GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
21.02°
Açık
DOLAR 8.57
EURO 10.14
ALTIN 495.83
BİST 1.36

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

17 Haziran 2021 Perşembe , 17:01

Bitmeyen çile, Covid 19 virüsü mücadelesinde ülkemiz yeni bir döneme girdi. İlk kez düşman bu kadar sıkıştı. Çünkü aşı ordusu savaşı kazanmak üzere…

Günlük aşılama miktarı 1 milyonların çok üzerine ulaştı. Toplam aşılama 38 milyon mertebesinde… Sıra 35 yaş üstü gruba geldi. Üstelik Kayseri aşımız, diğer yerli rakiplerini geride bırakıp imdadımıza henüz yetişemeden! İngiltere’de “virüs ilacı” denemesi de başarılı olmuş.

İşte ekranlarımızda görmek istediğimiz hareketlerdi bunlar…

Çünkü bu salgın çok şeyi aldı götürdü, tüm dünya gibi bizim ülkemizden ve bizden de… Şimdi zafer zamanı. Bunu kazanırsak yeniden, pek de mutlu olduğumuzu söyleyemeyeceğimiz “eski normallerimizi ” kısa bir süre sonra yaşamaya başlayacağız. Konuşulması bile güzel… Çünkü; bu gözle görülmeyen düşman, tüm fertlerden çok şey alıp götürdü, daha da götürecekti. Bilim insanları da bu mutluluğu doyasıya yaşıyor. Onların gülen yüzü, bizi de en azından moral açısından yükseltiyor. Artık, başvuran herkes aşı olabilecek…

Bir kesim mutsuz, belki meslek grubu olarak sıra gelmedi diye… Fabrikalardaki emekçilerin aşılanmasını örnek göstererek, “esnaf neden unutuldu” diyenler de oluyor ama, sanırım bu sorun da kısa sürede çözülecek. Tek olumsuzluk, konuya tamamen bireysel yaklaşan ve bencilce bir duygu ile “aşı karşıtlığını” savunanlar… Eğer demokratik bir ülkeysek, buna yasal olarak bir şey yapılamaz. Demokrasinin böyle kötü huyları da var çünkü! Onlara,  sadece “empati” kelimesi ile tanışmaları ve de sonucunda toplum yararı diye bir kavramı içselleştirmeleri dileğinde bulunabilirim. Ama o kadar…

Şimdilik bunun keyfini çıkaralım, salgın bizlerden kişi ve toplum olarak ne getirdi, ne götürdü onu da yaz bitiminde değerlendiririz.       
                         
Bilim “sıkıntılı son yaz” dediği için böyle bir tarih belirttim.
 
Toplum olarak yoksul muyuz?
Başlık benim en değerli yol göstericim olur her zaman… Onu buldum mu, makale akar gider çünkü… Kafiyeli olsun diye, virüse dair “aşı” ile, vatandaşın karnını doyurabilmesi için yiyecek “aşı” olması gerektiğini vurgulamak istedim. Malum son günlerde “aç yatanlar var” tezine, en yüksek mertebeden “ aç varsa, bunu görenler doyursun” minvalinde yanıt gelmişti. Bu iddia ve atışmaları bir temele dayandırmak gerek aslında… O temel de karşımızda heykel misali duruyor! Uzun sayılabilecek bir süredir, Türkiye’deki “yoksulluk sınırı” 9 binler seviyesine oturup kalmış. Resmi rakamlar bunu söylüyor. Yani dört kişilik bir ailede, kaç kişi çalışıyorsa, evlerine toplamda aylık 9 bin liranın altında para giriyorsa bu haneye “yoksul” deniyor. Anlamı da şu; aile bu miktar ile yeme- içme, ısınma gibi yaşamsal ihtiyaçlarını karşılıyor ama, giyim-kuşam,  eğitim, sağlık ve de bilumum eğlence gibi(!) ihtiyaçları ile hiç tanışamıyor.

Bunu her ailenin gözden geçirmesi gerek. Bu veriye göre, büyük kentlere taşradan gelerek umut arayan, çocuklu aileler için konut edinme veya eski model bir araca binebilme ihtimali, elimizdeki bu yoksulluk sınırı rakamlarına göre, hayal bile edilemeyecek durumda. Eğer aile bireyleri eve para getirebilmek için “kayıt dışı çalışma” mahkûmu ise, emekli olma şanslarını da büyük ölçüde yitiriyor. Böylece yoksulluk kronikleşiyor.

Şimdi de birkaç kahredici rakam vereyim. Son dört ay izinde 7 yüzün üzerinde emekçi yaşamını yitirmiş. Bazı sendikalar bunu “iş cinayetine kurban gitti” diye tanımlıyor. Ben de soruyorum “bu iş kazalarının sınırı ne olmalı?”

Saçma bir soru gibi gelmiş olabilir. Ama gerisini de getireyim.

Ay sonunda “kısa çalışma ödeneği” gibi bin küsur liralık büyük bir destek (!) uygulaması sona eriyor. Bitiminden itibaren işten çıkarma yasağı da kalkacak.  Böylece “yeni işsiz adayı” 1 milyon emekçi var demek. Onların derdi yoksulluk değil, açlık sınırı… Bu sınırın rakamı da 4 kişilik bir aile için aylık 3 bin lira civarında… Çalışmadıkları ve oturdukları yerden (!) aldıkları 1 bin lira civarındaki ücretten de olacaklar. Bu kelimeyi kullanmak beni çok sıkıyor ama mecburum, yani yeni aç kalacakları kim doyuracak?  İktidar mı, yoksa Sayın Cumhurbaşkanı’nın sözü ile muhalif parti liderleri mi?

İşte yaşamımızdan gerçek bir kesit… Önce mutlu bir haber ile yüzümüz güldü. Ardından bir ülke sorunu ile yine efkâra mahkûm olduk.

Dedim ya “aşı tamam, ya fakirin aşı?”

Cümlelerimi, dün 6. Ölüm yılı olana merhum başbakan Süleyman Demirel’in çok ilginç ve günümüz İktidar yöneticilerine çok uygun, o bildik cümlesi ile bitireceğim. Meseleleri mesele yapmazsanız, ortada mesele kalmaz!
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım