GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
15.02°
Kapalı
DOLAR 8.62
EURO 10.13
ALTIN 492.18
BİST 1.386

12 Eylül’den arta kalanlar

13 Eylül 2021 Pazartesi , 15:37

Önceki gün, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nin 41. Yılıydı.

Pazar günü Not Defteri’nde bu konuyu Bursa yansıması ile anlatmaya çalıştım ve de okurların büyük ilgisini gördüm, teşekkür ederim.

12 Eylül ülkemize, demokrasi, insan hakları ve de can kayıpları açısından çok pahalıya mal olmuş istenmeyen bir olaydı. Sadece demokrasi askıya alınmış olmadı, uzun yıllar genç bir kuşağın en önemli çağları hapislerde heba edildi. Bir bölümü de darağacında can verdi.



Bunlar, o günleri yaşayanların tamamının gördüğü ve bildiği kısımlardı. Buna karşın ve de bir takım söylentilere rağmen, darbenin hangi sebeplerden ve tam olarak kimler tarafından kışkırtıldığı ve yapıldığı açıklanmadı. Yıllar sonra sembolik bir mahkeme ile dönemin 5 generali cezalandırıldı sadece... Zaten onlar da hayata veda etmişti.

Sebepler ve sonuçlar… Bunlar tartışılmadan geleceğe ışık tutabilmenin olanağı yok aslında. Doğal olarak bu yapabilmenin yolu da, bilgi ve belgesi olanların konuşmasından geçiyor. Bu konuya tekrar döneceğim. Önce yine bir 12 Eylül günü, iki yıldan bu yana ilk kez Bursa sınırları dışına yapabildiğimiz küçük bir turdan söz edeceğim.

Kıyıdan Bursa-Yalova hattı
Önceki gün öğle saatlerinde, daha önce arkadaşlarım ile denediğim bir yolculuğa aniden karar verdik ve eşim ile birlikte Kumla’dan yola çıktık. Sahili izleyerek, Armutlu-Çınarcık- Yalova hattını kat ettik. Sonra da Bursa’ya döndük. Yaklaşık 3 saatlik bir zaman diliminde hissettiklerim, gördüklerim beni doğal olarak etkiledi. Önce, bu ilginç tura dair izlenimlerimi aktarıp, sonra da   12 Eylül hakkında bazı notlar ekleyeceğim.

Müthiş bir doğal güzellik
Size söz ettiğim Kumla-Yalova güzergâhını, daha önce belirttiğim gibi, iki arkadaşım ile birlikte 15 Ağustos 1999 Pazar günü yapmıştık. Ama tura Bursa’dan çıkmış, Yalova sonrası Armutlu istikametinde seyrederek Kumla’ya varmıştık. Bunu belirtme nedenim de var. Çünkü ertesi gün, yani 16 Ağustos Pazartesi gecesi herkes uyumaya geçtiği ve de günün 17 Ağustos’a döndüğü saat 03.05’te o müthiş Marmara Depremi yaşanmıştı. Özetle, depremden 50 saat önce Yalova ve çevresindeki yıkılan yapıların önünden geçmiş, denizde yüzen binlerce insana tanık olmuştuk. Bu nedenle bu son turda bunları anımsadım. Gördüklerim aslına bakarsanız beni umutlandırdı. Bu süre içinde demek ki halk da toparlanmış, yeni yapılar ortaya çıkmış ve de görüntü tamamen değişmişti. Depremden iz kalmamıştı sanki. Sadece sitelerdeki tabelalarda Veli Göçer adına rastlanmıyordu!

..Ve bitkisel örtü… Kapaklı’dan başlayarak kıyı boyunca masmavi deniz ve de kuzeyinde, yeşilden toprağın görülemediği görkemli dağ silsilesi. İnsanı gerçekten çok etkiliyor. Kısa süre önce ülkemizi kasıp kavuran orman yangınlarını yaşayınca, ağacın ve yeşilin bu denli gür biçimde görüldüğü bölgenin ne kadar kıymetli olduğunu anlıyoruz. Anlıyoruz ama burada da aynı felaket yaşanmaması için, toplum ve kamu olarak hazırlığımız var mı korkusu da kafamda oluşmuyor değil. Dikkatimi çeken bir konu da, yüksekte kalan güzergâh ile deniz arasında ve de kıyıya çok yakın bölgelerde “piknik alanları” ve de siteler oluşmuş. Piknik alanları genelde zeytin ağaçları içinde. Yani özel mülkiyete ait gibi geldi bana. Acaba kıyı yasaları geçerli mi diye bir soru da oluştu kafamda… Neyse tadımız kaçmasın. Bursa’ya bu denli yakında olan, ama yol nedeniyle fazla ilgi çekmeyen bu doğa harikasını herkese tavsiye ederim.

12 Eylül sonrası ilk icraatlar
İki gün önce, yani 12 Eylül’de bu turu yaparken İhtilal de aklına takılmıyor değil insanın… Hem denizi seyrediyorum, hem de o günü ve öncesini hatırlamaya çalışıyorum. Bir yandan askeri darbenin sancılı olacağı bilincim var. Diğer yanda, herkesi ateşi ile yakan terörün bitmesi var. Daha da önemlisi bu karanlık dönemden sağ çıkamamanın sancısı da vardı. Bu anlamda 12 Eylül 1980 günü buruk bir rahatlık da hissetmiştik. İçtenlikle belirteyim tam bir ikilem içindeydim 25 yaşında bir genç olarak.

12 Eylül üzerine görüşlerini, deneyimlerini ekranda ifade eden o dönemlerin ve sonrasının ünlü sendikacısı, eski DİSK Başkanı Rıdvan Budak’ın cümleleri beni şaşırtmadı ama, dikkatimi de çekti. Budak bir soru üzerine “dört yıl kadar hapiste kaldım” diyerek, sanki sıradan bir şeymiş gibi söz etti.

Ardından çok çarpıcı cümleler kurdu:

“Herkesin bildiği 12 Eylül’ü ABD’nin planladığıydı. Bence, Türkiye-ABD ortaklığıydı darbe. Yani bizim sermaye ile ABD birlikte yaptılar. Dikkat ettiyseniz, Darbecilerin ilk icraatı sendikaları kapatmak, kıdem tazminatlarını 30 gün ile sınırlamak, bazı bürokratların emekli ikramiye miktarların kısmak oldu. Zaten DİSK’in efsane başkanı Kemal Türkler, darbeden yaklaşık 40 gün falan önce katledilmişti. Bir süre sonra ekonomide kamunun ağırlığı KİT kuruluşları satılarak azaltıldı.”



Budak bu söylediklerine kanıt olarak bir iki rakam da ortaya koydu.
 
“1980 yılında sigortalı çalışan işçilerin sendikalaşma oranı yüzde 40, Milli Gelir’din aldıkları pay da yüzde 35 kadardı. Yıl 2021.
Sendikalaşma oranı yüzde 14, Milli Gelir’den alınan pay ise yüzde 13.”
 
Fazla söze gerek yok sanırım.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa

NOT DEFTERİ: Bursalı Çılgın Türkkuşları

“Üğretmenim… böğün canlı ders vaa mı?”

Türk Tayyare Cemiyeti ve Bursa

Yangın mutfağa ve hastaneye sıçradı!

Kibir kıvılcımları!..

Yangınların nedeni iklim değişikliği mi?

NOT Defteri: Nefes nefese on bir gün…

Doğu!

Yangın..!

Genç kuşağı kaybetmenin eşiğindeyiz!

Kendi kalesine gol atanlar!

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü