GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Parçalı Bulutlu
DOLAR 0
EURO 0
ALTIN 0
BİST

Bursa'da Covid cenazeleri nasıl defnediliyor?

05 Ekim 2020 Pazartesi, 18:38

Dış politik gelişmeleri ve Azerbaycan-Ermenistan çatışmasını bir kenara bırakırsak, son günlerin en gündem yaratan konusu yine “salgın polemiği ve rakamlar” oldu.

Sağlık Bakanı Koca, öyle bir dönüş yaptı ki, vakalar aniden hastaya dönüştü! Zaten var olan şüphe, virüs taşıyıcıları ve ölüm sayılarına dair güveni derinden sarstı. Bakan’ın açıklamasını yerle bir eden eleştirilere karşı, öyle büyük bir tepki de gelmedi…

Hatta, bazı tıp çevreleri “bunu konuşmaya bile değmez, başından beri, rakamların gerçeği yansıtmadığı biliyorduk ve söyledik” biçiminde konuyu özetledi. İş geldi dayandı Bakan Koca’nın “bu mücadele yanında, toplumsal çıkarları da korumak gerek” türünden bir cümle kurmasıyla konu iyice çatallaştı. Bir gazeteci-yazar ekranda çekinmeden bağırıyordu:

“Bir yakınım Covid 19’dan vefat etti, evraka ‘doğal ölüm’ yazdılar. Bakan, rakamlara dair yalan söylüyor. Lütfen beni dava etsin.”

İş buralara kadar geldi. Bunları duyup, yorumları dinleyince ister istemez bir merak doğdu bende de… Tam bu sırada Erzincan kaynaklı bir televizyon haberinde, salgından vefat edenlerin defin işlemleri örnek olarak gösterildi.

Özel giysili görevliler mezarlıktaki işlemi yapıyor, cemaat bu işten uzak tutuluyordu. Takdirle karşıladım ve “Acaba Bursa’da bu işler nasıl yürüyor?” diye merak ettim.

SALGIN CENAZELERİ İÇİN HAMİTLER'DE ÖZEL DEFİN

Eski bir bürokrattan bilgi aldım. İçim biraz rahatladı şehrimiz adına…

Resmi evrakta “salgından öldüğü” saptanan naaşlar, önce Hamitler Kent Mezarlığı’na getirilip, burada özel bir ekip tarafından, dini vecibelere göre yıkama işlemi yapılıyormuş. Yıkama işlemi, normal ölümlerden farklı değilmiş. Tek fark yıkama personelinin giysileri ve özel koruma aparatlarıymış. Ardından, buradaki camide din görevlisi önderliğinde cenaze namazı eda ediliyormuş. Sonra da, naaş aileye ait mezara defnediliyormuş. Üstelik, toprağın kazılması ve mezarın kapatılması işlevi görevliler tarafından yerine getiriliyormuş. Nedeni de basit bu uygulamanın… Kalabalık bir cemaatten hemen herkes bir kürek toprak atmak ister son görev olarak…Böyle yapıldığında, kürekler elden ele dolaştırıldığında, bir kişi bile “gizli virüs taşıyıcısı” olsa, herkese bulaşma ihtimali var. İşte bunun önlenmesi için sınırlı sayıda kişi cemaati oluşturup, tüm işlemler görevlilere bırakılıyor.

Ne diyelim, doğru ve güzel yapılan bir uygulama desteklenmeli...

Yeter ki, mevtanın yakınları ve cemaat bu düzene uyum göstersin, itiraz etmesin, en önemli nokta burası. Bunun dışında Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonu olan “evde bakım hizmeti” de tüm hızıyla sürüyormuş. Üstelik, 65 yaş üstü grup dışarıya çıkmak istemediği ve hastanelerin güvenli olmadığı gerekçesiyle, bu hizmet alımı için talepler iyice artmış. Hekim ve diğer yardımcı personelin iş yükü ağırlaşmış. Özellikle ilaç yazdırma, temin etme işleri bu birim tarafından sağlanmaya çalışılıyormuş. Bunları öğrendikten sonra, yine işin defin kısmı ile bir soru aklıma geldi.

Merak ve şüphe bizim vazgeçilmezimiz diyorum ya, yetkiliye, "definin ardından mezara ilaçlama gerekiyor mu?" diye bir soru da yönelttim.

Aldığım cevap oldukça ilginçti:

“Sarılıktan ölen bir hastanın naaşı bile bundan tehlikeli… Bu virüs definden 72 saat sonra etkisini yitiriyor. Suya karışma gibi bir ihtimal de yok.”

Ben bu yanıtlardan dolayı, en azından defin noktasında tatmin oldum.

Bu sıra dışı dönemde, bu tür işleri yapan personelin salgın hastalığa yakalanıp yakalanmadığını da sorguladım. Olağan dışı bir vakaya rastlanmamış.

Bunları konuşurken, Covid 19’un Bursa’daki seyrini de öğrenmek istedim. Ne eski bürokrat, ne de bir hekim kesin yanıt verebildi. Sadece Valilik makamının, bazı kurum ve kuruluşlara girerken yapılacak HES kodu uygulamasının şimdilik ertelenmesini, salgının çok yüksek boyutta yükselmediğine dair belirti olarak gösterdi. Geçtiğimiz hafta, Bakan Fahrettin Koca da, Bursa’yı salgının tehlikeli boyutta olduğu iller arasında saymadı. Tek bilgi kırıntımız bununla sınırla yani.

Gerçekten de yüz yılda bir rastlanacak dönemin içindeyiz. Parasal ve ruhsal açıdan tam anlamıyla kayıplar yaşıyoruz. Psikolojimiz bozuluyor, cebimiz boşalıyor ve hemen hepimiz, suçlayacak birini buluyoruz. Belki de insanın doğasında olan bir şey!..

Aslında hiçbirimiz masum değil, belki de hepimiz mağduruz.

Çalışan kesimin yüzde 25’i salgın döneminde işsiz kaldı ya da kısa çalışma ödeneği desteği ile eve hapsoldu. Bu da beraberinde yokluk ve sefalet getirdi. Toplumun psikolojisini bozdu, hemen her gün kriminal vakaların sayısı arttı.

Bu nedenle, en korkutucu virüs, son dönemde çıkış gösteren içimizde biriken “öfke” gibi geliyor bana!..

 

 

 

 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor

NOT DEFTERİ: 1855 Bursa depreminde neler yaşandı?

Suçuna ağlayarak sevinen bir millet!..

Tek suçlu var o da ahlâk…

Deprem bugün İzmir’de yarın...

Ali ve saz arkadaşları…

NOT DEFTERİ: Cumhuriyet’in ipuçları Bursa’da mı verilmişti?

Gölyazı Barış Antlaşması!

Dik dur eğilme, Cumhuriyet seninle…

Futbol bu, kaderden kaçılmaz!