GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
17.02°
Parçalı Az Bulutlu
DOLAR 8.55
EURO 10.09
ALTIN 495.39
BİST 1.352

Bursaspor ve mucizeler!

9 Mayıs 2021 Pazar , 22:00

Bizim için şaşırtıcı olmayan ama normal bir futbolseveri hayret içinde bırakan bir sezon geride kaldı. Geride kalan sade sezon değildi tabii, her ne kadar kamuoyunun ilgisini ve sevgisini üzerinde toplasa da, Bursaspor’dan beklentileri olanlar için kahrediciydi.

Transfer yasağını geçtim, futbolcu ödemeleri için de “ehh, böylesi her dönem olur” diye geçiştirdiğim, buna karşın tesislerin elektrik enerjisinin birkaç kez kesilmesi ile şoke olduğum bir dönemi de geride bıraktık. Utanacak olanlar yöneticiler mi, bir bütün halinde Bursa mı, yoksa futbolun ülkemizdeki bir numaraları ismi, bu cazip uğraşı geliştirmekle mükellef olan ve sorunları çözmesi beklenen kişi, aynı zamanda Bursaspor’a ve tüm kente enerjiyi veren merciin de başında bulunuyorsa hayret, dehşet ve de öfkeniz daha da artar.
Bu cümleyi bir nefeste okuyamayacağınızı da biliyorum.
Her iş, emek ister, bunu okumak da!
İşte böyle dostlar… Özlüce ve Vakıfköy’ün ışıkları borç nedeniyle söndüğünde imdada gençler yetişti, verdikleri ışıkla yolumuzu aydınlattı.

Buna karşın, şimdiki, ya da bir veya iki önceki yöneticiler, aymazlık veya bilgisizlik nedeniyle gereken imzaları attıramayınca, mecburiyetten şöhret olan bu gencecik çocuklar yuvadan göğe doğru kanat bile çırptı. Pes doğrusu!
Hiç yoktan iyidir, bizim çocuklar yiğittir güzellemesi ile, adeta adet yerini bulsun diye çayıra saldığınız bu çocukları bile elde tutmak güç oldu. Gedemeyenlerin de aklı havada, gözü yukarıda asılı kaldı!
Şimdi gelelim asıl meseleye… Bu sezon ortaya çıkan “gençlik ateşi” ile şekillenen bu olumlu görüntü aman kimseyi yanıltmasın. Küresel salgınlar nasıl yüz yılda bir geliyorsa, böyle mucizeler de kırk yılda bir kez yaşanır!
İnanmayan gazete arşivlerini açıp baksın. Bu mucizeyi ete kemiğe büründüren Bursasporlu 17-18 genç 1989 yılında Türkiye 2.Ligi şampiyonluğunu bile kazanmıştı. Doğal olarak A Takım ile birlikte aynı kulübün ekibi olduğu için 1.Lig’de, yani bu günkü Süper Lig’de yer alamadılar. Birinci takıma da çıkamadı bu gençler bir kaçı dışında… Başka yerlerde nasip arayanlar da oldu. Sonuçta içlerinden yıldız çıkmadı. Çünkü, onlar bir arada olduklarında tamamlanıyor ve de bir değer ifade ediyordu. Demem o ki, bu sezon gördüğümüz mucizemsi görüntüler, öncelikle Süper Lig hedefi için kimseyi umutlandırmasın. Üstelik bu coşkulu verimli toprağın (Vakıfköy) ürün verme mevsimi, en iyimser üç-beş yılda bir gelir, yetenekli olanların bir araya gelişi de onlarca yılı bulur.
Bunu söylerken, ne teknik kadronun, ne de formayı iştahla terleten gençlerin başarısını küçümsüyorum. Sadece onlara taşıyamayacakları kadar bir ağırlık yüklenmesin istiyorum.
Kulüplerin iflasını önlemeyen, ülkenin ekonomik yapısı gibi, üretmeden tüketime dayalı bir politika izleyen, futbolu, kurnazların para kazanma alanı gibi görenlerin ve de en Türk Futbolu’nun en üst köşesinde yönetici olarak oturanların, “bu sezonun Bursasporuna” bakarak en azından bir beş dakika düşünmesi gerek!
Kulüpleri dernek statüsünden, futbol şubelerini şahıs  şirketi olmaktan  çıkararak, örnek bir yasa yapmayan/yapamayan bu düzen ve uygulamacıları varken bu tür yazıları yazmak bana yaşadığım sürece nasip olacak gibi geliyor!
Bunları yazıyorum diye, Taha’nın hamle zamanlamasındaki ustalığından, Kapacak’ın sürati ve çabukluğundan, Tuğbey’in sürpriz paslarından, Batuhan’ın gol getiren ayak içi vuruşlarından haz duymuyorum mu sandınız. Emirhan’in geç gelen liderliği, inişlere çıkışlara karşın Furkan Emre’nin sakin duruşu, İsmail Çokçalış’ın hücum zamanlaması ile parlayan yıldızı beni etkilemiyor mu sanki… Eren’i umutla beklemiyor muyum? Vakıfköy dışından olmalarına rağmen, takımın usta emekçileri Onur ve Burak Altıparmak’ın gençlerle uyumunu alkışlamıyor muyum? Bu özellikleri nedeniyle tüm takım bu sezon yeterince ilgi ve sevgi gördü. Acaba bundan sonra motivasyon için ne gerekecek? İstanbul ihtimali mi, Avrupa hayali mi, ya da tüm aileyi iyi bir yaşama kavuşturacak yüklü bir transfer bedeli mi? Bursalı sanatçı Erkan Can önceki yıllardaki bir dizide “arzular şelale” diyordu.
Yalan mı, her başarıdan sonra hedef ve istek biter mi?
Galiba taraftar dediniz sanki…
Bursaspor için çok büyük bir gurur ve güç… Alınmasınlar, bu sezon tribünler dolu olsaydı, bu çocuklar bu denli rahat olamazdı ve birçoğu da kaybolup giderdi. En azından geçiş dönemi böyle aşıldı. Daha sonra iş yine taraftarda olur.
Son maç, ya da ligin sonundaki derece falan demek bu günler için bence çok önemli değil. Ama yine de bir kaç kelam etmek gerek. Son maç, bir hedef yok. Yine herkes kendisiyle yarıştı, ama amaç sadece oynamak olunca skor-board sezonluk bir rakam veremedi, sadece bu maçı yansıttı. Oynar gibi yapan Bursaspor, karşısındaki Keçiören’in sonuç getiren futboluna boyun eğdi. Üç farklı yenilgiye rağmen, teknik kadro gelecek sezon için de takım röntgenini de çekti gibi…

Bu fantastik film bitti. Artık araya çıktık. Bakalım ikici seans bize, nasıl bir yönetim ve de ne tür bir takımın izlerini gösterecek.
 
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım

Sosyal devlet ya da..!

Bahar gelir mi?