GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
20.58°
Hafif Yağmur
DOLAR 12.67
EURO 14.31
ALTIN 730.67
BİST 1.78507

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

15 Ekim 2021 Cuma , 12:54

Açık hava ile çok seyrek buluştuğum için doğduğum şehirde ne olup bittiğini görme şansım olmuyor. Dostlarımdan aldığım bilgi ile yetiniyorum. Az da olsa görebildiğim sahneler, salgının yayılımı konusunda yine de beni endişelendiriyordu. “Ne oluyor?” sorusunu beynimde oluştururken, Sağlık Bakanı’nın açıklamasını görmüştüm 6-7 gün önce…

Artış oranında dikkati çeken kentlerden biri olduğunu söylüyordu Bursa’nın.

Bu nedenle birkaç gün önceki makalemde şu ifadeleri kullanmış;

“Son haftaların olgu sayısı bakımından tehlikeli illerinden biri de Bursa. Ölenlerin yaş-aralığı, hangi ilçe ve mahallelerden olduklarını bilme şansımız da yok. Kim neye göre önlem alacak, duyarsızlıklar nasıl önlenecek konu bile edilmiyor.”  diye yakınma dolu cümleler kurmuştum.

Bir de baktım Bursa İl Sağlık Müdürü açıklama yapmış, sanki benim yakarışımı duymuş gibi… Böyle olmadığını biliyorum ama bu açıklama beni haklı çıkardığı için hem sevindim, hem de sayıları görünce endişem daha da arttı. İl Sağlık Müdürü Yavuzyılmaz’ın çarpıcı cümleleri aynen şöyleydi:

“Günlük aşılama 80 binden 10 binlere düştü. Maalesef Bursa'da son 2-3 haftada ciddi bir artış görüldü. Sağlık Bakanımızın açıkladığı listede 10 il arasında Bursa da var ve yüksek seviyelerde. Bursa bir göç şehri, dolayısıyla bu vaka olarak da ilimize yansıyor. Üniversiteler ve okullar açıldı bunun da getirdiği bir yoğunluk yaşıyoruz. Bursa’da kapalı okulumuz yok ama. değişmekle beraber 500-600 kadar sınıf karantinamız var. İnsanların kontrolsüz olarak yoğun olduğu yerlerde maske mesafe kurallarımızda da fazla normalleştik ama yine de tedbirleri artırarak bu işi bertaraf edebiliriz. Elimizdeki en büyük silah aşı, şu anda aşıdan daha büyük silahımız yok.”

Bu cümleler kamunun yetkilileri tarafından değil de, bizler veya bundan endişe duyan hemşerilerimiz tarafından söylense takdir ile karşılanır. Ama kamu bunu yapamaz önlem alır. Eğitimci arkadaşlarımdan aldığım bilgiye göre, özellikle ilk ve orta öğretim kurumlarında, salgına dair bir önlem neredeyse yok gibiymiş. Kalabalık sınıflar, yetersiz temizlik malzemesi ve de yılların kronik sorunu hizmetli olmayışı veya yetersiz sayı en büyük sorun. Yaklaşan kış koşullarında çocukların küçük dersliklerde tıklım tıkış oturduğunu bir düşünün. Birinde çıkacak virüs, tüm sınıfa, oradan da eve yansıyacak. Bir de ailenin aşı eksiği varsa, bu vakaların çığ gibi büyümesi kaçınılmaz. Zaten son dönemde küçüklerden evdeki büyüklere bir bulaş yolu oluştu.

Aşı karşıtlığı mı, yoksa normalleşme aldatmacası mı?
Bundan 25-30 yıl önce böyle bir bela ile karşılaşsak ve aşı mevzubahis olsa, “Bursa’da aşı karşıtı arasanız da bulamazsınız” derdim. Ama son 20 yılın toplumsal ve yanlış inançlara dönük siyasal iklimi ile kırsalın yarattığı göçler benim bu iddiamı çürütebilir. Yine de burada doğup büyüyen biri olarak bu ihtimali az görüyorum. Bence, kamunun günlük yaşamı mecburen normale döndürdüğü, ekonomi çarklarını ne pahasına olursa olsun çevirme zorunluluğu, Bursa’daki toplumu ihmale götürdü. Maske-mesafe ve temizlik bir anda unutuldu sanki… Özellikle yaz döneminde turizmden gelecek dolarların hesabı ile sahilleri insan seline çeviren ülke yönetimi, bu sonuçta başrolü oynadı. Bunun yanı sıra aşı tedariki, uygulaması ve marka çeşitliliği arasında gidip gelen halk, belirsizlik içinde kaldı. TV ekranlarında en güvenilir açıklamaları yaptığına inandığım Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’ın önceki gün sarf ettiği sözler beni ürküttü. Şu günlerde aşı randevusu talebinde bulunanlara, birkaç ay sonrasına gün verildiğini iddia etti.

Buradaki amacın Türkovak aşısının kullanılmasına teşvik olarak vurguladı. Henüz ikinci doz denemeleri yapılan bu yerli aşının bazen uygulandığını, bazen de bunun servis edilmesinin beklenmesi nedeniyle bu gecikmeli randevuların verildiğini söyledi.

Aşı konusunda, Çin mi, Alman mı ikilemi yaşayan vatandaşın kafası karıştı.

Karşıtlara serbest hekimlere yasak
Şimdi de kara mizah örneği kamu uygulamasında sıra… Önce İstanbul, sonra Ankara derken, şimdi de İzmir’de aşı karşıtları mitingi yapılacakmış. İzin de verilmiş. Ama özlük hakları ve de hasta ve aşı yoğunluğu şikayetleri için seslerini duyurmak amaçlı açık hava toplantısı yapmak isteyen aile hekimlerine izin verilmedi. Aynen avukatların toplantısına olduğu gibi, yurt bulamayan öğrencilerin sesini yükseltmek istedikleri gibi… Neden mi izin verilmedi, salgın yasakları gerekçesi ile. Hak arayanlara izin yok, aşı karşıtlarına yeşil ışık. Böyle bir salgın yönetimi olur mu, Türkiye’de ise olur! Sağlık Bakanı ve diğer yetkililer ne yapsın, kendi destekçilerine kapıyı kapatsalar, ilk seçimde yerlerinden olacaklar. Bu nedenle seçimi şimdiden yaptılar. Şansları bol olsun!

Şahin ve Türeci’ye başarı ödül ve nişanları
Konu, salgın, bununla mücadele ve de aşı olunca doğal olarak Uğur Şahin-Özlem Türeci ikilisi akla geliyor. Almanya, İspanya ve Yunanistan… Ortak özellikleri Dr. Özlem Türeci ve Prof. Dr. Uğur Şahin çiftini, aşı konusundaki müthiş başarıları nedeniyle ödüllendirmeleri. Hatta bu iki bilim insanı için NOBEL için aday da gösterilebilir diye kamuoyunda tahminler de yapılmıştı. Yunanistan bu iki bilim insanına Selanik’teki törende cumhurbaşkanı ile İmparatoriçe Theope ödülü vermiş.

Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evi de ziyaret eden bu başarılı ikili, bildiğiniz gibi Alman vatandaşı ama Türk kökenli. Almanya da bir süre önce Başbakan Merkel’in sunumu ile Federal Cumhuriyet liyakat nişanı da verilmişti.

Ama kıymeti yok.

Bizim ülkemizde bu tür nişanlar olmadığı için, sadece paramızla aldığımız aşılar kaldı elimizde… Olsun yine bu ikili Türkiye’de doğmadı mı? Kıskananlar çatlasın!
 
 
 
 
 
 
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: Biraz da nostalji

Bursa ve onu yaşayıp yazanlar

Cumhuriyeti anlamak…

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava