GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
12.02°
Açık
DOLAR 8.82
EURO 10.33
ALTIN 496.64
BİST 1.392

Bayramı kedere döndürme becerisi!

25 Temmuz 2021 Pazar , 15:52

Geçtiğimiz hafta başında makalemdeki gerçeklerin, bayram tatili boyunca öngörümden de fazla hasarla gerçekleşmesine ancak üzülüyorum.

Galiba ülkeyi yönetenler de bundan fazlası için bir şey yapamadı, onlar da benim gibi düşündü ve sonucu bildi sadece!

19 Temmuz pazartesi günü söylediklerimden bir pasajı hatırlatayım şimdi de…

“Salgına dair derin endişeleri olan, vecibeleri yerine getirirken dikkat kesilen ve de bayramlaşma törenini en az seviyede tutanlar, bayram ertesi olacakları düşünerek, yakınlarına anlatmaya çalışacak. Bunun için sebep çok. Birincisi “olgu” sayıları (geçmişte vaka diyorduk)  7 binler mertebesine çıktı. Aşılanma hızı düştü… Delta virüsünün bir de plas türü peydahlandı. Her ikisi de çok bulaşıcı özellik taşıyor, bu nedenle salgın rakamlarının patlaması an meselesi…”

Demek ki, benim gibi herkes de aynı sonucu bekliyordu da şaşıran olmadı!

Önce cumartesi gününe dair salgın rakamları ile başlayayım. Test sayısı da oldukça düşüktü ve 230 bin civarında… 12 bin 381 olgu var yeni virüs dalgasına kapılan…53 de vefat sayısı verdi Sağlık Bakanlığı. Sırası geldiği halde ilk doz aşı yaptırmayan sayısı da rekor düzeyde ve 23 milyon kişi.

Şimdi de gerçekle yüzleşelim. Yeterince aşı yapılmadan sınırsız bir açılımla bayrama girildi. Bakan diyor ki “ 23 milyon kişi hiç aşı olmadı. İkinci dozdan kaçanların sayısı da milyonlar ile ifade ediliyor. Üçüncü doza gitmeyen de 9 milyon kişi var.” Önemli olan da genç ve çocuklar değil mi?

16 yaş altı zaten bu konuya, yani aşıya hiç dahil edilmedi ve de bir ay sonra okullar açılacak. İki ders yılını kaçıran bu kuşak, bu yıl da okula gidemez ise kaybedilme noktasına gelecek.

Şimdi araya bir gerçeği hatırlatarak soracağım, ki bundan vazgeçemem!

“Dünya üzerinde, dinsel ve geleneksel birliktelik, dayanışma ve de mutluluk günlerini, bu denli kedere dönüştürebilen bir başka ülke var mıdır?”

Bu cümleye şiddetle karşı çıkan ve de öfke seline kapılacaklar da olacaktır.

Onları az da olsa rahatlatan bir mecra var çünkü… Türkiye’de sel felaketi mi yaşandı, hemen Belçika ya da Almanya’daki benzerlerini servis etmekte mahir TV kanallarımız sağ olsun! Fransa’daki aşı karşıtı eylemleri iştiha ile sunanlara da bravo! Fransız’ın aşı karşıtlığının nedeni bizdekinden oldukça farklı.

Bu ülkede, toplumsal zorunluluk denebilecek bu görevi yerine getirenlere belge verilerek, her tür toplantı ve eğlenceye serbestçe katılmaları sağlanacak.

Belgeye sahip olamayanların, yani aşı karşıtlarının da bu haktan mahrum bırakılması en büyük neden. Yani protestonun ucunda kişisel ve sınırsız özgürlük yatıyor.

Ya ülkemizdeki aşı karşıtlığının nedeni nedir, hiç düşündünüz mü?

Doktor ve diğer sağlık çalışanlarının telkinleri, kurumların çabaları ve de onları destekleyici kamu yayınlarına rağmen, asıl öğüdü şeyhinden ve müritlerinden alan ve büyüklüğü bilinemeyen bir grup da mevcut. Bir de mütedeyyin ama, harama helâle dikkat eden önemli bir kesim var. Onlar da, aşı yoluyla alkol türevi bir maddenin vücuda girmesine karşılar. Unuttum sanmayın, fısıltı gazetesinin büyük gücü ile aşının “kısırlık yaptığı” safsatasına inanan geniş bir kesimden de söz ediliyor. Ülkemizin nüfusu bu denli artmışken, mazlum halkların bir bölümü, millet bahçesinde gezinti yapar gibi topraklarımıza, binli rakamlarla hicret edip gezerken düşünülen meseleye bir bakın!

Bir dakika; 9 ya da 11 günlük bu uzun tatilde salgına daldım ve de ülke klasiğimiz olan “bayram dönüşü trafik kazalarındaki sonuçlar” konusuna değinemedim. Zaten salgın nedeniyle, bu bayramda günlük kaza ve ölüm sayıları gündeme bile gelemedi sanki! Elimde şu anda altıncı güne ve de erken dönüşe geçen gruplar dahil rakamlar var. Toplamda 103 ölüm, 624 kadar da yaralı… Bu arada doğal afette sele kapılıp ölenleri de unutmayalım. Onlarınkine “kader” demek pek de içime sinmiyor. Dalga nedeniyle yasaklanan plajdan denize girip boğulanlar da işin içine girince, bayram sonunu acı ve elem dolu anlara bırakabilmenin vazgeçilmez başarısı tekrarlanmış oluyor.

Bu kadar büyük bir ülkede, bu kadar kayıp olabilir deniyorsa buna sözüm yok. Bunu demez de, “yeterli önlem alınsa, sakıncalar anlatılsa bu kazalar ve göz göre göre yaşanan ölümler önlenebilir miydi?” dense acaba nasıl olurdu? Her yıl arife günleri, bu ülke doğudan-batıya, kuzeyden-güneye halkı ile harekete geçiyor. Aynen tahterevalli oynar gibi demiştim. Feodal yapı ve de dini vecibeler ile gelenekler, böylesine ağır salgın ortamında bile toplanmayı engelleyemiyor. Tatil için kendini tehlikeye atanlara sözüm yok, onlar istedikleri gibi kaza ve ölümü seçebilir, bu açıdan özgürdürler! Ama, kovana toplanmış arılar misali Anadolu’nun her köşesinden,  büyükçe bir kaç kente göç edenler dışında, bir anlamda örf ve dini vecibe yanında mecburiyetten de sıla yollarına düşenlerden söz ediyorum. Bu grup, geleneksel toplanmalar anlamında benim eleştirilerimi bir anlamda boşa çıkarıyor sanki …

Nedenini öğrenmek istiyorsanız, klasik TV haberlerimiz vardır otogarlarda… Oraya bir bakıverin, kışlık erzakın nasıl temin edildiği hakkında fikir sahibi olursunuz. O görüntüler Sayın Cumhurbaşkanı’nı da her zaman haklı çıkarıyor. Çünkü bu görünüme göre Türkiye’de aç yatan olmaz!

Bir uzun bayram tatilini de işte böyle tamamladık. Cesur ve de pervasız bir toplumduk bunu iyice pekiştirdik. Ölüme bile meydan okuyan bir millet için bu söylediklerim ne kadar da boş biliyorum ama, bu satırları gerçekle doldurmak da benim görevim gibi geliyor.
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa

NOT DEFTERİ: Bursalı Çılgın Türkkuşları

“Üğretmenim… böğün canlı ders vaa mı?”

Türk Tayyare Cemiyeti ve Bursa

Yangın mutfağa ve hastaneye sıçradı!

Kibir kıvılcımları!..

Yangınların nedeni iklim değişikliği mi?

NOT Defteri: Nefes nefese on bir gün…

Doğu!

Yangın..!

Genç kuşağı kaybetmenin eşiğindeyiz!

Kendi kalesine gol atanlar!

Cansuyu…

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…