin 280 lira olarak hesaplandı. İlaveten bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” aylık 8 bin 930 lira olarak belirlendi.

Almanya’nın bizi kıskandığını düşünenler; gerçeğin bu olduğunu görmeliler ve kıskançlık edebiyatını buna göre yapmalılar. Şaka bir yana, yöneticilerimiz, insanca yaşam adına başka şeyler yapılması gerektiğini anlamalılar. Bu memlekette açlık sınırında bir gelire bile ulaşamayan binler hatta milyonlar var. Bu tablo, başta gençler olmak üzere toplumun kahir ekseriyetinde derin bir umutsuzluğa sebep oluyor.

İkincisi: ORC Araştırma Şirketi, 51 ilde, ilk kez oy kullanacak toplam 2185 kişiye, “Bu pazar genel seçim olsa oyunu hangi partiye verirsin?” diye sormuş. Çıkan sonuç çok düşündürücü: Kararsızım: %27,0 — CHP: %22,5 — İYİ Parti: %18,6 — Ak Parti: %11,9. Umutsuz tablonun adeta sağlaması gibi değil mi?

CHP ve İYİ Parti, gençlerin gönlüne henüz girememiş olsa da şimdilik gözüne girmiş gibi görünüyor. Fakat Ak Parti gözden de gönülden de düşmüş. Ne var ki; yüzde 27’nin kararsız olması hala bir umut ışığı olarak görülebilir. Siyasette 24 saat bile uzunsa ve seçime kadar da daha epey zaman varsa bu işi tersine çevirecek bir formül mutlaka vardır. Bu mümkündür fakat Ak Parti’de halihazırda söz sahibi olanların çoğunun uyutulup, iki sene sonra uyandırması gerekiyor. Nebati bey, kendisini de uyutacak böyle sihrli bir formül bulabilir mi, merak ediyorum.

Neyse; bu gündem dışı konuyu Nebati beye havale edip, kendi gündemimize, yani, Dallas Üniversitesi‘nde döndürülen dolaplara geçebiliriz artık.

Efendim, geçenlerde ABD’den bir dostum geldi. Memleket hallerinden konuşurken, oralardaki üniversitelerin içler acısı durumunu anlattı. Mesela, Dallas Üniversitesi’nin yöneticileri, Dallas dizisine taş çıkartacak dolaplar çevirmişler. Neler yapmışlar neler…

Muhafazakar Demokratların içine çöreklenmiş Moon Tarikatı benzeri bir yapının elemanlarınca korunan çember sakal rektör, yasaları hiçe sayarak bir firmaya danışmanlık yapmaya başlamış. Bakmış ki; ses eden yok, danışmanlık yaptığı firmadan okula yüksek bedellerle mal almış. Yine, kimse bana mısın demiyor; aynı firmanın satış müdürünü, şartları değiştirip, alan dışı olarak mastır ve doktora yapmasını sağlamış. Tabii, bütün bunların bir de bedeli olacak değil mi? Rektör, karısını, danışmanlık yaptığı, mal aldığı, satış müdürüne mastır-doktora imkanı sağladığı o şanslı firmadan sigortalı gösterip maaş almasını sağlamış. Rektör, bakmış ki; kimse aldırış etmiyor; alan dışı olarak şartları değiştirip karısına da kendi bölümünde yüksek lisans yaptırmış.

Tabii, rektör bunu yapar da yardımcıları durur mu? Onlar da sıvamış kolları; ilkin, rektör yardımcısı, kendi oğlunu, kendi bölümüne araştırma görevlisi olarak almış. Öte yandan, başka bir rektör yardımcısı kendi kız kardeşini doktora alanının dışında bir görevle almış. Üniversitenin genel sekreteri, kendi yeğenini araştırma görevlisi olarak almış. Anlayacağınız, Dallas Üniversitesi, bildiğiniz Dallas çiftliğine dönmüş. Dönmüş ama dönüp bakan olmamış.

Bitti mi sanıyorsunuz? Durun, turpun büyüğü daha heybede duruyor. Her gelenin karşısında, “İsa Mesih aşkına” diye palavra sıkan, yalan, sakalında yuva yapmış rektör ve yardımcısı kendilerine dul birer sekreter alıp, üniversite için kiralanan araçları da bunların altına vermişler. Sonrası iyilik güzellik tabii… Tamam, kimsenin özel hayatı bizi ilgilendirmez de, dul sekreterler birbirlerini çekemeyince basmışlar kavgayı, ortalık çarşamba pazarına dönmüş.Hani, “Bizimkiler”in Cemil’i görse, “Sevim kooş, manitalar birbirine girdi” diye çoktan basar narayı ama Allah’tan olay buralarda değil.

Neyse, Dallas Üniversitesi rektörü ve yardımcısı, bakmışlar ki; bu aşna fişne işlerin kokusu çıkacak, kendilerine bir koruma kalkanı daha olsun diye, demokrat senatörlerden birisinin kız kardeşini de hemen işe almışlar. Bunlar, arkadaşın anlattıklarının sadece bir kısmı; kim bilir, adamlar istavroz çıkartıp bilmediğimiz daha ne günahlar işlemiş ne filimler çevirmişlerdir.

Gerildiniz değil mi? Şimdi Türk aklıyla, “Ulan bu namussuzlara ‘dur’ diyecek kimse çıkmamış mı?” diye düşünebilirsiniz. Çıkmış tabii de, Amerika Yüksek Öğrenim Kurumu, “bizden” diye itirazlara kulak asmayınca, “dur” diyen ne kadar namuslu varsa hepsine sudan soruşturmalar açılıp, ya sindirilmiş, ya kovulmuş, ya da uzaklaştırılmış.

SON SÖZ:

İsa, yeniden gelse, bunları çarmıha germez mi? Hem de nasıl gerer ama artık ne İsa’nın, ne de Musa’nın geleceği yok. İyi de bunlar cezasız mı kalacak. Kalmayacak elbette. Demokratların iktidardaki son günleri; Cumhuriyetçiler geldiğinde ilk iş bu çember sakal ve yardakçılarından hesap sormak olacakmış… Tamam, hikaye bitti, gözlerinizi açabilirsiniz artık. Gördünüz değil mi, neler oluyor dünyada. Allah’tan bizim üniversitelerimizde olmuyor böyle şeyler. Bizim rektörlerimiz, lavabolarına gülsuyu dökecek kadar ince ruhlu insanlar. Ne yalan söylerler, ne harama uçkur çözerler, ne de kul hakkı yerler.

ad826x90
ad826x90
YORUMLAR

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Sıradaki haber:

Bursa’da çocuğa çarpmamak için kendi canını hiçe saydı

HIZLI YORUM YAP