GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
28.02°
Açık
DOLAR 8.57
EURO 10.1
ALTIN 496.45
BİST 1.349

Atatürk doğarken…

3 Ekim 2020 Cumartesi , 19:53

Özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından, Ulu Önder’e hitap edeceği zaman kullandığı “Gazi Mustafa Kemal” adlandırması her ne kadar doğru olsa da, belli çevreler ATATÜRK soyadını buna eklememesi üzerine olumsuz yorumlar yapıyorlardı.

Bu tartışma ve niyet okuma süreci içine CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun “Gazi Mustafa Kemal” hitabı da eklenince, tartışmaya bu kez iktidar yanlıları da katıldı. Hedefte Gazi Mustafa Kemal’in 9 Eylül 1922 tarihinde kurulmasını başardığı CHP çevresi vardı.

Kimse bulunduğu yerden taviz vermedi. Kaftancıoğlu, “bana bu hitap şekli daha yerinde geliyor” diye yanıtladı. Bir süre sonra da yoğun gündem içinde konu kapandı.

Bu satırların yazarı olarak ben de 1934 yılındaki Soyadı Kanunu öncesindeki dönemler için Gazi Mustafa Kemal hitabını kullanıyorum. Tarihsel gelişmeye göre de, ya sadece Atatürk, bazen Ulu Önder, çoğu kez de Mustafa Kemal Atatürk biçiminde yazıyor ve okuyorum. Bunun bir tartışma konusu yapılmasını da uygun bulmuyorum.

Bu hafta Not Defteri çalışmamda, iki nedenle bu konuyu ele aldım. Birincisi Atatürk kelimesi üzerinden, günümüzdeki Mustafa Kemal tartışması; ikincisi de o dönem Türk Dil Kurumu Başuzmanı Ermeni Agop Martayan Dilaçar’ın bu soyadının bulunmasındaki payıydı.

Bu sayede o dönemde ve günümüzde Türk vatandaşı olarak yaşayan Ermenilerin Gazi Mustafa Kemal’e verdiği önemi de görebiliriz.  

SOYADI MECLİS'TE OY BİRLİĞİYLE KABUL EDİLDİ  

Ankara radyosu spikeri bir haberi okurken “Anatürk” kelimesi ağzından dökülüverdi... Oysa, kelimenin aslı Atatürk'tü... Takvimler 24 Kasım 1934'ü gösteriyordu. İsmet  Paşa ve 22 arkadaşı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bir önerge vererek, Ulu Önder Mustafa Kemal'e yeni çıkan kanun çerçevesinde, Atatürk soyadı verilmesini öneriyordu. Teklif oy birliğiyle kabul edildi ve Atatürk böylece doğdu.

Her Türk vatandaşına bir soyadı taşıma yükümlülüğü getiren ve İsviçre'den alınan bir kanun taslağı, 21 Haziran 1934 tarihinde kabul edilmiş, 2 Ocak 1935′te yürürlüğe girmişti. Kanunun amacı, kişilerin öz adlarının yanında, dini, sosyal ve sınıfsal unvanların yol açtığı ayrımı ortadan kaldırmaktı. Soyadı Kanunu, nüfus işlemleri, askere alma, okul kaydı, tapu işlemleri gibi alanlarda yaşanan karışıklıkları önleme amacıyla da çıkarılmıştı. Daha önce soyadı yerine baba adı kullanılıyordu. Bu da çok sayıda benzerliğe yol açıyor ve sorun oluyordu.

Bu yasayı takiben, 26 Kasım 1935 tarihinde çıkarılan bir kanunla, ağa, hacı, hafız, hoca, efendi, bey, beyefendi, hanım, hanımefendi, paşa, hazret gibi unvan ve lakapların kullanılması yasaklanıyordu. Kanunda ayrıca, söylerken ve yazarken "ad önde, soyadı sonda kullanılmalı" deniyordu. Edebe aykırı ve komik soyadlarının, aşiret, yabancı ırk, millet, rütbe ve memuriyet bildiren isimlerin soyadı olarak alınmasına izin verilmiyor, soyadı seçme görevi de kocaya veriliyordu.

ATATÜRK SOYADI NASIL BELİRLENDİ? 

Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal'e Atatürk soyadının verildiği 24 Kasım 1934 tarihi, bir başka anlam daha taşıyordu. 1928 yılında yine bir 24 Kasım günü, Mustafa Kemal, millet mektepleri baş öğretmenliğini üstleniyordu. 24 Kasım daha sonra  “Öğretmenler Günü” olarak karşımıza çıkıyordu. Atatürk ve soyadının bir araya geldiği bu tarih, aynı zamanda, Cumhuriyet ile Osmanlı İmparatorluğu izlerinin silinip, ulemanın tamamıyla tasfiye edildiğinin göstergesiydi.

25 İkinci Teşrin (Kasım) 1934 tarihli Hakimiyet-i Milliye Gazetesi’nin manşeti aynen şöyle atılmıştı:

     ATATÜRK

Kemal, özatlı Önderimiz

   Bu soyadını aldı

Atatürk soyadının verilmesinin ilginç bir öyküsü de vardı. Bu isimde payı olan, imzasında olduğu gibi Ermeni asıllı Agop Martayan Dilaçar'dı. 19 yaşındayken Osmanlı Ordusu’nda silah altına alınan Agop Martayan, önce Kafkas cephesine ardından da Şam’a gönderilmişti. Mustafa Kemal ile dostluğu Şam’da başlamıştı. Türkçe konusundaki çalışmaları nedeniyle Agop Martayan, Türk Dil Kurumu baş uzmanlığına getiriliyor, Dilaçar soyadı da Mustafa Kemal’in emriyle veriliyordu.

Dilaçar'ın Atatürk çalışması dışında, Mustafa Kemal'in soyadı için çok sayıda öneri  yapılıyordu. Bunlardan bazıları; Etel, Etil, Etealp, Yazır, Ulaş, Emen, Arız, Çogaş, Salış, Begit, Ergin ve Tokuş'tu. Önerilen isimlerin ortak özelliği, arı Türkçe örnekleri olmasıydı. Soyadı belirlenmesinde son noktayı, Mustafa Kemal'in yakın arkadaşı Naim Hazım Onat koyuyordu. Onat'ın önerisini uygun bulan Mustafa Kemal, Atatürk'te karar kılıyordu. Böylece, çok önemli bir devrim, Ulu Önder'e yakışır bir soyadının verilişiyle gerçekleşiyordu.

17 Aralık 1934’te çıkarılan yasa ile de bu soyadının diğer kişiler tarafından kullanılması yasaklandı. Kız kardeşi Makbule dahi Atatürk değil, “Atadan" soyadını almıştı.

 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım