GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
21.02°
Açık
DOLAR 8.57
EURO 10.14
ALTIN 495.83
BİST 1.36

Bahar gelir mi?

6 Mayıs 2021 Perşembe , 15:28

Önceki gün yani 6 Mayıs, birkaç önemli dönüm noktasını içeriyordu. Birincisi halk ağzıyla “Hıdrellez” günü oluşuydu. Darda kalanların yardımcısı Hızır ile denizler hakimi İlyas’ın buluşması anlamı taşısa da yeni umutları müjdeler bu gün... Üstelik, sadece baharı değil, kışa kadar olan uzun bir sürecin de habercisidir. Yani anlamı tek bir mevsim içine sıkışıp kalmaz.
Bizim gibi, 68 kuşağına hayret ve merakla bakan, 78 kuşağının zorluklarını yaşayanlar için, Deniz, Yusuf ve Hüseyin isimli üç gencin diğer arkadaşları ile  “Tam Bağımsız Türkiye” sloganı ile çıktıkları yolun sonunu hatırlatır bahar... Türkiye’ye bahar getirmek üzere sokağa çıkan onlar, sadece biraz önde olan ve de baskı altındaki yargının ibret-i alem uğruna idam fermanı verdiği üç gençtir.


Bu üç genç, yargılanıp, cezalarını çekse ve de bir süre sonra özgürlüğe kavuşsalar, belki de isimleri bile anılmayacaktı bugün… Aynen, onlara idam cezasını kesen Bursalı yargıç gibi!


Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve de Fatin Rüştü Zorlu’nun idamları ile de benzerlik taşır üç fidanın kaçınılmaz sonu...
Bazı görüşlere göre bu üç genç, 1961’in rövanşı nedeniyle canlarını verdi. İbretlik olsun istendi, Yani, gençlik her haksızlıkta ayaklanmasın, çiftçiyi, emekçiyi velhasıl halkı aydınlatmasın, özgürlüğe inandırmasın dendi...
Onlara ve yaşamlarını adadıkları ülkelerine 1972 baharı hiç gelemedi.


 
Salgın ve ötesi…

Bahar kelimesi çoğu kez geniş anlamda kullanılır. Sadece bir mevsimin değil, güzel günlerin, gelişmelerin habercisi gibi algılanır. Şimdi, bugün, yarın, bir hafta sonra için kullanmaya kalksak, “bahar ne zaman gelecek?” sorusunu sorsak, belli ki ilk yanıt “ salgın bittiğinde” olacak. Çünkü, üreterek insanca bir hayat, ancak yaşamakla olur. Yaşam bittiyse, ne bahar kalır ne de gelecek.
Bunu bilmeme karşın, bir kez daha bu kelimenin anlamını nasıl anladım dersiniz… Önceki gün Bursa’ya dair planlama ve kentin geleceğine dair makalemin, diğerleri kadar önemsenmediğini gördüm. Sakın ola, yakındığımı falan sanmayın, güzel bir deney oldu, bildiğim bir gerçeği yüzüme vurdu. Çünkü önce sağlıklı bir yaşam ve sonra da yaşanabilir bir ortam demek daha doğru olacak galiba...
İsterseniz gelin bir de bu pencereden bakalım. Salgından korunmanın en kısa yolu aşılanmaktan geçiyor. Bu konuda Türkiye ve Bursa için rakamlar yayınlandı. Türkiye'de Covid-19'la mücadele kapsamında, iki doz aşısı yapılan vatandaş sayısı 10 milyonu geçmiş. Bu rakam ile ülkemizin salgını ötelemesi mümkün değil. Çünkü oran ancak 8 de bir. Yani yeterli değil. Bursa'da ise ilk doz aşı yaptıran sayısı 534 bin küsur,  ikinci doz aşı yapılanların sayısı da 371 binden biraz fazla. Yani oran onda bir seviyesinde… İyi ama yeterli değil.      Ben de bu şanslı azınlık içindeyim! Ama muafiyet belgem olmadığı için, şikayetçi olmasam da yine evdeyim. Zaten bu 3 yüz küsur bin kişinin çoğunluğu 60 yaş ve üzere grup. Yani onlar, çalışma hayatının içinde değil, büyük bölümü emekli ve de ikinci bir iş yapma şansı da yok. Yani sokaktaki kalabalığı etkilemiyor. Bir 70’lik arkadaşım dedi ki “ bu işte bir yanlışlık yok mu? Aşı olanlar evde, olamayanlar sokakta. Böyle salgın önlenebilir mi ?” Sustum kaldım. Bende yanıtı yok çünkü. Bilim insanı da ancak bunu söyleyebilirdi. Şimdi bu verilere bakarak “bahar geldi mi?” diye sorsam acaba ne yanıt alırım. Muhtemelen yaşlılar  “ bize ilkbahar neylesin, zaten son baharı yaşıyoruz” deseler ne yaparım!
 
ABD vatandaşı tasarrufunu artırmış
 
Ben dahil hepimizi kıskandıracak bir dış haber… ABD gibi tam kapitalist bir ülke, salgın döneminde tüm ülkede ürettiği gelirin yüzde 25’ni “hibe” olarak vatandaşına dağıtmış. Bunun sonucu olarak, genelde yoksulluk bitmiş ve de bir bölüm halk bu sancılı dönemde “tasarruf” yapmış. Çünkü bankalardaki tasarruf miktarı yüzde 6 oranında artmış. Yani onlara bahar tüm güzelliği  ile gelmiş ve de “sakın kıştan korkmayın” demiş adeta!
Şimdi diyeceksiniz ki, “Döndün dolaştın, sözü İktidar’ın salgın dönemindeki çaresizliğine getirdin…”
Belki daha toleranslı olabilirdim ama, içim elvermiyor gelişmeleri görünce… İşte bir tipik örnek. Türkiye dururken, Japon esnafının sorunlarını anlatan haberler için ekip gönderen Anadolu Ajansı Genel Müdürü görevden alınmış. Bir kamu kurumunun yönetim kurulu üyeliğine getirilerek aylık 39 bin lira hak ediş ile ödüllendirilmiş! Nasıl eleştirmem.  Biz bir türlü kıştan çıkmayalım, bu gibi arkadaşlar sürekli bahar havasında mutlu mesut yaşasın, adaletli mi?
Pardon bu kadar karamsarlık yeter. Benim gibi SGK emeklisi olan arkadaşlarıma müjdemdir; dünden itibaren bin 100 lira tutarındaki emekli ikramiyemiz hesaplarımıza geçmeye başladı. Benden bu kadar. Bu parayı hangi saatte, nasıl çekip de elinize alabileceksiniz bilemem… Malum “tam kapanma” bizim için kondu ya, onu hatırlatayım istedim!
Bahar mı demiştik; bu da “tek çiçekli bahar” oluversin de keyfimiz kaçmasın.
 
 
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!