GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
18.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 495.58
BİST 1.36

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

21 Mayıs 2021 Cuma , 15:03

Belki de merak ettiniz, başlığın sonuna neden ünlem koymadım diye.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, bu ay içinde 30 milyon doz Pfizer- Biontech aşısının geleceğini, toplamda 120 milyon doz için anlaşma yaptıklarını söyledi. Sonra da görüntülü konuşma ile toplantıya dahil ettiği Prof.D Uğur Şahin’e hitaben “bunları sizin ağzınızdan duyalım, cekli, caklı konuşma olmasın” dedi. Bakanın yaptığı çok açık bir itiraftı. Çünkü, “aşı gelecek, şu gruplar tamamen aşılanacak” gibi “cekli, caklı” cümleleri bu güne kadar çokça duyduk ve kendisi de bu oranda eleştiri aldı.

Ama burada itiraf dışında, sanki bir gönderme de vardı! Göndermenin adresi, en yüce makam da olabilirdi, sesini bir türlü kesmeyen muhalefette!

Belki de ikisini birden aradan çıkarıverdi, sessizliği ile bildiğimiz Fahrettin Koca. Bu nedenle, içerik açısından son yılların en ağırlıklı ve tarihi özellik taşıyan canlı yayınında, virüs mücadelesindeki bu önemli gelişmeyi öğrenirken, içten bir itirafa da tanık olduk.  



Prof. Dr. Uğur Şahin de mutluydu görebildiğimiz kadarıyla. Bu güne gelinceye kadar geçen süreyi özetleyen, cümlelerinden anladık bunu…“Aralık’ta ilk defa 1.5 milyonu konuştuk. Sayın Bakan sağ olsun istediği dozları hep yükseltti. Bugün 120 milyon doz olarak imza attık. Türkiye’ye haziran sonuna kadar 30 milyon doz getirmek istiyoruz. Temmuz, ağustos ve eylül ayında 120 milyon dozu tamamlamak istiyoruz. Allah’ın izniyle aşıları Türkiye’ye getireceğiz.

Bu cümleler, Bakan Koca’yı iyice rahatlatırken, Uğur Hoca bir anlamda memleket özlemini de giderir gibiydi.

Bu sahneler beni ve yurdum insanın sevindirirken, bilim insanları ne düşünüyor diye merak etmem de çok doğaldı. Hemen Prof. Dr. Kayıhan Pala’yı aradım. Ne düşündüğünü her zamankinden daha fazla merak ediyordum.

Aşı anlaşmasını nasıl yorumladığını çabucak soruverdim. Aynı hızla yanıt geldi:

“Çok sevindim…”

Yakından tanıyanlar veya ekrandan izleyenler de bilir, kolay kolay böyle bir cümleyi sarf etmez. İlk kez onun sesini bu kadar rahatlamış duydum.



Konuyla benim de bu denli ilgili olma nedenim, bir anlamda kişiseldi. İki doz Sınovac aşısı olmuş, 65 üstü bir vatandaş olarak, ülke tam anlamıyla virüsten temizlenene kadar benim antikorum yeterli olacak mıydı?

İşte can alıcı sorum buydu Kayıhan Hoca’ya…

Cevap biraz daha beklememizi öngörüyordu sanki…

“Ben de aynı şekilde Sınovac aşısını iki doz oldum. Etkisinin 9 ay olduğu ileri sürülüyor. Ama kesin konuşmak için biraz daha beklememiz gerek. Bu sürenin sonunda kesin bir yanıt ortaya çıkabilir.”

Halk Sağlığı uzmanı bir bilim insanının değerlendirmesi böyle. Üstelik kendisi için de iki doz Sınovac aşısının etkisi ve sonucunu bekliyor. Bu konuyu şimdilik buzdolabına koyarak bu büyük müjdenin keyfini çıkarmaya devam ettim görüşme sonrasında…

Uğur Hoca gönülleri kazandı
Bildiğim kadarıyla yakın geçmişte Rus malı Sputnik aşısı alımı için anlaşma yapıldığı duyulmuştu. Tam da Çin mamulü Sınovac aşısının ülkemizde imali için lisans alınıyor haberleri çıktığı bir zamanda…

Yani iki dünya devi yarışırken, Türk asıllı bilim insanı Prof.Dr Uğur Şahin aradan sıyrıldı ve imdada yetişti. Hem gönlümüzü, hem de paramızı kazandı bir çırpıda… Gönül bu ne isteyeceğine, nereye konacağına kendisi karar veriyor! Aslında gönlümüz isterdi ki, piyasaya Türk aşısı da çıksın ve de tüm mazlum ülkelere şifa götürsün. Ama çalışmalar henüz Erciyes’in zirvesini aşamadı!

Diyelim ki, faz çalışmaları bitti, ama imalatı yapacak tesislerin kurulması da zaman alacak. Mevcut olanların neden kapatıldığı sorusunu da şimdilik bir kenara koyalım. Yine öküz altında buzağı aradığımın farkındayım. Beni mazur görün, çok sayıda yakınımı, arkadaşımı kaybettim virüs yüzünden…
 
“Haddini bil” aşısı da bulunsa ne olur?

Ekonomik sıkıntılar ve yarattığı sonuçların haberleri arasında, sağlıkçılara gösterilen şiddet olayları bir süreden beri azalmıştı sanki… Bir yenisini izledik ekranda geçtiğimiz akşam. Çocuğuna damar yolu açılırken ağladığını gören baba, hemşireye çıkışıyor “ bırak bırak, çocuğun canı yanıyor, doktor açsın damar yolunu” diyor. O da “bu benim işim, doktor açmaz” deyince saldırı başlıyor. Sonrası malum sahneler. Araya girenler, dava konuları falan…

Basit bir olay gibi görünüyor ilk bakışta… Ama değil. Geçmişte işin uzmanı, söz sahibi bir kimse saygıyla karşılanırdı. Doktor karşısında konuşurken bile kendimize çeki-düzen verirdik. Son yıllarda ortaya çıkan “sen kimsin?” veya “sen benim kim olduğunu biliyor musun ?” gibi çarpık anlayışları hangi sebepler doğurdu?  Oturup araştırması gerek sosyologların.

Onlar yapmıyorsa, durumu Uğur Hoca’ya bildirelim de, eli değmişken, Covid 19 aşısını ilk bulan bilim insanı unvanına, “haddini bil” aşısını bularak ikincisini ekleyiverse ne güzel olur değil mi?

Kusura bakmayın aşı müjdesi,  Sağlık Bakanı gibi beni de çok rahatlattı.

O nedenle araya bunu da sıkıştırıverdim!

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım