GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
18.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 495.04
BİST 1.36

Bu işi dezenfektan paklar!

24 Mayıs 2021 Pazartesi , 13:17

Hiç bilmediğim mecrayı öğrendim önceki gün… Youtube (yutup) diye bir iletişim varmış, görünce şaştım kaldım! Ne yalan söyleyeyim, önceki güne kadar hiç işim olmamıştı bu netameli şeyle…

Kendini “bir kamera, bir tripot marifetli” diye tanımlayan genç adam, konuşmuyor adeta gürlüyor. Hem de ne gürlemek, nefes almadan 77 dakika izlemişim. Söylediklerinin bir kısmını hiç anlamadım, “Köfteci Yusuf” deyince dikkatim biraz üzerine toplandı. Bursa ismi geçti diye böbürlenecektim ama o konuyu da anlamadım!

Dün sabah da uykudan sıçrayarak uyandım. Canım ülkemde sanki deprem olmuş gibi herkes endişeli ve korkuluydu. Evler basılmış, gözaltılar yapılıyor, bilmem kaç ilde soruşturma yürütülüyor ve de bilgisine başvurulmak için önemli siyasi isimler ifadeye çağrılıyordu. Henüz kendime gelememişim, sanki 10-11 yıl öncesini yaşıyor gibiydim. Generaller polis otolarına bindirilerek götürüldüğü sahneler gözümün önüne geliyordu. Yine mi operasyon, yoksa “askeri vesayet bitiyor mu?” diyorum, ama gözümün önüne evinin camından umutsuz gözlerle bakan, başında bandanası ile bir kadın geliyor. Galiba Türkan Saylan’ı görmüşüm.



Sonra da tanıdık bir ses kulağımda yankılanıyor. “Türkiye bağırsakların temizliyor” diye haykırıyor. Bu değerli siyasetçimizi iki polis sürekli izledi de ve suikast girişimi iması yapmıştı ya, bu nedenle ülkenin mahremi “kozmik odaya” girilmişti. İşte onun mimarını görüyorum kısa bir süre… Ama gerçek değilmiş. Kabus görmüşüm sanırım. Ter basıyor, yavaşça doğruluyorum yerimden.

Evet, artık uykum açılmış, hemen televizyonu açıyorum. Çok şükür, haberler rutin, sadece eski bir suç örgütü reisinin sözleri, yani benim izlediğim videodaki olaylar anlatılıyor. Bunun dışında ülke sakin, mutlu ve de bahtiyar.

Çünkü o günler geride kaldı, artık, soruşturma yok, gözaltı yok, tutuklama yok. Ortalık güllük gülistanlık. Kısaca her türlü özgürlük var!

Sadece geçmiş günlerde bir süre “dezenfektan” gibi yabancı bir sözcük dilimize dolandı ve bir bakanın istifası kabul edildi ya o kadar.

Bizi kimse içten yıkamaz diyorum bir an için… Aslında paklanmak için de yıkamaz!  Kadıncağız kendi gitti, ürettiği dezenfektan kaldı yadigâr…

Hiç olmazsa o üründen mi yararlansak?

Olmadı biraz düşününce bunu da gereksiz buluyorum!

Artık gün ilerliyor ve kendimi iyice toparlıyorum. Hafızamı yokluyor ve bir ismi hatırlamaya çalışıyorum. Galiba Maduro idi. Hangi ülkenin başkanıydı diye düşünürken aklıma bilgisayara sormak geliyor. Aaaaa, bir de ne göreyim, hani milyonlarca kişi izlemiş ya, o videoda limanı ile adı geçen Venezuella’nın devlet başkanıymış Maduro… Bilgi sahibi olmadan yazmak da kötü bir şey, işin içinde “madara” olmak da var. Hemen bilgi toparlıyorum bu önemli devlet başkanı hakkında… Bir haber görüyorum BBC News’te ama eleştirel bazda…

“Birçok komşu Latin Amerika ülkesi, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği'nin,  insan hakları ihlalleri iddiaları ile Maduro iktidarını eleştirdiği dönemde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ilişkileri ilerletmek için vites artırdı.”

Bir başka haberde de ülkenin içinde bulunduğu sıkıntılara değiniliyor.

“Venezuela'da bir bardak kahvenin fiyatı, geçtiğimiz aylarda 2 milyon bolivara çıktı. Enflasyonun yüzde 86 bini aştığı, asgari ücretin aylık 5 milyon bolivar olduğu ülkede, asgari ücretle ancak iki buçuk bardak kahve içebildiğini gösteriyor. Ya da karaborsada ancak bir ekmek alınabiliyor.”

Bunları okuyunca şiddetle şükretmek geçiyor içimden Türkiye’de yaşadığım için… Bu haberler ve Maduro ismi bana bir töreni de anımsatıyor. Cumhurbaşkanlığı Yerleşkesi’ndeydi sanırım, canlı yayında izlemiştim töreni. Turkuaz üniformalı bir tören kıtasının arasından geçmişti iki ülke lideri… Galiba 6 Ekim 2017 günüymüş bu tören.



Bir haberde de bu yakınlaşma için
“Son bir yıl içinde Nicolas Maduro 4 kez Türkiye'ye resmi ziyarette bulundu. Maduro, 2016'da da Enerji Kongresi için İstanbul'a gitmiş ve "Türkiye'yi ziyaret eden ilk Venezuela lideri olduğunu" Twitter hesabından paylaşmıştı.” deniyor.

Şimdi bu ilişki dururken, gemi mühendisi eski ulaştırma bakanı, eski başbakan, şimdinin AKP Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım’ın oğlu Erkam Yıldırım neden gitmesin Venezuella’ya?

Üstelik babasının ifadesine göre, 2020 yılı Aralık ayında gitmiş ve de salgın yardımı yaparak, maske ve test kiti dağıtmış.

Bazı münafıklar da boş durmamış, o günün vaka sayılarına bakmış! Türkiye’de 30 bin küsur, Venezuella’da sadece 307 görünüyor vaka sayısı. Belki de gerçek değildi bu rakam, nereden bileceğiz! Bir başka çatlak ses de diyor ki o günlerde

 “Erkam Bey, mazlum Müslüman ülkeler yerine neden buraya gitmiş?”

Dilin kemiği yok, söyler durur… Biz de bir ara “peyniri” konu etmiştik. 10 binlerce kilometre öteden, sıfır gümrükle peynir ithal edilir mi diye…

Peynir kokmamıştı ama, balık olsa baştan kokardı!

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım