GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
20.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 495.04
BİST 1.36

16 Haziran kime ne söylüyor?

15 Haziran 2021 Salı , 15:59

Pazartesiler hep olumsuzluklar ve gerçekleşemeyen beklentilerle geçecek değildi ya, bir kez de umutla başlayalım haftaya diye yazmıştım önceki gün... Titiz okurların dikkatinden kaçmamıştır sanırım!

Belki bir psikolojik durumdu benimki, belki de gerçekten bir umuttu pazartesi için beslediğim… Çok kötü geçmedi ama, umutları yeşertti mi işte o tartışılır.

Heyecan ve merakla beklediğimiz Bıden-Erdoğan görüşmesi ile belki yüzümüz güler düşüncesindeydik bu konuları izleyenlerle birlikte…

Maç bitişi gibi sabırsızlıkla beklediğimiz o anlardan bize kalan, cesur bir meslektaşımızın “Görüşmede, 24 Nisan olayı gündeme geldi mi?” sorusuydu.

Yanıt, ancak küçük bir tebessüme yetecek kadardı:

“Hamdolsun gündeme gelmedi..!

Bardağın dolu tarafından bakayım şimdi de... Toplam 48 dakikalık görüşmenin 30 dakikası baş başa, 18 dakikası da heyetler arasında yapılmış. 30 dakika içinde, selamlama, hatırlatma ve de günlerdir ortaya saçılan Afganistan konusu herhalde dakikaları yedi bitirdi ki, yıllar sonra Bıden’ın ağzından çıkan o lanet sözcük “soykırım” ile biten ve Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından dile getirilmesi beklenen, son 24 Nisan’ı konuşma fırsatı kalmamış olmalı.

Bunu anlıyorum ama “hamdolsun” gibi kilit bir kelime bana başka bir şeyi fısıldıyor. Niyet okuma becerim yok ama bu kez örnek çok açık. Sayın Erdoğan’ın iç iradesi öne çıkarak “iyi ki gündeme gelmedi” gibi bir sonuç görüyorum burada… İç irade, dış irade ve sözcüğe galip gelmiş olmalı diyelim ve neşemizi kaçıracak bu olayı silip atalım, ne dersiniz?

Bunun üzerine diğer başlıkların önemi kalmamış sanırım sınırlı dakikalarda…

O zaman benim umutla beklediğim ve de gülümsemeyi planladığım bu son pazartesi başka neler getirdi ülkeme ona göz atalım isterseniz.

Bu kritik ve tarihi görüşmeyi düşünmeden, kendi sorunları ile baş başa kalmış benim necip milletim, hemen her ferdi ile farklı telden çalmayı sürdürdü diyebilirim pazartesi ve sonrasında… Herkesin pazartesisi kendince farklıydı… Bir ara, haber bülteni izlerken slogana benzer bazı sesler kulağıma çalındı.

“Edirne’den Kars’a,
Jüpiter’den Mars’a…
Eğer adalet varsa,
Çıksın artık bu yasa!” gibi dörtlüğe benzerdi bu sesler…

İsminin başında “adalet” olan bir partinin 20 yıllık iktidarında böyle sözler sarf etmek te neydi! Kim bunlar diye bakacak oldum, çıka çıka EYT mağdurları çıktı.

En azından kafiye ve içerik beni biraz serinletti.

Bu arada düşünmeye de başladım tabii… Hem işiniz yok, hem de emekli olamamışsınız, acaba nasıl geçiniyorsunuz sorusu beynimi kurcalarken, gözüm ekrana takıldı ve az da olsa gülerek rahatladım!

Benim biricik ülkemde, en güzel plajların birinde, bir helikopter denizin kenarına inmiş. Birkaç iyi adam için özel yemek menüsü taşıyormuş bu helikopter… Anneannem sağ olsaydı, çok kızar ve de “ayranı yok içmeye, tahtırevanla gider …maya” der öfkesini yatıştırırdı. İşte bu kadar çarpıcı ve heyecan vericidir benim ülkem! Bir yanda işsiz umutsuzlar, diğer tarafta “yiyin efendiler” tayfasının en görgüsüzleri.
Burası ne İsveç, ne Norveç arkadaşlar… Her daim heyecan, her an sürpriz hazır.

Ama bu haber gezegenimizin başka taraflarından. Ultra zengin sayısı artmış bu yaşlı dünyada… Ultra olmak için en az 100 milyar dolarınız olması gerekirmiş ve pandemi döneminde bu sayı 6 bin kadar artmış.

İşte size mutluluk iksiri. Benim güzel yurdum ve de becerikli ticaret erbabı ile zanaatkâr onlardan geri kalır mı, bir icat gerçekleştirmiş. Bundan böyle her keseye uygun yarım gram altın piyasaya çıkmış. Çeyrek müzeye, gram altın zengine, meraklısına da yarım gram altın. Yarım hayatlar ve de yarım kalan umutlar gibi…
 
15-16 Haziran olayları diye bir şey vardı
Güldürürken düşündüren bu örneklerden sonra buraya nasıl atladım, nereden aklıma geldi bilemiyorum. Benim gezgin beynim yine işbaşında!

Yıl 1970… Türk-İş safından ayrılarak DİSK (Devrimci İşçi Sendikaları) ‘i kuran sendikacılar bir eylem başlatıyor. Emekçilerin sendika değiştirmesini zorlaştıran yeni bir yasa taslağı Senato’da ve sanırım Meclis’te de kabul ediliyor (O dönemde iki meclisli bir yasama erki vardı).

Asker kökenli Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay da bu yasa değişikliğini onaylıyor.

Protesto için yaklaşık 75 bin civarı işçi, iki süren ve değişik illere sıçrayan gösteri yapıyor ve çatışmalar çıkıyor… Olaylarda 2 işçi, 1 polis ve 1 esnaf yaşamını yitiriyor. Ardından Sıkıyönetim ilan ediliyor bazı kentlerde…

Daha önemlisi, Türkiye İşçi Partisi ve CHP, Anayasa Mahkemesi’ne başvurarak yasa değişikliğinin iptalini talep ediyor.

Yüksek Mahkeme ne karar veriyor, biliyor musunuz?

Anayasa Mahkemesi, yasa değişikliği konusunda açılmış olan davaları karara bağlayarak, söz konusu yasa değişikliklerini iptal ediyor.

Neredeeen nereyeee… Herkesin 16 Haziran’ı kendine…

Kafiyeli oldu değil mi, bu da benden olsun!
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım