GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Orta şiddetli Yağmur
DOLAR 7.36
EURO 8.94
ALTIN 437.23
BİST 1.534

Bir yemine yüklü bir maaş!

26 Ekim 2020 Pazartesi, 13:07

İnsan yapısı değişir mi? Herhalde değişmez… Zaafları, alışkanlıkları ile yaradılıştan bu yana insan denilen varlığın değiştiğini söylemek zor. Buna karşın içinde yaşanılan dönemin gerektiği gibi hareket edebiliyor insanoğlu…

Bu konu da nereden çıktı şimdi diye sorabilirsiniz. Hemen yanıtlayayım.

Cumartesi günü bir TV kanalında MHP’den ihraç edilen Ordu milletvekili Cemal Enginyurt’u izlerken geçmişe gittim ve günümüzle, bizlerin gençliğini tam olarak yaşayamadığı 1970'li yılları anımsadım. Enginyurt, “piknik tip” özelliği taşıyan sempatik bir yaramaz çocuk gibi… Başrolde olmayı, gündeme gelmeyi seviyor. Ama sözünü de sakınmıyor. Israrla değişmediğini, hep böyle olduğunu, ülkesini, halkını seven ve haksızlıklara karşı çıkan, kökenine ve Atatürk’e çok bağlı bir Türk milliyetçisi olduğunu savunuyor. Özellikle verdiği bir örnek ibret tablosu gibiydi… 1972 yılında idam sehpasında “kahrolsun Amerika, yaşasın bağımsız Türkiye” diyen Deniz Gezmiş’i de, 12 Eylül sonrası, ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu’nun idam edilirken de aynı sözleri söylediğine vurgu yapıyor. O günleri işçi-öğrenci olarak yaşayan biri olarak hak vermemek elde değil. Örneğin, sol kesim gençliği ısrarla “kamulaştırma” derken, ülkücü gençliğin aynı konudaki düsturu da “millileştirme” idi. Ama her iki grup birbiriyle kıyasıya çarpıştırıldı. Hatta aynı silahların farklı iki kesimde de kullanıldığı bile ispat edildi. Sonuçta 5 bin genç öldürüldü, aydınlar suikasta kurban giderken, yüz binlerce insan gözaltına alındı ve hapse mahkum oldu. Neredeyse bir kuşak yok edildi diyebiliriz. İki kesimin de aslında amacı, ülkenin dar boğazdın çıkıp, refaha ermesiydi ama tam tersi oldu. Dış güçlerin oyunu sahneye kondu, 12 Eylül ve sonrası malum… Özgürlükleri kısıtlayan 1982 Anayasası ile günümüze geldik.

Şimdi de bugünkü duruma bir göz atalım. Toplum nasıl yönetiliyor, gençler nelerle uğraşıyor ve gelir dağılımındaki adaletsizlik hangi boyutlara ulaşıyor?

Kürsüde hiç konuşmayan milletin vekilleri!

Günümüze bir bakalım dedim ya; sürekli bir iddia var; “yöneticilerde liyakat yerine, sadakat hakim” diyor biraz analiz yapma yeteneği olan siyasiler…

İşte yeni ve bunu anlatan tipik bir örnek…

TBMM’de 27’si AKP’li olmak üzere 32 parlamenter, milletvekili yeminini okumak dışında kürsüye hiç çıkmamış, yasama ve denetim faaliyetinde bulunmamış. Buna karşın 27 aylık son yasama dönemi başladığında milletvekillerinin 20 bin lira olan maaşları 25 bin liraya yaklaşmış ve 27 ayda her milletvekiline 500 binden fazla maaş ödenmiş. Kürsüye çıkmayan bu milletvekillerinin bir bölümü farklı nedenlerle çoğu kez TBMM Genel Kurulu’na bile katılmamış. Bu bir haber… Gazeteci deyimiyle “haber kutsal, yorum hürdür” diyorum ve sizi bu örnekle baş başa bırakıyorum!

Bir de gizli tutulan yüksek maaşlı bürokratlar var. Onlar seçimle gelmedikleri için topluma karşı sorumlulukları da yok.Sadece bu makama ballı maaşla getirenlere karşı, herhalde sadakatleri vardır diye düşünüyorum.

İşte bu konuda çarpıcı bir örnek…

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, Sayıştay raporlarına dayanarak, Eti Maden’de 13 bin yuro maaş alan müdürleri sormuş. Eti Maden İşletmeleri'nde çalışan 2 müdürün 13 bin 500 yuro maaş alması Meclis'teki komisyonda gündeme getirilmiş ve AK Partili üyeler seslerini yükselterek tepki göstermiş. Bakan yardımcısı da soruyu "özel hayatın gizliliği" diyerek yanıtlamamış. Bunu yorumlamak üstün bir zekâ ister!..

Hız kesmeden devam edeyim… Bir de acınası hallere girip, kurnazlık yapan halkımızın bir zümresi ve onlara çanak tutan, siyasi rant elde etmeye çalışanlara dair ağlanacak halimize gülünecek bir vaka daha…

CHP Kütahya Milletvekili Dr. Ali Fazıl Kasap, 2018 ve 2019 yıllarında engelli olmadığı halde engelli aylığı ve engelli evde bakım ödemesi alan toplam 442 bin 309 kişiye ilgili bakanlık tarafından usulsüz para aktarıldığını Sayıştay raporuna dayanarak açıklamış. Kasap’ın yaptığı incelemeye göre usulsüz şekilde en çok ödeme, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni fiilen getiren 2018 seçimine yakın tarihlere denk gelmiş.

Neredeeenn… Nereye… Ülkenin geleceği için ölümü göz alan bir gençliğin Türkiyesi’nden, kendinden başka kimseyi düşünmeyen bir toplum yapısı ile siyasi ikbali için her şeyi yapabilen yöneticiler dönemine geldik.

Yeter ki yemin edelim, gerisi çok kolay!

 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Belediyeler yarışıyor ama…

Geçmiş zaman ve şu an…

NOT DEFTERİ: Sergi ve fuar şehri olarak Bursa

Bursaspor 'demir' gibi…

Sakin Bursa’da 'TAK' diye bir ses!

Velhasıl Bursa pet şişedeki sudan ibarettir!

Bu ofisler bize ne söylüyor?

Geçim değil yaşam sıkıntısı…

Amatör futbol çaresiz

NOT DEFTERİ: Tarih yalan söylemez!

Fotoğraf güzel, sıra Bursa yarışında

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..