GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
19.02°
Az Bulutlu
DOLAR 8.55
EURO 10.09
ALTIN 495.39
BİST 1.352

Bu kanal, kan-alacak gibi!

11 Haziran 2021 Cuma , 14:02

Bana bir cümle ile günümüzü özetle derseniz, klavyemden şunlar dökülür…

İktidar bezgin, vatandaş bitkin ve doğa kızgın.

İsterseniz örnekleme yapayım. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin son grup toplantısında bize ipucu verecek bir üslup sergiledi. Bilirsiniz, konuşurken kelimelere yaptığı vurgu ile kitleleri etkileye gelmiş bir liderdir. Bu nedenle sunumu çok dikkatli dinledim. Konuşmanın neredeyse tümü, tam anlamıyla bir “icraatın içinden” türündeydi.

Kılıçdaroğlu üzerinden, bir anlamda toplumun tümüne mesaj veriyordu. CHP liderine “şu köprülerden hiç mi geçmedin, İzmir’e otoyoldan da mı gitmedin, devasa şehir hastanelerini ve yaptığı hizmeti görmezden mi geliyorsun. Biz eser ve hizmet odaklı çalışıyoruz.” minvalinde bir metni dile getirdi!

Dikkatimi çeken şuydu aslında; geçmişte sözcükler “…cağız, …ceğiz” ekleri ile biterken, şimdi “…tık, ..tik” diye bitiyordu. Yani bir anlamda “yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” diyordu ama, sokaktan başka türlü bir ses yükseliyordu. İşsizlik ve yoksulluk naraları atılıyordu.

Belki farkındaydı, yine de duymazdan, görmezden gelmeyi yeğliyordu.

Özetle, gizliden gizliye “artık deniz bitti” diyordu. Bunu bile alenen söylemekten kaçınıyordu. Çünkü gerçekten de dünyada en son oluşan Marmara Denizi’nin halini görerek ancak Çevre Bakanlığı’nın organize ettiği Çalıştayı ve yapılacaklara şöyle bir değinmekle geçiştiriyordu denizin bittiğini!

Erdoğan, geçmişte yapılan icraatları anlatırken sesini yükselterek kitlesine ve çalışma arkadaşlarına moral destek vermek ister gibiydi. Artık yeni bir proje, vatandaşın gözlerini kamaştıracak bir icraatı görmek mümkün değildi sanki…

Bu tür olumsuzlukları bertaraf etmenin yolu, ülke içinde ve dışındaki terör mücadelesinde alınan önemli sonuçlardan geçiyor, verilen şehitlerle bu da çok yararlı olmuyordu. Bir de ülkenin yer altı zenginlikleri vardı müjde verilecek... Can simidi olmuştu yeni keşfedilen doğal gaz rezervleri… Önceki gün, Cumhurbaşkanı’nın sadık yol arkadaşı(!) Bakan Varank, “drank” diye bir cevher açıklayıverdi. Gaziantep’te altın ve gümüş rezervine rastlanmış. Tam zamanında göstermiş kendini bu cevherler! Yarım ağızla bir de “erken emeklilik” sözü geçti ama, ne olduğu kimi kapsadığı tam olarak anlaşılamadı.

Bunlar bize ne anlatıyor? Yoksulluk ve açlık sınırında yaşayan ülkenin büyük bölümü borç içinde yüzüyor… Gençler gelecek umudunu yurt dışında arıyor…

İşsizlik, pahalılık ve kayıt dışı istihdam tavan yapıyor… Sonuç; üretemeyen, borç para ile tüketen, salgını atlatamamış bir toplum ile çaresiz kalan bir İktidar! Bu kadar mı? Olumsuzlukların daha kötüsü bizim dışımızda… Yani doğada. Marmara’daki müsilajı göre göre Erdoğan’ın “Kanal İstanbul” ısrarı… “Olmak ya da olmamak işte bütün mesele” demiş Şekspir…

Saygın bilim insanı Naci Görür’ü dinledikten sonra gerçeği anladım sanırım. Yani bu kanal, kasaya para koyarken, karşılığında bizden kan alacak sanki...
 
Sakıncalı Kanal, tehlike altında bir İstanbul

Sakın abartıyorum sanmayın… Emekli Prof.Dr.Naci Görür  anlattı, ben de ürpererek izledim. Bu nedenle kısa satırlarla açıkça aktarayım:

Beklenen 7.2-7.6 büyüklükteki deprem, yöredeki aktif fayları tetikleyecek…

Depremler yeni yerleşecek topluluğa heyelan tehlikesi yaratacak….

Bir afet sırasında, kanalın yanında oluşacak iki adaya yardım zorlaşacak…

Bu sarsıntılar ile yer altı suları kanala karışarak tuzluluk yaratacak….

Tüm bu doğal afetler ve yeni oluşan iki ada iklim değişikliği yapacak…

Yapım sırasında ortaya çıkacak patlamalar yeni depremler yaratabilecek…

Tüm bu gelişmeler kanal ve çevresinde “ekosistemi” bozacak…

Proje bittiğinde burada konuşlanacak milyonlarca insanın atığı denize akacak.

Bunlara yöredeki “fauna” ve “flora” için oluşacak tehlikeyi de ekleyiverin.

Prof. Görür,  Ulaştırma Bakanı’nın “ Kanal açıldığında Karadeniz’in suyu, Marmara’ya akarak denizi de temizleyebilir.”   cümlesine kızgın ama nazikçe yanıt veriyor. “Yanlış bilgilendiriliyor olabilir… Çünkü Karadeniz Avrupa’nın en kirli denizi. Orta Avrupa’dan doğan nehirler, tüm pisliğini Karadeniz’e boşaltıyor. Zaten 2 yüz metre altında oksijen bile yok Karadeniz’de…”

Bilim insanı Görür, bu güne değin görmediğim bir ses tonu ile ekrandan neredeyse fırlayacak gibi şu son sözleri sarf ediyor…

“İnsanların can güvenliğini sağlayacağı yerde, tehlikeye atıyorlar. Bu ülke, bu millet kimsenin babasının  malı değildir.”

Nokta.
 
 
 
 
 
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım

Sosyal devlet ya da..!

Bahar gelir mi?