GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
-3°
Açık
DOLAR 7.82
EURO 9.36
ALTIN 449.54
BİST $17.028

11 yıl önce Türkiye ve Bursa

29 Haziran 2020 Pazartesi, 17:53

Yıl 2009... Aylardan Ağustos... TMSF'nin atadığı ve biri Bursa'da ikamet eden, gazeteciliğe çok meraklı, gazetecilere adeta savaş açmış birinin de içinde bulunduğu yönetici kadrosu tarafından 17 yıllık iş yerinden çıkarılmış biriydim. Yıllarca rakibimiz (refikimiz) olan medya kuruluşu yöneticisinin yaptığı davet ile yeni bir mecrada yazmaya başlayacaktım.

İlk yazının heyecanı ile bir şeyler döktürmüşüm. İşte o yazıyı, genel ve yerel politika hakkında bir fikir vermesi, medyanın kentimizde nereden nereye geldiğini görebilmemiz için bir kez daha yayınlıyorum.

O rakip medyadaki ömrümü sorarsanız, kısaca özetleyeyim. Beni yıllarca emek verdiğim medyadan koparan, siyasi ve idari gücün temsilcisi, gazeteci kılığına girmiş, kendini ülke üzerine bir kara bulut gibi çöken garip bir örgütün hizmetine adak yapılmış bir kirli el ve takım arkadaşları, bu mecradan da beni kovdurmayı başarmıştı. Okuyun, 11 yıl öncesi ile günümüzü bir güzel değerlendirin!

Sıradışı 335 gün!

"Genellikle yeni bir kurumda ilk yazıya "merhaba" ile başlanır.

Yeni iş yerinizdeki arkadaşlarınızın "hayırlı olsun, hoş geldin" cümlesi ile sürer gider.

Bu arada sizinle dost olanlar tebrik mesajları yollar.

Bunlarla ben de karşılaştım ve mutlu oldum.

Özellikle yeni yöneticilerimin hakkımda sarf ettikleri sözler, onur verici olmanın yanında şaşırtıcıydı da...

Son kurumumda geçen 17 yılda, böylesine tanımlarla karşılaşmamıştım çünkü...

Aslında yazıyı şaşkınlık üzerine kurmak amacındayım.

Medyadan uzakta geçen 335 günde kendi yaşamım, yurt ve Bursa gündeminde adeta şaşırtıcı olaylar dizisi vardı.

Bir başbakanın, uluslararası bir konferansta nasıl bir diplomatik dil kullanacağını gururlanarak öğrendik!

Demokrasinin nimetlerinden yararlanarak, demokrasi adına özgürlüklerin nasıl kısıtlandığına tanık olduk.

Küresel krizin bir ülkeden nasıl teğet geçebildiğini canlı biçimde yaşadı!

Cumhuriyet dönemindeki rekor işsiz sayısına karşın, bu ülke ve halkının nasıl ayakta kaldığını (kayıtdışı ekonomi sağolsun) dosta düşmana gösterdik.

Bereketli topraklarımız üzerindeki her taşın altında birer darbe silahı yattığını ekranlardan kayıtsızca izledik.

Dün kahramanlık madalyası taktığımız askerlerin üçer beşer kişilik hücrelerle darbe yapma girişiminde olduğunu anlatmak istediler, ama anlayamadık.

Vatanı koruyanla bölmeye çalışanların aynı kefeye konmadığını takdirle karşıladık! PKK mensubuna af diyen, Ergenekon sanığı dünün şerefli askerlerine yüzlerce yıl hapis cezasını reva görerek "tarihi gaf" içine düşenlerin "özel koruma" altına alınmasını film gibi izledik.

Beyaz eşyalı, kömür paketli, bol DTP'li bir yerel seçim geçirdik.

Olmayan doğal gazı Avrupa'ya taşıyacak projeyi "asrın harikası" diye tanıtanları ibretle dinledik.

Medya çalışanlarının, başbakanın yaşam biçiminde olması gerektiğini, aksi takdirde "ötekileştirileceğini" tersini yapan kurumların ağır vergi cezaları ile ödüllendirileceğini beynimize kazıdık!

Deniz Feneri'nin yıllardır kimleri aydınlattığını, buna karşın RTÜK Başkanı Zahit Akman'ın neden aklanma gereği duymadığını anlayamadık.

Bursa'da yaşananlar da zaman zaman şaşırtıcıydı.

Kendi partinizi ağır biçimde eleştirdiğiniz takdirde, günün birinde önceden söylediklerinizi yutsanız bile "danışman" ve akil bir adam sınıfına girebileceğinize tanık olduk.

Kentle ilgili çok önemli kararlarda, belediye meclis üyeliğinin hiçbir önemi olmadığını, tüm yetkilerin başkanlarda olduğunu açık biçimde anladık.

Yerel yönetimlerde, en iyi eleştiri ve muhalefetin aynı partiye mensup halef-selef başkanlar arasında yapıldığını, partilerin hiçbir sorumluluk taşımadığını tanık olduk!

İl başkanı seçilmek için, kamuoyunda dillendirildiği gibi üniversite diploması yerine sabaha karşı 04.00 civarlarında uyanık olmak gerektiğini anladık.

Parti içi demokrasinin en iyi biçimde uygulanması için, ne kadar tanıdık eş, dost varsa delege yapılmasının elzem olduğunu, sizi seçecekleri önce sizin seçmeniz gerektiğini, günü gelince onların ne kadar işe yarayacağını yaşayarak öğrendik.

Bana gelince...

Tam 17 yıl çalıştığım kurumun birkaç ay içinde nasıl biçim ve politika değiştirdiğini ve de bunun da kamu eliyle yapıldığını görmenin şaşkınlığı, üzüntüsü var.

Tek tesellim, kamu yöneticilerinin hoşgörüsü ile (!) eski kurumum ve Bursa'da on yıllar sonra gazeteci örgütlenmesini görmem oldu.

Bundan sonra ne olacak sorusuna kendimce bir yanıt vereyim.

Elinizde tuttuğunuz gazetede, kent sorunlarını, ülkede yaşanan olumlu veya olumsuz gelişmeleri yorumlayarak ve özgürlük sınırlarım içinde dile getirmeye çalışacağım.

Bursa'nın gerçek gündemini öğrenmek, bilgilenmek istiyorsanız takım arkadaşlarımla birlikte bizi izlemeyi sürdürün diyorum."

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor

NOT DEFTERİ: 1855 Bursa depreminde neler yaşandı?

Suçuna ağlayarak sevinen bir millet!..

Tek suçlu var o da ahlâk…

Deprem bugün İzmir’de yarın...

Ali ve saz arkadaşları…

NOT DEFTERİ: Cumhuriyet’in ipuçları Bursa’da mı verilmişti?

Gölyazı Barış Antlaşması!

Dik dur eğilme, Cumhuriyet seninle…

Futbol bu, kaderden kaçılmaz!

Bir yemine yüklü bir maaş!

NOT DEFTERİ: Bir yerel seçim nasıl hükümet düşürdü?

Konu Bursaspor ise herkes haklıdır!

Seçmen nereye bakıyor?

SMA belası ve pompalı dehşeti!

Hem EYT'li hem KHK'lı olmak!

Enerji mi, yetenek mi kazandı ?

NOT DEFTERİ: Gazi’nin ilk Bursa ziyareti  

Laik bir ülke ve Dilipak’ın sözleri

Burası Bursa, şaşırmayacaksın!

16 Ekim Milli Takım ve bir Güzelırmak…

Bakan emekliye nasıl bakıyor?

Sağlık ve eğitim neden sorunlu?

Ülkesinden önde olan Türk futbolcular!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın rüya gibi ortak girişim dönemi

Sayıştay da kapanmalı mı?

Eğitimde para hesabı olur mu?

İlk EBA kurbanı!

Bursa'da Covid cenazeleri nasıl defnediliyor?

Sürprizin adı Bursaspor

Atatürk doğarken…

Vaka uymadı, hasta verelim!

Siyaseti hiç sevmem çünkü!..

Dini rüşvet nasıl olur?

Uzaktan eğitime uzaktan bakanlar!

Bu bir futbol yazısı değildir!

NOT DEFTERİ: Bursa'da Hıristiyan okulları ve misyonerlik

Oyun kâğıdı ve Çukur Kahve...

200 liranın sırrı!..

Fabrika yerine hapishane...

Bursa Şehir Kütüphanesi de Vakıflara!..

Bursaspor'u anlamak beceri ister!

NOT DEFTERİ: Menderes gerçeği ve hazin bir son

Guguktan hukuk olur mu?

Bu fasulya yedi buçuk lira!..

Eğitimde hak eşitsizliği olur mu?

Covid maçı sahada bitermiş!

Şimdi karar zamanı

NOT DEFTERİ: Bursa'nın festivali

'Millet Yapar...'

Bugün 11 Eylül farkında mıyız?

Kontrollü fakirlik mi?..