GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Açık
DOLAR 7.82
EURO 9.36
ALTIN 449.54
BİST $16.987

Salgın sonrası nasıl bir dünya?

20 Nisan 2020 Pazartesi, 22:35

Dünyanın mevcut siyasal, finansal, ekonomik yapısı II.Dünya Savaşı'ndan sonra kuruldu. ABD Başkanı Truman'ın kararları 20.yy'in Dünya Düzenini oluşurdu ve bir tarafta ABD, bir tarafta SCCB ile "Soğuk Savaş" adı altında kurulan siyasal düzen son SSCB'nin dağılması ile ABD'nin hakim güç olduğu tek kutuplu bir dünya düzeni oluşturmuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletlerin daimi 5 üyesini eleştirerek, "Dünya beşten büyüktür" demesi ile aslında Ulus Devletlerin üstünde olan Birleşmiş Milletler de sorgulanır hale gelmişti.

Çin'in hızlı yükselişi ile ABD ile Çin arasında Siber, Ticaret, Siyasal rekabetler başladı ve ABD Çin'e gümrük vergileri koymaya ve karşılıklı tehditler başladı.

Koronavirüs çıkması ile Çin ve diğer dünya ülkeleri arasında yeni bir durum ortaya çıktı. Önce tüm ülkeler Çin'den ithalatı durdurdu, Çin'e kapılarını kapattı ama Koronavirüs'ün dünyaya yayılması ile Çin neredeyse tüm ülkelere yardım eder konumuna geldi.

Koronavirüs nedeniyle her ulus devlet önceliği kendi vatandaşlarına verdi ve ülkeler kendi içine kapandı. Türkiye, yaklaşık 40 farklı ülkeye yardım malzemesi göndererek ABD ve Çin'den sonra dünyada en fazla yardım yapan ülke konumuna geldi. Koronavirüs sonrası kurulacak dünya düzenin de Türkiye'nin Afro-Afrasya'da ciddi bir rolü ve konumu olacaktır. Ayrı bir yazıda bu konuyu değerlendireceğim.

Koroavirüs'ün nasıl bir yeni siyasal ve ekonomik düzen getireceğine dair yoğun tartışmalar var. ABD, Çin ve Avrupa'daki Analist ve Stratejistlerin büyük çoğunluğu Ulus Devletlerin güçleneceği, Milliyetçilik akımlarının büyüyeceği ve daha otokratik devlet yapılarının ortaya çıkacağı yönde. Bu düşüncenin nedeni de Koronavirüs önlemleri ile Hükümetler Kanun Hükmünde kararnameler ile hızlı karar almaktalar. Örneğin Macaris'tan da parlamento Hükümete Kanun Hükmünde Kararname çıkartma yetkisi verdi ki bu durum Avrupa Birliği konseptine aykırıdır. Fransa Dış İşleri Bakanı Macaristan'ı eleştirerek Avrupa Birliği Hukuk Sistemi dışına çıkan ülkelerden hesap sorulacağını ifade etti.

Ulus Devletler salgın sonrasında da aynı yetkileri kullanmaya devam ederse otokratik yönetimlerin güçleneceğine bir döneme girilme kaygısı var. Ama diğer taraftan da ekonomileri büyük zarar gören, işsizliğin arttığı, tedarik zincirlerinde ciddi problemlerin olduğu bir dönemde Ulus Devletler, siyasal ve asayiş sağlayabilmek için yetki kullanmak isteyecektir. Bu durumda da Hukuk Devleti, Demokrasi, bireysel özgürlükler tartışmaya açılacaktır. Yani 20.yy'ın ikinci yarısında başlayan Küreselleşme süreci riske girecektir.

ABD'de Trump, işe başlama ve yasakları gevşetme konusunda yetkiyi Eyalet valilerine bıraktı. Sonrasında ise silahlı eylemciler birçok eyalette sokaklarda işlerine geri dönmek için eylem yaparak Eyalet valilerine baskı yapmaya başladı. Trump'un eylemcilere Twitter üzerinden destek vermesi ile eylemler ülke geneline yayılmaya başladı. Kaliforniya Valisi, Kaliforniya'yı bir Ulus Devlet ilan etti, kendi ihtiyaçlarımızı kendimiz karşılayacağız ve hatta ihracatta yapacağız açıklamasını yaptı. ABD'nin siyasal düzenin dışına çıkan bir açıklamaydı bu. Bu açıklama ile ABD Mevcut Eyalet yapısı ve siyasal düzenini koruyabilecek mi sorusu gündeme geldi. New York Valisi ile Trump arasında gergin tartışmaların gölgesinde ABD siyasal düzeni ve küresel liderlik konumu sorgulanır hale geldi.

ABD'de dünyanın süper gücü algısı Koronavirüs ile zarar gördü. Gelişmekte olan ülkeler ABD'den yardım beklerken, ABD Türkiye dahil bazı ülkelerden yardım istedi. ABD'nin Sağlık Sistemi sorgulanır hale geldi. Koronavirüs sonrası ABD'de sadece siyasal düzen değil, ABD Kapitalizmi de sorgulanacaktır.

Avrupa'da ise İtalya tartışması gündemde. Avrupa Birliği İtalya'ya zamanında yardım yapamadığı için özür diledi. İspanya ve İtalya AB tarafından yalnız bırakıldı. Küreselleşmenin prototipi olan "Avrupa Birliği" birliğinin devam ettirebilecek mi sorgulanır oldu. Avrupa'da da ABD gibi ciddi sorgulamalar ve Birliğin dağılması endişesi giderek artıyor.

Çin, Koronavirüs ile daha önceden ilan ettiği "Sosyal Kredi Sistemine" geçti. Çin bir kamu devletinden çok artık yapay zekanın yönettiği bir "Dijital Devlet" yönetim şeklidir.

ABD, AB, Çin dışındaki ulus devletler özellikle gelişmekte olan devletler bu süreçte Koornavirüs sürecinin uzamasına bağlı olarak devlet olma özelliğinden ciddi kayıplar verebilir. Örneğin Ortadoğu'nun zengin Arap ülkelerinin geliri sadece Petrole dayalı. Petrol fiyatları ise dip yaptı. Varlık Fonları olan Körfez ülkeleri bir üre dayanabilir ama diğerleri ne yapacak? Yine İran ve Rusya'nın geliri önemli ölçünde petrol e doğalgaza dayalı. Afro-Avrasya'da birçok ülkede ekonomik sıkıntı, güçsüz devlet yapısı ile mezhep ve etnik çatışmalar ayrışmalar gündeme gelebilir.

Sonuçta en azından bir süreliğine ulus devletlerin yükseleceğini, Milliyetçilik akımlarının artacağını göreceğimiz, 20.yy anlamıyla küreselciliğin gerileyeceği bir dünyaya gireceğiz. Ama bu süreçte Ulus Devletler "Dijital Küreselizmin" fiber optik kablolarını döşemektedir.

21.yy Yeni Dünya Düzeni "Dijital Küreselleşme"dir. Ulus Devletler kendi elleri ile koşarak "Yapay Zeka" devleti olma durumuna gidiyor. Bu süreç tamamlandığında vatandaşlarını dijital devletlere kaptırmış, parasını küresel şirketlerin kripto parası ile rekabet edemez halde, yüz tanıma sistemleri ile vatandaşlarının kimliklerini kaptırmış, Blockchain ile kayıtlarını kaptırmış bir ulus devlet modeli karşımıza çıkacaktır.

Ulus Devtleri yönetenler "Dijital Küreselizmi" anlamaz ise gelecek nesillerini "Yapay Zeka"ya kaptırarak tarih sahnesinden silinme riskiyle yüz yüzedir.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları