GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
4.02°
Açık
DOLAR 9.51
EURO 11.05
ALTIN 549.43
BİST 1.519

Apartman mı saray mı?

22 Eylül 2021 Çarşamba , 14:23

Amerika’nın en büyük kenti New York’tan bir sahne… Hareket halinde oldukları için sayıları belirlenemeyen simsiyah bir araç konvoyu… Ortasında zırhlı oldukları izlenimi veren iki adet fors takmış araç…



Bir süre sonra dev bir yapının önünde bu görkemli konvoy duruyor. İçinden çok önemli bir isim çıkıyor ki ardında onlarca koruma ve refakatçi var. Yanında gökdelene benzer bir yapı bulunan şahane bir binaya hep birlikte giriliyor. Bir süre sonra da, koltuğunun altında dosya olan, sarışın dağınık saçlı bir kişi, ardında iki, önünde bir diğer adam ile o görkemli binaya geliyor. Yaklaşık 40 dakika sonra binadan uzun saçlarını savurarak beraberindeki üç kişi ile çıkıp gidiyor.



Demek ki içeride önemli bir görüşme yapılmış.

Söz konusu görüşmenin yapıldığı mekân, bu gelişmeden kısa süre önce tören ile açılan New York Türk Evi’dir.



40 dakika olduğu açıklanan görüşmenin ana konusu da medyaya göre, İngiltere’den Türkiye’ye gelmek isteyenlere koşullu izin verilişi ve de Türkiye’den bu ülkeye gidenlere de 14 günlük karantinanın devam edip etmeyeceğidir. Yani, turizm odaklı medet beklenen ülke Birleşik Krallık, bekleyen de Türkiye Cumhuriyeti’dir.

BM binası karşısındaki görkemli yeni yapının sahibi ve mimarı da, Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve bu görevini ülkesinde bin odalı başkanlık yerleşkesinde ifa eden Recep Tayyip Erdoğan’dır. Türkiye’nin istediğini vermesi beklenen de, başbakanlığı kendisinden yüzyıl öncekiler gibi Londra’daki bir apartman katında sürdüren Osmanlı padişahı torunu Boris Johnson’dır. Bu ilginç karşılaşma ve karşılaştırma nasıl yorumlanmalıdır? Serinkanlı görünümü ve üzerine güneş batmayan bir ülkenin başbakanı oluşu, onu bu denli rahat bir davranış içine sokmuş olmalıdır.

Ülkesinde işleri iyi gitmeyen, halkına yeni bir öykü sunamayan, gelişmekte olan ülkenin çok yetkili lideri ise, aradığı mutluluğu gurbette arayıp, konumunu da görkemli binalar ve korteji ile ifade ederken,  güçlü görünmeye çalışmaktadır.

Çünkü ABD’ye resmen çıkarma yapan Erdoğan, BM Genel Sekreteri ve Boris Johnson dışında dişe dokunur bir görüşme yapamamış, özellikle beklediği yüksek yerden hiç ses çıkmamıştır!   Elinde kalan, sadece ABD’de öğrenim gören bir avuç öğrenciye hitabı ve de BM Genel Kurulu’nda yapacağı konuşma kalmıştır. Bu kısa konuşmanın en önemli teması da Paris İklim Anlaşması’dır.



Cumhurbaşkanımız, “Dünya beşten büyüktür” mottosu ile ilk imzalayan ülkeler arasında olmaktan gururla söz ederken, bu anlaşmayı henüz TBMM onayından geçirmemesi de çok çarpıcıdır. Konunun Meclis’e geleceği haberinin de ABD seyahatinde müjde gibi verilişi ilginç olduğu kadar düşündürücüdür. Salon boş olsa da,  küresel ısınmayı önleme çağrısı yine de kıymetlidir.

Bu çok önemli mekandaki konuşma,  önemli çağrısına rağmen ilgi çekmeyince, elde kala kala Türkiye’den toplantı ve düşünce kulüplerindeki tartışmaları izlemek için götürüldüğü iddia edilen 5 yüz kişilik refakatçinin alkışları kalmıştır. Cumhurbaşkanı BM’nin bu anlamlı binasında Türkiye’yi tarihi açıdan temsil eden çok önemli bir anıtı da ziyaret etmiştir. O da, orijinali Urfa’da olan Göbeklitepe anıtıdır.

Binlerce kilometre ötedeki toplantıların izleyicileri bizden, iftihar vesilesi anıt da bizden… Görkemli Tük Evi binamızı, göz kamaştıran konvoyumuzu gören de yine bizden olanlar. Yani biz bize bir Amerika turnesi.
Yine de önemli olan bu gelişmelerden bir sonuç çıkarmak.

Bana göre, bir şeylerin habercisidir bu son ABD çıkarması…

Yanıtı geçmişten almak gerekir. Hükümetler sürelerini doldurmaya başladıklarında önce “erken seçim” konuşulur, sonra da de gözler Pasifik ötesine çevrilirmiş. Eğer dönemin lideri son ABD gezisinden umduğunu bulamadan gelirse, bu gelişme sonun başlangıcı olurmuş. Bu gerçek tüm başbakanlar için kaçınılmaz olarak gelmiş günümüze kadar…

Bunun dışına iki belirti daha var bu konuda. Birincisi bir iddia; güya kamu bürokrasisinin yoğun olduğu binalarda “fakslar” sürekli çalışıyormuş! Herkes veri toplama peşindeymiş. Bir diğeri hepimizin bildiği, ama kimsenin hesap soramadığı bir konuya dair. Demirören Grubu, Doğan Medya için aldığı Ziraat Bankası kredisinin ödeme planı için bankalar ile mesaiye başlamış.

Ne diyelim, her daim sermaye kokuyu iyi alır, bu defa da öyle olacak demek ki.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa