GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
18.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 495.58
BİST 1.36

Bayram gelmiş neyime!

10 Mayıs 2021 Pazartesi , 15:29

Yine bir bayram ve yine evde olacağız. Şikâyetçi miyim, asla… Ülkem refaha, salgından uzak günlere kavuşacaksa yine aylarca oturur beklerim.

Aslında hemen herkes böyle düşünür aklı başında olan…

Bir süreden beri bu konuya dair yazmaktan kaçınıyordum. Çünkü havanda su dövmek gibi geliyordu bana… Haksız da sayılmam, yine bir kargaşa, yine aşı konusunda polemikler,  düşmeyen vaka sayıları ve hepsinden acı olanı ölümler. Çünkü onlar birer canlıydı kısa süre öncesine kadar. Onlar komşumuzdu, onlar akrabamızdı, onlar sevdiğimiz saydığımız tanınmış simalardı.

Öyle bir noktaya geldik ki, bu durumu kanıksadık. Lütfen buna alışmayalım.

Şimdi de başımıza bela olan bir ilaç var, daha doğrusu kullanılan ilacın yarattığı kriz var. Okunması zor, yazması da kolay olmayan “Hidroksiklorokin”  (sıtmadan bildiğimiz kinin) denilen ilacın bir iki gün önce Sağlık Bakanlığı tarafından, Covid 19 virüsü tedavisinde kullanılmasının yasaklanması!



Önce 2020 yılı Haziran ayındaki bir habere göz atalım.

“Spiegel'in Almanya Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına dayandırdığı haberde, Türkiye'de koronavirüs tedavisinde etken maddesi hidroksiklorokin olan ilaçların kullanılmasının seyahat uyarısının kaldırılmamasının nedenlerinden biri olduğu öne sürüldü.”

Almanya bu ilacın kullanımına böyle tepki vermiş ve bizi uyarmış adeta…

Aradan tam on ay geçiyor, Türkiye ikinci, derken üçüncü piki yaşıyor, bu arada, tartışmalı kalp hastalıkları ve ardından ölümler ortaya çıkıyor. Salgın mı, yoksa bir başka hastalık mı ölüm nedeni tartışmaları sürüp gidiyor. Kısa bir süre önce, bir gazetecinin kardeşine ait ölüm kağıdındaki gerekçe hakkında Sağlık Bakanı Koca yaptığı açıklamada “ Defin işlemi gecikmesin diye, arkadaşlarımız ölüm nedenini kalp krizi yazmış. Sonradan yapılan test ile hastada Covid 19’a rastlanmış” gibi cümleler kullanıyor.



Ve iki gün önce yayınlanan bir haber ile irkiliyoruz.

Sağlık Bakanlığı 7 Mayıs'ta güncellediği "Covid-19 Erişkin Hasta Tedavisi" rehberinde, Türkiye'de ve dünyada tartışmalara neden olan hidroksiklorokin adlı sıtma ilacına yer vermedi.

Türk Tabipleri Birliği ‘COVID-19'a karşı etkili olmadığı gibi yan etkileri de bilinmesine ve tüm uyarılarımıza rağmen, hidroksiklorokin ilacı ancak bugün rehberden çıkarıldı’ açıklamasını yaptı.”

Durum bu denli vahim… Daha önce ölüm kağıdına farklı sebepler yazılan aileler hak aramaya kalksa ne olur, düşünmek bile istemiyorum. Şimdi biz ülke olarak ne yapalım bu gelişmeye bakarak?  Yaklaşık on aylık süre içinde, virüse karşı bu ilaç kullanıldığına göre tetiklediği kalp ve damar hastalıkları sonucu kaç kişi olmuş, bunu öğrenerek acılarımız mı depreşsin, yoksa sistemi mi sorgulayalım ki, başka ölümler olmasın!

Şaka değil, belki de binli on binli ölüm vakalarından söz ediyoruz.

Bayram üstü ne anlamlı bir haber değil mi?

Ülkemiz ve yetkililer, nedenleri araştırarak bir sonuca gider mi? Yoksa bunca şüpheli veya yanlış ilaç kullanımından yaşamı yitirenler için “Allah rahmet etsin” deyip geçer miyiz? Doğal olarak bunu yapacak olan benim gibi sizler gibi, ülke yönetiminde olmayanlar değil. İşin sorumlusu olanları ve yaptıklarını, geldikleri noktayı bu haber ile gördük. Gerçekten işin ehli ama yetkileri olmayanlara kulak vermek de gerekir mi dersiniz! Tamam TTB görüşüne uymadığı Bakanlık’ı düşürmeye çalışıyor ve ideolojik yaklaşıyor tüm konulara diyelim. Bu ideolojik yaklaşım iddiasını kullanmak da en kolay kaçış yolu oldu ülkemizde nedense…

Öyleyse ideolojik olmayan, kendini bağımsız bilim insanı diye tanımlayan birine kulak verelim, TV ekranında rastladım kendisine... Adı Emrah Altındiş. Unvanı doçent doktor…



Şu anda Harvard Üniversitesi’nde mikrobiyoloji bölümünde çalışıyor. Bir de özel şirkette, asistan profesör olarak da tıbbi çalışmalar içinde. Zaten Türkiye’deyken Ege Üniversitesi’nden mezun olmuş, yüksek lisans sonrası ODTÜ’de çalışmalarını sürdürmüş. Yetmemiş, İtalya’ya yerleşerek, biraz daha kendini geliştirmiş. Sonra da Amerika’nın yolunu tutmuş. Hangi alanlarda çalışıyor deseniz, bana karışık geldi ama anlayabildiğim kadarıyla kolera üzerine mikrobiyolojik çalışma yapıyor. Bu kadar çok çalışma ve yeterlilikle Türkiye’de iş bulması biraz zor… Hele birkaç yerden “huzur hakkı” alması da herkesin huzurunu bozardı! Konuyu yine dağıttım. Aslında çok çarpıcı noktalara değindi salgına dair. Bir kere “tam kapanma böyle olmaz” diyerek, ABD örneğini verdi. Zorunlu sektörler yani gıda, güvenlik, ilaç vb. dışında her fabrikanın, her sektörün kapatıldığına vurgu yaptı. Aşılanma oranlarından söz etti. Bu yapılırken “doğrudan gelir desteğini” de ihmal etmedi. Daha da önemlisi, kapanma döneminde bile 60 yaş üstü kişilerin açık havada bulunduklarını, sağlıkları için bunun çok gerekli olduğuna vurgu yaparak “ kapanma, kapalı yerler için olur. Açık havada bulunmanın bir sakıncası yok ki “ dedi. Belli ki bizim kanallardan birini izlerken, ormanda odun toplayan yaşlı teyzenin bile, jandarma tarafından uyarılarak “yasak var, eve gireceksin” dendiğini falan görmüş olmalı!

Sunucunun “Türkiye olarak salgında nerelerde yanaış yapıldı?” gibi abuk bir sorusuna,  abuk bir yanıt verdi Altındiş. “deveye sormuşlar, neden boynun eğri diye… O da ‘nerem doğru ki’ demiş.” Tam babasının memleketi Kayseri’ye has bir cevaptı. “Neden yurt dışındasınız?” tarzındaki gereksiz soruya da “bir ara gelmiştim 2010 sonrası… Abdullah Güle bir soru sordum. Sanırım ondan sonra kalamadım Türkiye’de” dedi. Başka sorunuz var mı? Yoksa eğer, bir futbol adamının ülkemiz için yaptığı yorumla bitireceğim.
“Türkiye’de yetkililer bilgisiz, bilgililer yetkisiz.” İmza: Slaven Biliç

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım