GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
3.02°
Açık
DOLAR 9.49
EURO 11.04
ALTIN 548.03
BİST 1.519

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

17 Ağustos 2021 Salı , 16:35

Son günlerde dilimizden düşmeyen bir kelime ve ona dair cümleler var. Örneğin sel dediğimizde Batı Karadeniz’de yatağı elinden alınan dere ve çaylar akla geliyor. Buna bağlı olarak doğal denge bozulduğunda yangın ve de su baskınları yaşanıyor. Yetmiyor, seller, sular gibi ülkesinden akıp Türkiye yoluna düşmesi muhtemel Afgan sığınmacıları düşünüyoruz.

Sayın Cumhurbaşkanı, Afgan göçü için “sınırlarımıza bunca duvarı inşa ediyoruz, neden sur örüyoruz, amaç kontrolsüz geçişi önlemek…” dedi. Sanki İran sınırındaki sur ile İsrafil’in üfleyeceği sur birbirine karıştı! Kıyamet önce ülkenin güneyinde, sonra doğusunda, en sonunda da kuzeyinde koptu.

İşin ironi tarafını bırakırsak, bilim insanlarının da sıkça uyardığı gibi doğa kaybettiğini, kaç yıl sonra olursa olsun geri alıyor. Bunu Kastamonu, Sinop ve Bartın’da bir kez daha korkuyla gördük. Bu gerçek sadece onlar için geçerli de değil. Tüm ülkemizde ve yaşadığımız Bursa’da da doğadan bir parça kopardığımızda, yıllar sonra da olsa nasıl geri aldığını ve nasıl acımasız davrandığını biliyoruz ama rant kapma huyumuzdan da geri kalmıyoruz.



Cilimboz, Karıncalı, Gökdere ve su değirmeni desem…
Bu saydığım kelimeler için 40 yaş altındakileri (!) dışarıda tutuyorum.
Ama Bursa’da doğan, yaşayan ve de olgun yaşlara gelenler biliyorum ki hemen anlayacaktır neden söz ettiğimi. Bunlar geçmişte açıktan akan derelerimizdi. Cilimboz Muradiye’den Stadyum Kavşağına iner, Merinos’a doğru yolun kenarından akar giderdi. Şimdi üzeri kapatıldı. Hatta, Dönence diye tabir ettiğimiz yerde bir su değirmeninden de söz edenleri biliyorum.



Böyle bir su değirmenini ben de görmüştüm. 60’lı yıllarda, şimdiki Mihraplı Parkı’nın güneyinde atalarımızdan kalan bir bahçemiz vardı.  Sanırım Nilüfer Çayı yakınındaydı. 60’lı yılların başında at arabası ile gittiğimizde bir su değirmenine rastlamıştık.

Karıncalı deresine gelince… Namazgâhtan Yeşil’e doğru giderken o dik yokuşlu yol, eskiden Karıncalı derenin yatağıydı. Önce Yenimahalle tarafından iner, Yeşil Türbe’ye doğru giden caddedeki köprünün altından geçer, aşağıya yönelerek Gökdere’ye karışırdı. Şimdi binek araçlarımız akıp gidiyor bu güzergahta! Gökdere ise henüz şanını koruyor. Arada bir Çağlayan kısmında kayalara tırmanan gençler mahsur kalıyor da farkına varıyoruz.



Değirmen ve su birbirini tamamlayan ve insanlığa nimet sunan bir ikiliydi. Su bol olmasa Tatarlar Köprüsü’nün güneyinde bir su değirmeni olur muydu? Yani demem o ki, Gökdere’nin ovaya doğru indikçe yatağının daraltılmış olduğunu görüyoruz. Hatta Zafer Mahallesi bölümünde, çok daha küçük mecraya sıkıştırılmış, yazın cılız akan bir dere görüyoruz. Oysa Gökdere 80’li  yıllarda, Kastamonu benzeri ama daha insaflı (!) yatağını geri alma savaşı vermişti!

Yıl 1989… Bursa’da metrekareye 90 kilogram yağış düşüyor. Gökdere kenarındaki DSİ lojmanları coşkun suların saldırısına uğruyor ve Setbaşı bölümünde dere kenarına park etmiş araçlar sele kapılıyor. O dönemde bu olay günlerce konuşulmuştu… 2001 yılında Gökdere yine Setbaşı bölümünde bir kez daha kuvvetli bir sel ile kendini hatırlattı. Buna benzer şekilde Hacivat ve Deliçay dereleri ile Kaplıkaya'da çeşitli hasarlı seller de yaşandı.  Son yıllarda Samanlı dağı yamaçlarından aşağıya doğru köylere inen sel felaketlerini ve de ölümleri hayretle izledik. Karadeniz misali gibi dere yatağında evleri gördük.



Eski CHP İl Başkanı Gürhan Akdoğan, o günlerde bundan etkilenmiş ki, geçen yıl Bursa Hakimiyet Gazetesi’nde ilginç bir olayı şöyle kaleme almış:

“Bursa'da 2010 yılı Ekim ayında bir kişinin ölümüyle sonuçlanan ve metrekareye 120 kilo yağış düşen Alacahırka'da sel felaketinin ardından Cilimboz Deresi çevresinde yaptığımız inceleme sonunda yaşananların bir afet olmadığını ihmal olduğunu söyledik. Cilimboz Deresi'nin ıslah edilmediğini ve biriken çöpler nedeniyle taştığını vizyon ve makyaj projeler yerine derelerin ıslah edilmesi gerekiyor dedik.”

Akdoğan’ın bu makalesinin dışında aynı yıl, Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi’nin 25 Eylül 2010 tarihinde yaptığı basın açıklamasında Bursa‘yı yönetenleri,  oluşabilecek sel ve heyelan olaylarına karşı uyardığı da görülüyor. Bunun nedeni de Bursa’nın jeolojik yapısıymış. Bu uyarılara rağmen olası taşkın bölgelerinde önemli projeler de hayata geçirilmiş. Buradan hareketle özetle şöyle denebilir; bu gün ülkemizin bir başka köşesindeki kayıplara ve ölümlere acı duyarken, bu tür felaketlerin çok yakınımızda olabileceğini de unutmayalım.
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa