GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
2.02°
Açık
DOLAR 9.49
EURO 11.07
ALTIN 548.43
BİST 1.519

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

11 Ağustos 2021 Çarşamba , 18:26

Ülkemiz her daim gündem oluşturmakta sıkıntı çekmezdi. Ama son iki yılda yaşanan dünyanın doğal dengesinin bozulması, özellikle küresel ısınmanın sonuçları ve de Türkiye’nin bu konudaki ihmalkârlığı nedeni ile felaketler bir türlü bitmiyor.

Küresel ölçekli Covid 19 salgını, yaklaşık 18 aydan beri ülkemizde de ilk sıradaki yerini koruyor. Şu günlerde, orman yangınları nedeni ile biraz olsun bu konu hafife alınır gibi oldu. Tüm yük aşı üzerine yıkıldı. Sebep de sonuç da aşıda artık. Başka çıkar yolumuz yok. Bir süreliğine birinciliği salgının elinden alan orman yangınları da bastırılıyor, en azından ateş bitti geriye külü kaldı.

Yazı ile kolayca anlattığımız olayları rakamlara döksek, karşımıza acaba nasıl bir tablo çıkar?

İşte “Covid 19 Salgını” ve rakamlar… Önceki gün itibariyle, Türkiye’de yüzün üzerinde vefat ve de 23 binlerde olgu…Dünyada  ise şu ana kadar salgından ölenlerin sayısı 4 milyon insan…
Yüz milyonlarcası  da hastalığa yakalanıp, savaş verdi veriyor. Şimdi bu rakamlara bakarak, aslında içinde bulunduğumuz duruma “Üçüncü Dünya Savaşı” denemez mi diye düşünüyorum bir an için.

Bu savaşların birincisi 1918’de sonuçlanmış, yüz binlerce insan kaybedilmiş..Ve de ardından küresel bir salgın ve ülkelerin rejim değişimleri gelmiş.Yani imparatorluklar yıkılmış, onların yerine yeni cumhuriyetler kurulmuş.

Ülkemiz de bu alandaki en büyük devrimi yapmış. Yönetiminden, alfabesine, kulluktan, vatandaşlığa kadar inanılması güç bir devrim gerçekleşmiş.

Bu arada sanayi devrimi de kendini göstermiş.

Sonra… İkinci Dünya Savaşı’nın ayak sesleri gelmeye başlamış. Bu kez de tek adam rejimli emperyalist ülkeler savaşı başlatan taraf olmuş, yenilerek yeni bir döneme kapı açılmış. Yani daha demokrat rejimler hakim olmuş ülkelere… ABD’nin yeni düzen içindeki rolü ve büyüklüğü kabul görmüş. Bu arada, aynen Birinci Genel Savaş sonrası gibi bu gelişmeleri sanayi izlemiş.

Bu kez buhar, yerine petrol odaklı sanayiye geçiş görülmüş. Bu nedenle, hedef Ortadoğu ülkeleri olarak belirlenmiş. Yani sanayinin can damarı petrol için…

Doğal olarak Türkiye de bu coğrafya  yakınlığından ötürü NATO üyesi olarak, yeni düzenin bir parçası haline dönüşmüş.


Bu kadar hatırlatma ve ukalalık sonrası soruyorum…İçinde bulunduğumuz küresel salgın bittiğinde, eğer küresel ısınmayı durdurmak için harekete geçilmez ise karşımıza ne çıkacak?
Dünya yaşanmaz bir yere doğru mu koşacak? Zenginler uçan nesnelere binerek başka gezegenlere mi taşınacak?

Biz ise buna hiç aldırış etmeden “seçim sandığı önümüze ne zaman konacak?”  diye oyalanırken ve de kısır siyasi çekişmeler sergilenirken “dünyanın yeni düzen koyucuları” arasında ezilip kalacak mıyız ? Avrupa Birliği sınırında bir duvar gibi sağlam durarak,  sadece sığınma merkezi olarak mı kalacağız?

Bu arada orman yangınları ve de salgın nedeniyle kaybettiğimiz ihraç gücünü, ya da turizm gelirini nasıl yerine koyacağız?

175 bin futbol sahası büyüklüğündeki orman kaybımızı kaç yılda tekrar göreceğiz ? Bu anlamda kaybettiğimiz 300 milyar lirayı (CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak’ın iddiası)  nereden çıkaracağız ?

Görüldüğü gibi geleceğe dair sorular içimizi karartıyor. Bu nedenle hiç onlardan söz etmesek mi diyelim ve de bu konuları geçelim isterseniz.

Hem ağlarız hem de güleriz
Aslında ağlanacak halimize gülünecek olaylar benim de hoşuma gidiyor.

İşte güzel bir örnek…Sayın Cumhurbaşkanı’ndan sonra İstanbul İl Sağlık Müdürü de tavsiyede bulunarak “gençler ne olur, erken evlenin ve üç çocuk yapınız” diye ricada bulunmuş. Aslında bunu iyi niyet ile yapmış. Covid aşılarının “kısırlık” yaptığı iddiasını çürütmek için konuşurken söylemiş.        Bu arada, yaşam biçimi de empoze etmeye çalışmış  ve  “örf ve inançlarımıza göre erken evlenin” diyerek…Hem de işsizliğin kol gezdiği, yoksulluğun bu denli tavan yaptığı bir dönemde…Benzer bir  ağlanacak halimize acı biçimde güldüren bir olay da Milas’ta yaşanıyor. Bildiğiniz üzere oradaki üç termik santralinden ikisi yangın tehlikesi atlattı. Özellikle Yeniköy Termik Santrali alevleri yakınında hissetti. Çok şükür korkulan olmadı, önlemler alınarak ve de çevresindeki ağaçla kesilerek santral kurtarıldı. Ama birkaç gün sonra, adı daha önce direniş ile geçen bu yöreye yakın Akbelen ormanlarında garip bir olay yaşanmış. Maden aramak için ağaçları kesilmek istenen ve henüz davası Yargı aşamasında olan orman alanına, gönüllü denilen birileri gelmiş.Sonra da  ağaçları kesmeye başlamışlar. Nedeni de çok insani imiş!  “Yangın önlemi” demiş sözde gönüllüler… Nöbet tutan köy halkı ve çevreciler buna kanmamış tabii... Sonra da gerçek ortaya çıkmış. Kurtarılırken büyük çaba sarf edilen Yeniköy Termik Santrali’nin ortaklarından olan şirket ile, burada maden arayacak şirket aynısıymış. Yani kurnazlık yaparken suçüstü yakalanmışlar. Bir tarafta kurtarıldı diye sevinç çığlıkları atılan santral ve diğer yanda da yangının uğramadığı alanda yapılan ağaç kesimi…Bunun yanı sıra, ormandaki ağaçlar kesilmesin diye gece nöbeti sırasında kolluk güçleri tarafından tartaklanan köylüler...Ve de hepsinde de adres aynı. Futbolumuzu başarıyla yöneten muhterem insanın  iki şirketi, böyle bir çelişki içinde yakalanmış. Hem de Batı Dünyası’nın kömür gibi fosil yakıtı terk ettiği bir dönemde…İktidar’ın himayesi altında olduğunuzda yapamayacağınız hiçbir şey kalmıyor ülkemizde…

Bir de komşudan şaşırtacak, “kara mizah türü !” bir olay. Yunan Hava Kuvvetleri Komutanı,  yangında başarısız olduğu gerekçesi ile istifasını vermiş. Ama kabul edilmeyerek başka bir alanda görevlendirilmiş. Başbakan Miçotakis de yangını söndüremedikleri için halktan “özür” dilemiş. Yetmemiş, tam 586 yerde çıkan yangından zarar görenler için “500 milyon euro tutarındaki ek bütçeyi” onaylamış. Bu kez tersi oldu benim için, gülerken ağlamamız gerektiğini düşündüm bir an için!

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa