GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
3.02°
Açık
DOLAR 9.49
EURO 11.04
ALTIN 548.03
BİST 1.519

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

25 Ağustos 2021 Çarşamba , 14:36

Bugün 26 Ağustos 2021…

Bir ulusu yeniden yaratan, çağdaş, demokratik ve sosyal bir cumhuriyet rejiminin geleceğini belirleyen tam 99 yıl önce ilk adımın atıldığı gün.

Bu nedenle bilimsel bir makaleden alıntı yaparak, Gazi Mustafa Kemal’in Çanakkale mucizesine, unvanları elinden alınmış rütbesiz bir subay olarak TBMM’yi açma başarısı göstermesine karşın, Meclis çatısı altında nasıl eleştirildiğini vurgulamak istiyorum. Savaşın ortasında, düşmanın gücü karşısında mütevazı kuvvetleri ile mücadele eden bir milletin, kendi oluşturduğu Büyük Millet Meclisi’ne nasıl güçlü bir yetki ve anlam verdiğini, savaş kahramanı Mustafa Kemal’e yetki verirken bu yüce kurumun (TBMM) önemini nasıl vurguladığına dair gelişmeleri aktarmak istiyorum.



Bir ulus için hayati öneme haiz yetki ve imtiyazların verilmesi sırasında, istişare, tartışma ve eleştirinin ne denli önemli olduğuna tanıklık yapalım istiyorum.
 
Yunan Ordusu Ankara’ya doğru ilerlerken
Ankara’da oluşan ulusal gücü yok etmeye çalışan İtilaf Devletlerinin vurucu gücü Yunan Ordusu, İzmir’in işgalinden sonra Ankara’ya doğru saldırıya geçer. İnönü savaşlarında iki kez yenilmiş olması onların hırsını daha da kamçılar. Yunan kuvvetleri İngiltere’den aldığı yardımlarla 10 Temmuz 1921’de yeniden saldırıya geçer. Afyon ve Kütahya’yı işgal eder. Mustafa Kemal Paşa Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının daha çok kayba uğramasını önlemek için Batı Cephesi komutanı İsmet Paşa’dan orduyu Sakarya’nın doğusuna çekmesini ister. Bu arada Eskişehir de Yunan işgaline uğrar.



Bu gelişmeler Türkiye Büyük Millet Meclisinde yankı bulmakta gecikmez. Meclisin 23 Temmuz 1921 tarihli gizli oturumunda milletvekilleri hükümeti sert biçimde eleştirir. Hükümet Başkanı ve Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Paşa’nın Hükümetin Kayseri’ye taşınmasını istemesi gerginliği daha da artırır.

“Biz buraya kaçmaya mı geldik, yoksa düşmanla dövüşmeye mi? Ankara’yı savaşsız bırakamayız son tepeye kalıncaya kadar savaşmalıyız” sesleri ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Ankara’da kalması istekleri Meclise hâkim olur.

Hükümet karşıtı milletvekilleri “Ordu nereye gidiyor, millet nereye götürülüyor, bu harekâtın elbet bir sorumlusu vardır, o nerededir, bugünkü durumun gerçek yaratıcısını ordunun başında görmek isteriz!” gibi çeşitli imalı konuşmalarda bulunurlar. Gelişmeleri izleyen Mustafa Kemal Paşa önce tartışmaların dışında kalır ama 4 Ağustos 1921’de Meclis Başkanlığına Başkomutan olmak istediğini belirten bir önerge verir.

“Meclisin sayın üyelerinin genel istekleri üzerine Başkomutanlığı kabul ediyorum. Ordu’nun maddî ve manevî gücünü en kısa zamanda artırmak ve yöne­timini bir kat daha kuvvetlendirmek için, Türkiye Büyük Millet Meclisinin sahip olduğu yetkileri fiilen kullanmak şartıyla üzerime alıyor ve 3 ay gibi kısa bir müddetle sınırlandırıl­masını istiyorum.”

Bu teklif üzerine Mecliste yeni bir tartışma başlar. “Başkumandanlık olmaz, Başkumandan Vekili unvanını verelim” diyenlerin gerekçesi Başkumandanlığın Meclisin manevi kişiliğinde olduğu inancıdır.
Kimi milletvekilleri bu teklifin sakıncalar doğuracağını iddia eder ama bu durumdan ülkeyi ancak Mustafa Kemal Paşa çıkarabilir gerçeği de ortadadır. Sinop milletvekili Rıza Nur ve 8 arkadaşı endişeleri giderici bir yasa önerisi hazırlayarak Meclis Başkanlığına sunar.

Buna göre; “Ulusun ve ülkenin yazgısına doğrudan el koyan tek yüce güç olan ve Başkomutanlığı manevi kişiliğinde bulunduran Türkiye Büyük Millet Meclisi, aşağıdaki kayıtlarla Başkomutanlık görevini kendi Başkanı Mustafa Kemal Paşaya vermiştir. Bu unvan ve yetki üç ay müddetle sınırlıdır. Meclis, gerek gördüğü takdirde bu süreyi uzatabilir.” Bu tasarı Türkiye Büyük Millet Meclisince kabul edilerek 5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal Paşa Başkomutan unvanını alır. Başkumandanlık Kanunu, 31 Ekim 1921’de, 4 Şubat 1922’de, 6 Mayıs 1922’de üç kez uzatılır. Özellikle muhalefetin güçlendiği bir sırada 6 Mayıs 1922’deki uzatma, oldukça ciddi tartışmalara yol açar. 20 Temmuz 1922’de ise Mustafa Kemal Paşa’nın Başkumandanlık yetkisi süresiz olarak uzatılır.
(Kaynakça: İhsan Güneş/ATATÜRK, Gazi Mustafa Kemal, Nutuk(1919-1927), Atatürk Araştırma Merkezi Yayını, Ankara 1989)

 

Metinde görüldüğü gibi TBMM’nin önemi ve yetkileri o ilk yıllarda bile, demokrasiye henüz özümsememiş toplumun temsilcileri tarafından nasıl da öne çıkarılıyor. Bunun yanı sıra görüş bildirme, eleştiri ve hatta tartışma sonucu ancak doğru kararlar alınabildiği sonucu da vurgulanıyor.



Türkiye Cumhuriyeti yüzüncü yılına yaklaşırken, kurucuların duyarlılığı konusunu bir kez daha hatırlatmak istedim.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa