GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
14.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 496.99
BİST 1.36

20 yıl sonra nasıl bir Bursa?

6 Nisan 2021 Salı , 16:56

Ekran başına oturup haberleri izlerken insanı afakanlar basıyor!

Salgın raporları iç karartıcı. Vaka sayıları bakımından dünya genelinde ilk beş içinde ve de Avrupa ikincisi bir ülkemiz var. Yokluk, yoksulluk ve de yoksunluk içinde günlerimiz geçip gidiyor. Bunları düşünürken, eski bir dostum aradı ve dedi ki; “hani eski günlerde, taaa çocukluğumuzda bahçede amiral battı oynardık. O günlere dönmek ister misin?”

İlk anda salgın nedeniyle evine tıkıldığı için ruh hali bozulmuş olmalı diye düşünüyordum ki, aklıma yine gece yarısı yayınlanan “Amiraller Bildirisi” geldi. Herhalde buradan çağrışım yaptı da beni aramış olmalı dedim. Hemen toparlandım ve arkadaşıma “sen deli misin be kardeşim. Otur oturduğun yerde, bu günlerde amiral battı oynanır mı hiç! Vallahi gören olursa lanetlenirsin, ben bile kurtaramam seni. Görmüyor musun emekli amiraller bile yüzme bildikleri halde kanalda boğuluyor!”

Arkadaşım melül mahzun bir ses tonu ile “tamam artık düşlerimi de anlatmayacağım kimseye… Herkes başka tarafa çekiyor senin gibi” dedi ve telefonu kapattı.

O kapatınca ben de bu netameli ve akıl dışı (!) konuyu kapatarak yaşadığım cennetten bir köşe Bursa’ya geri döndüm kafamda… Sonra da balkona çıkarak dördüncü kattan ufka doğru şöyle bir baktım. Her gün boş gözler ile bakıyor muşum, bu kez dikkat kesildim. 8-9 yıldan beri aynı yerden bakıyorum, ama hiç fark etmiyormuşum. İlk yıllar kuzeye doğru baktığımda Samanlı dağları yönünde bir parça ovayı görürdüm. Şimdi karşımda beton ve tavan örtüsü beyaz bir zemin görünüyor. Birkaç da herkese tepeden bakan gökdelen taklidi bina var. Arada bir akşam üzerleri de Sırameşeler yönünde göğe siyah bir bulut kümesi yükseliyor. Galiba bir şeyler üretilip, fazlalıklar akşam saati doğa ile paylaşılıyor! Neyse, bunlar bildik, yaşanan gelişmeler. Sonra da bir soru cümlesi aklıma takılıyor. Çoğu kez kalabalık ortamda yürürken bana sorulurdu; “arkadaş ne olacak bu Bursaspor’un hali?” Şimdi ne ben özgürce sokakta dolaşabiliyorum, ne de Bursaspor’un sorulacak hali kaldı! Galiba bu arada hepsinden önemlisini ıskaladık. Bursa’nın geleceği hakkında bir düşüncen var mı sorusu gündeme taşınmalı. Bu kaygıyı kaç kişi taşıyor kentimizde bilemiyorum. Yönetimi üstlenenler sürekli iktidarda kalma savaşı verdikleri için 30-40 yıl sonrasını düşünecek, hayal edecek halde olamıyorlar. Öyleyse, yaşamının sonuna kadar bu kentte kalmayı göze alıp, sorumluluk duyanlar bu konuyu düşünmeli diye bir kez daha altını çiziyorum. Bunları düşünürken gözüm notlarıma ilişiyor. Bursa Kent Konseyi Başkanı Şevket Orhan bu konuda çalışma arkadaşları ile 16 maddelik bir rapor hazırlamış, konuya girişi ve de bu çıkışının noktasını da şöyle açıklamış :

“Bursa Kent Konseyi Bursa Çalışma Grubu tarafından hazırlanıp 03 Mart 2021 tarihinde basın ile paylaştığımız ‘BURSA 2040 YILI 1/100.000 İL ÇEVRE PLAN VE YUNUSELİ BÖLGE ÖNERİLERİ’ başlıklı raporumuzda belirttiğimiz gibi son dönemde kamuoyunda sıkça tartışılan ve Bursa’nın geleceği açısından hassasiyet taşıyan Yunuseli Bölgesi 1/100.000 plan dahilinde ele alınarak, Bursa Kent Konseyi’nde düzenlenecek gündemli bir genel kurul toplantısı ile tartışılmalı ve Bursa halkının yararına değerlendirilmelidir.”

Şevket Orhan çok fazla gündeme getirilen Yunuseli üzerinden bu gereği duyduklarını ifade ediyor anladığım kadarıyla… Ama, planın ölçeğine bakıldığında bunun Bursa’nın 20 yıllık Strateji Planı olduğu anlaşılıyor. 16 madde içinde bir bölüm benim çok fazla dikkatimi çekti.

“Sanayi Bölgeleri envanterine göre planlanmış ve planlanacak sanayi bölgeleri belirlenmeli, yeni sanayi bölgelerine kısıtlama getirilerek kontrolsüz sanayileşmenin önüne geçilmeli.”

Bu konuda şimdi size bir başka yetkili sesin isteğini sunayım.

“Bursa’da toplam sanayi üretiminin yüzde 50’sini şehir içinde kalmış plansız sanayi işletmeleri yapıyor. Bu işletmeler de trafiği kilitliyor. Tarım dışı arazilerde, dağlık kayalık bölgelerde KOBİ OSB’yi kurup, şehir içinde kalan plansız sanayiyi çıkarmamız lazım. KOBİ OSB’nin yanında da iki uydu kent kuralım. Böylece 180 bin işçi şehir dışına çıksın ve şehir büyük bir yükten kurtulsun.”

İlk anda Şehir Plancıları Odası tarafından mı kaleme alınmış diye baktım, sonra da notlarımdaki ismi fark ettim. Sözler ve öneriler BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’a aitmiş.

Bir düşünceye göre, gereksiz sanayi bölgesi oluşturmanın önüne geçilmeli, diğerine göre de kent dışındaki alanlara yeni sanayi alanları oluşturulmalı ve hatta çalışanlar için uydu kent kurmalı. Bir başkası da çıkar ve “Uludağ için Alan Başkanlığı istemiyoruz” derse ve iktidarların oyuncağı olmasından kurtarılarak, kentin yönetimini isterse ne yapacağız?

Çık çıkabilirsen işin içinden… Yani herkes farklı niyet ve istekte olabilir.

Bunu önlemenin tek bir yolu var. Önce konunun muhatabı olan kesimleri, akademik odaların konuya ilişkin mensuplarını, kent yöneticisi ile bir araya getirmek ve talepleri almak gerek. Sonra da bu konunun uzman ya da uzmanları, yurt içinde, dışında veya Bursa’da neredeyse bulup getirmek ve de geniş kapsamlı, nüfus artışı, yer altı su kaynakları, depremsellik gibi değerleri de içine alan bir strateji planını yapabilmek.

Bu sayede kim doğruyu bulmuş ve söylüyor, kim bulanık suda balık avlıyor (!) hem öğrenelim, hem de kentimizin geleceğini bu günden görelim. Ama bu işin içeriğine lütfen ülkenin genel yönetimini karıştırmayalım. Aksi takdirde İstanbul’un bu gün içinde olduğu “kanal tıkanıklığına” neden oluruz!

Bu yürekli çıkışı nedeniyle Şevket Orhan ve arkadaşlarını kutluyorum.
 





 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!