GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
17.02°
Parçalı Az Bulutlu
DOLAR 8.55
EURO 10.09
ALTIN 495.39
BİST 1.352

Aman gazımız kaçmasın!

7 Haziran 2021 Pazartesi , 16:40

Son iki yıldan beri ülke olarak belimizi bir türlü doğrultamıyoruz.

İç siyasi çekişmeler, Türkiye’ye cephe aldığı söylenen “dış güçler” ve onların baskıları, görülmemiş bir salgının yanı sıra, son aylarda pazar günleri matine haline gelen esrarengiz “video” gösterileri de buna eklendi. Siyasetin şifreleri bu görüntüler ve açıklamalarda gizli sanki…

Yeni Türkiye’nin, yeni siyaset modeli bu olsa gerek!

Adı henüz konulamadı bu siyaset biçiminin!

Geçmişte unutulmaz bir “Susurluk Skandalı” vardı. Adının geçmesi ile Susurluk, ayran yanında bu skandal nitelikli kaza ile anılır olmuştu. Bu esrarengiz kazanın yaşandığı araçta, devlet görevlisi, eski bir yasa dışı örgüt lideri ile bir politikacı bulunuyordu. Toplum nasıl olduysa, bu birlikteliğin yarattığı kötü etki ve şüphe ile  “aydınlık için bir dakika karanlık” eylemi yapıyor, her gece aynı saatte evlerdeki lambalar yakılıp söndürülüyordu.

Amaç, devlet görevlilerinin yasa dışı örgütlerle yaptığı gizli işbirliğini duyurmaktı. O dönemde bu protesto eylemlerine “mum söndü yapıyorlar” diyen politikacılarımız da vardı unutmadıysam…

Ama bu konu uzun süre gündemden inememişti. İktidar bile el değiştirmişti.

Çok şükür günümüzde, böyle protestolar yapılmıyor, herkes devletine, hükümetine, yöneticilerine büyük güven duyuyor!

Dünün korkulan çete reisi çıkıyor, bildiği çarpıkları, zevkten dört köşe olarak anlatırken, biz de ağzının içine bakarak hayret ediyoruz. Bu videolar bir süre daha yayınlanırsa, yapıldığı iddia edilen yasa dışı uygulamalar, yani “yeşil sahalarımızda görmek istemediğimiz hareketler” faul olmaktan çıkarak, rutinimiz haline gelecek, ben ondan korkuyorum!

Adam korkusuzca haykırıyor; Bodrum’daki bir otelden söz ederek, lüksün içinde tatil yapan savcılardan, gazetecilerden, yüksek maaşlı danışmanlardan söz edebiliyor. İşin içine “iç işlerimizi” de katıyor. Adı üstünde bunlar “iç işler” doğal olarak gizli kalmalı. Adam bir türlü durduramıyor kendini…

İlginç bir bir “pislik” sıralaması yapıyor ve kendini en alta koyuyor!

Eyvah ki, eyvah… Nasıl böyle konuşur diye, hem şaşırıyor, hem de merak ediyorum. 8-10 yıl öncesi yaptığı sakıncalı paylaşımlardan zanlıyı bulan teknik donanımlı makamlarımız, nasıl oluyor da bu tür bir yayını haftalardır bertaraf edemiyor? Zaten insanın başına ne gelirse meraktan gelir ama, kendimi de alamıyorum ne yapayım! Öğrenmenin yaşı yok, o sırada yanıt geliyor hem de ekrandan… Yayının yapıldığı yabancı mecranın yerli yetkilileri bir sakınca görmediği için gösterim yapılabiliyormuş. Yani koskoca Türkiye Cumhuriyeti böyle muzır bir yayını engelleyemiyor! Şüphe işte, acaba en yüksek makamlar, bu tür iddiaların yayınlanmasına bilerek mi göz yumuyor gibi bir düşünce beynimi oyuyor. Hakikaten korkuyorum bu durumdan… Yarın, öbür gün,  Z kuşağını böyle bir ortamda ülkemizde kim tutabilir, onu da merak ediyorum.

Böylesine karamsarlık içindeyken, bir iki gün önce müjdesini aldığımız Karadeniz’de bulunan yeni “doğalgaz rezervi” aklıma geliyor. Daha önceki ile birlikte ülkemize 10 yıl yetecek kapasite varmış. Ama son bulunanın karada yapılacak rafineriye taşınabilmesi ve üretime geçmesi için en az 2023 yılını beklememiz gerekiyormuş. Hemen her haberde 2023 tarihinin geçmesi sadece Cumhuriyetimizin 100. Yılı için değilmiş demek ki!

Yani gaz fiyatları hemen ucuzlayamayacak. Biraz neşem kaçıyor ama, yine de kötü gelişmeleri bir an için geride bırakmış oluyorum.

Zaten doğamıza her dem şaşırıyor, hem de teşekkür ediyorum. Ne zaman başımız sıkışsa, bir yerden denizden ya da karadan bize müjde veriyor!

Buna güvenlik güçlerimizin hayati operasyonlarını da eklediğimizde, sıkıntılarımız bir anda yok oluyor. Önceki sabah uykudan uyanıp, sabah “mahmurluğu” içindeyken, ekranda bir alt yazı beliriyor. Terör örgütünün, Mahmur Genel Sorumlusu (bu tanımlama resmi makamlara ait) etkisiz hale getirilmiş. Yani öldürülmüş. Oh demek geliyor içimden “böyle ferahlatıcı gelişmeler olmasa ne yaparız?” diye düşünmeye başlıyorum ama, kısa sürede keyfim yine kaçıyor.
 
Çökertme’de bir çökme ve firar hikâyesi

Merak bu,  insan kendini frenleyemiyor. Geçiyorum bilgisayar başına ve de 9.videoyu bir kez daha izliyorum. Ana konu bir “çökme “ hikâyesi… Geçtiği yer de çok ilginç ve de aktörler çok ünlü… Yer eski adıyla “Çökertme” bilindik ismiyle tatilin, lüksün, pahalılığın başkenti Bodrum

Sahne aynen şöyle olurmuş. Kendi çok zengin, ama zenginden aldığını fakire dağıtan bir iş insanının otelinin zengin bir sofrası ve masasının etrafında her daim Türkiye’nin eşrafı otururmuş.
Ama bu iş insanı soyadının aksine bu kez “korkma” krizindeymiş. Çünkü, bu kadar iyi özelliklerine rağmen ABD’nin dolandırıcılıktan aradığı bir isimmiş bu iş insanı…(ABD ile tarihi görüşme öncesi çok sıkıcı bir durum)

Ülkemizde de güvenlik bürokrasisi tarafından sıkıştırılmak üzereymiş. Ama bir çıkış yolu olduğunu, yetkili ve etkili bir siyasi, önemli bir icracı iş insanının önüne koymuş. 45 milyon dolarlık bir alacağını borçlusuna bağışlaması halinde bu dertten kurtulacağını öğrenmiş ve de razı olmuş. Aranan ve yakalanması an meselesi olan bu hayırsever zengin, onu yakalaması gereken en yetkili ve etkili kişinin “derhal dışarı çık” uyarısı ile ülkemizden uçup gidivermiş. Mal mülk de kalmış Çökertme’de ve de bunun üzerine “çökme” gerçekleşmiş. Masal da burada bitmiş!
Para ve mal pazarlıkları, suçlunun suçunu ispatla yükümlü yüksek bir merciin tanınmış temsilcisi, suçlu görünen bu şahsın geceliği yüz bin lira olan otelinde her daim yemek masasının başköşesinde otururmuş. Tatil de yaparmış. Bu tür işlerde arabulucu gibi kutsal bir görevi de üstlenen bir gazeteci de, büyüklerinin yanında staj görürmüş!

Sanki Amerikan filmi izliyoruz!

Bunları duyunca, iştahım bir anda kesiliyor, kaba tabirle “gazım” kaçıyor.

Bir pazar günü daha boşa gitti diye hayıflanıyorum. Sonra da kendimi çek ediyorum… Benim bir günlük gazım kaçsa ne olur, ülke ve bu toplumun geleceği bir masada çalınmış gibi geliyor bir anda, daha da kahırlanıyorum.

Anneannemin dediği gibi avazım çıktığı kadar bağırmak geliyor içimden “ iyi bir haber yok mu memlekette” diye…
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım

Sosyal devlet ya da..!

Bahar gelir mi?