GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
28.02°
Açık
DOLAR 8.57
EURO 10.11
ALTIN 498.04
BİST 1.35

16 Ekim Milli Takım ve bir Güzelırmak…

14 Ekim 2020 Çarşamba , 18:36

A Milli Futbol Takımımız geniş, gençleştirilmiş ve özgüvenli kadrosuyla en azından umut veriyor. Geçtiğimiz hafta, Almanya ve son Rusya maçında bu ışığı gördük. Doğal olarak mutlu olduk. Pazar günü Rusya maçındaki kendine güvenen, kazanmak için oynayan bu takımın lezzeti geçmeden acı bir haberle sarsıldım. Meslektaşım ve arkadaşım Cevat Türe, pazartesi akşamı geç bir saatte, Nevzat Güzelırmak’ın vefat haberini verdi…

... Ve anılar beni altmışlı yıllara götürdü. Sonra da Güzelırmak ile Bursaspor’da ve ardından gazeteci, son yıllarda da TÜFAD yöneticisi olarak geçen güzel saat ve dakikalar gözümün önüne geldi. Bu nedenle, zarif, naif ve babacan bir kişilik sergileyen, bende derin izler bırakan Nevzat Hoca’ya dair yaşanmışlıkları sizlerle paylaşmak istedim.

Henüz 11 yaşındayım ama futbolu iyi takip ediyordum. Günlerden sanırım cumartesiydi. Sokak arasında top oynarken uzaktan radyodaki maçın anlatımını duyuyorduk. Büyük ihtimalle Halit Kıvançtı anlatan... Sovyetler Birliği-Türkiye maçıydı. Spikerin ağlamaklı anlatımıyla Türkiye’nin galibiyetini anlamıştık. Ertesi gün bir gazete alarak kadrolara baktım. Zaten ezbere biliyordum. Çünkü bu maçtan dört gün önce 12 Ekim 1966 günü Ankara’da Türkiye-Batı Almanya maçı oynanmıştı. Aşağı yukarı aynı kadro SSCB karşılaşmasında da yer aldı. Bir farkla… O yıl finalde İngiltere’ye kaybeden Batı Almanya, Dünya ikincisi olarak Ankara 19 Mayıs Stadyumu’na çıkarken kaptanımız Turgay Şeren de 50. milli maçını oynamış ve altın madalya kazanmıştı. O güne değin, 50 milli maçı oynayan sadece Lefter vardı. Turgay Şeren, Lefteri geçsin diye (bu bilgiyi sonradan aldım) Moskova’da SSCB maçına çıkarılmıştı ama, az bir süre oynadıktan sonra yerini Göztepeli kaleci Ali’ye bırakmıştı. O maçın yıldızlarından biri de Nevzat Güzelırmak’tı…

Yıllar sonra Vakıfköy’de hemen her gün birlikte olduk. 1987-88 sezonuydu. Bunalımlı bir dönemde rahmetli başkan Orhan Özselek, Güzelırmak ile anlaşmış, 2. Lig için kurulan kadronun başına getirmişti. Tek yardımcısı da Basri Ukuşer’di. Rahmetli Ersel Altıparmak 3. Lig Takımı’nı, ben ve Vahit İleri de alt grupları antrene ediyorduk. Böyle olunca hemen her gün öğle saatlerinde, Fevzi Çakmak Caddesi girişindeki Duraner İşhanı’ndaki kulüp binasından Murat 131 marka binek araba ile şoför Fikri bizi Vakıfköy’e götürür, bazen yumurta ile öğle yemeği yerdik. Sonra da antrenman planlaması ve uzun sohbetler… Bu sohbetler arasında 1966 yılındaki ve o günün tabiriyle Moskova Zaferi diye nitelenen SSCB galibiyetini de anlatmıştı. Onları kamçılayanın, Teknik Direktör Adnan Süvari’nin yanı sıra devre arasında Ruslar’ın jest olsun diye soyunma odasında dinlettikleri “Yine bir gülnihal” isimli Dede Efendi’nin bestesi olduğunu söylerdi. Çok etkilenmiş ve bu moralle ikinci yarıya başlamışlar, sonrası malum; uzun yıllar konuşulan bir galibiyet… Bu maça dair bilgi toplarken internette, Güzelırmak’ın bu maça dair açıklamasını da gördüm.

Bakın ne demiş bu galibiyet için:

“16 Ekim 1966 tarihinde oynandı maç. Moskova Lenin Stadı’nda…

Ben 1966 Dünya Kupası’nı İngiltere’de izleme şansını yakalamıştım aynı zamanda… Dünya Kupası’nda dördüncü olan Sovyetler Birliği’yle turnuva sonrası Moskova’da oynadık. Bizde o dönem masör filan da yok. Rusların bir masörü bize geldi. Maça çıkarken Ogün Altıparmak’la önlü arkalıyız. Ruslar’ın da Çesterniyev adında bir defans oyuncusu var, boylu-poslu iri kıyım birisi. Ben ona bakarken Ogün, ‘sen onun boyuna bosuna bakma, biz bunları yeneceğiz’ dedi. Ben de ‘yine sallıyorsun’ dedim ama Türk futbol tarihine geçen bir skorla, 2-0 kazanarak döndük.”

Bu maçın benim için önemi de günümüzdeki bir Almanya maçı sonrasına denk gelmesi, aynen 1966 gibi… Bu nedenle, bu iki maç ve Nevzat Güzelırmak’ın aynı günlerde vefatıyla gündeme gelmesi beni geçmişe götürdü.

Bu ve benzer anılar, hep sergilenirdi Vakıfköy’de Nevzat Hocalı günlerde…

Bu süre içinde, Hoca’nın geçmişteki yaşamını, babasız büyümesini, arkadaşlığın önemini ve nezaketi resmen öğrendik. İkinci gelişi de Murat Gülez’in başkanlık döneminde ve Piontek sonrası olmuştu. Bu kez gazeteciydim. Bir haberime gücenmiş ve bunu arkadaşım Mehmet Gerçeksi’ye iletmiş. Ama yıllar sonra rastladığımda, buna dair bir sitemini işitmedim kendisinden…

Bize sürekli “evlat” diye hitap ederdi.

Oysa, Bursaspor’da çalıştığım dönemlerde ve gazetecilik yaşamımda çok sayıda teknik adam ve yönetici tanıdım. Onun gibi kararlı ve karşısındakini kırmayan, nazik birine rastlamadım desem yalan olmaz. Güzelırmak’ı Bursaspor’da göreve getiren iki başkan Orhan Özselek, Murat Gülez ve  Nevzat Güzelırmak’ın yardımcıları  Nejat Biyediç ile Ercüment Şeftalioğlu,  dönem arkadaşı Ersel Altıparmak toprak oldular.

Hepiniz nur  içinde yatın gittiğiniz yerde…

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


Yapılan Yorumlar

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım