GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
8.02°
Açık
DOLAR 8.83
EURO 10.32
ALTIN 497.4
BİST 1.392

Cansuyu…

26 Temmuz 2021 Pazartesi , 13:25

Tatil sonrası ilk günün sabahında ilk gözüme çarpan, Ankara-İzmir istikametindeki trafik hızıydı. Galiba normalleştik dedim! Çünkü otolar ağır biçimde ilerliyordu. Ana yolu kesen varyantlarda da hız düşüktü. Varyant sözü geçince aklıma yine salgın düşüverdi! Rakamlar aldı başını gidiyor. Eskiler bu duruma “bile bile lades” derdi hayatta olsalar… Acaba bu bir aylık azatlık bir denemi miydi? Kabine toplantısı sonucu işin kokusu çıkacak sanırım!

Farkında mısınız, beynime nasıl da yerleşmiş salgın sözcüğü, bir türlü yakamı kurtaramıyorum. Oysa tüm sorunların, son iki yıldaki müsebbibi pardon sorumlusu bu gözle görülmez, elle tutulmaz yaratık değil mi?
Bir kısım fabrika işi yavaşlattı, esnafın çoğu, çareyi kapıya kilit vurmakta buldu. Ayakta kalanlar borç ertelemesi ve kredi kartı ile ayakta kalmaya çalışıyor. İşsizlere zaten hiçbir şey olmuyor! Onlar kurşun asker muamelesi görüyor sevgili ülkemizde…

Aslında onların rakibi herkesten korkulu ve büyük…

Konuyu açacağım ama şu “can suyu” meselesine bir paragraf açmak istiyorum.

Tüm esnaf grubunun vazgeçilmez düsturu, herkes ile iyi geçinmek, İktidar temsilcilerine karşı katiyen ve kesinkes uyumlu ve amade olmaktır. Bunu ezbere söylemiyorum. Örneğin Bursa esnafına sorun önce… Muhalefet partilerinden birine mensup bir esnaf odası başkanı bulabilirler mi? Varsa hemen tanışacak ve cesaret katsayısını ölçtürmesini isteyeceğim!

Neyse konuyu uzatmadan, esnaf kesiminin “Uzatmalı Konfederasyon Başkanı saygıdeğer Türk büyüğü Bendevi Palandöken’in yıllar sonra tekrar piyasaya sürdüğü “harika çaresi” ve adına “can suyu” denen, faizsiz ve uzun vadeli geri ödemeli krediye değineceğim. Aslında ona değil de, bu krediyi aldıkları takdirde, esnafın kimle ve ne derece doyurucu bir alış-veriş ortamı bulacağı konusunu irdeleyeceğim. Esnaf kime hitap eder? Ön planda dar ve sabit gelirli kesime… Birleşik Kamu-İş Sendikası’nın verilerine göre temmuz ayında açlık sınırı (dört kişilik aile için) 3 bin 513 lira… Yoksulluk da 12 bin 195 lira… Dört kişinin hepsi çalışsa bile eve 12 bin lira üzerinde para girer mi? Yani bu kesimde temel ihtiyaç dışında harcayacak bir para var mı?

Olduğunu sanmıyorum. Öyleyse bu talebin bu tek taraflı hali ile mantıklı bir tarafı bana göre yok. İki kere iki dört eder kadar eminim; dar ve sabit gelirli kesiminin cebine şimdikinden daha fazla bir para girmez ise esnafa vereceğiniz can suyu, dönüşür ancak abdest suyu olur!

Bu sağlam temelli bir iddia… Peki, nasıl gerçekleşmeli? Önce şu günlerde anlaşma masasına oturan 7 yüz bin kamu işçisine doyurucu zam vererek… Emekliye ikinci 6 aylık dilimde TÜİK’in açıkladığı enflasyon yerine, “seyyanen zam” vererek. Üçüncüsü de, kayıt dışı ekonomi ile mücadele ederek…

Özellikle kayıtsız ve çoğu kölelik ücreti ile çalışan yabancıları kontrol altına almayı da unutmamak gerek.

Şimdi kulaklarıma daha net geliyor bu ses…

Diyor ki, Hazine tam takır oldu, Devlet bu paraları nereden bulacak? İşte dahiyane çözümümüm; vatandaşın cebine para girdiği anda, önce esnafa sonra marketlere hücum eder. Kayıt altında çalışan her türlü iş yeri,  bu piyasa sonucu, vatandaştan, önce KDV ile ÖTV keser. Gelir vergisi ile bu meblağ da yine Hazine’ye gider.

İşte size can suyu kadar etkili bir formül…
 
Suriyeli gitsin, Afgan gelsin sistemi mi?
Yaklaşık 10 yıldan beri, mülteci statüsündeki Suriyeli kardeşlerimizin, uzun süre ülkemizde kalmaları halinde, sosyal patlamalara yol açabileceği konuşulur durur. Ama o kadar… Önlem, çözüm önerisi falan hak getire…

Geçenlerde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kesin ifadelerle çözümünü açıkladı. AB ve ABD ile anlaşarak ve de onların maddi, manevi desteğini alarak, Suriye’de yapılacak yatırımlar ile ve güvenli biçimde geri dönüş başlatılarak sorun çözülebilir demişti. Çok doğal olarak(!)  muhalefetten gelen bu somut öneri, sadece seçime yönelik kabul edildi ve tartışılamadı. Uzun tatil döneminde ve özellikle İstanbul’da çıkan bazı olaylar sonucu, AKP MKYK Üyesi eski vekil ve partinin cesur ağzı Şamil Tayyar bu konunun giderek büyük sorunlar yaratacağına dair bir paylaşım yapmış sosyal medyada. Doğal olarak ilgi çekti. CHP de buna, “sosyal medyayı bırak genel başkanını uyar bu konuda” yanıtı geldi. Sonrası malum, özellikle bayram günlerinde, ülkemizin dört bir köşesine salkım saçak yayılan Afgan mülteciler ekranları doldurdu. Bunlar yaşanırken, İçişleri Bakanı, en güvenli yanımız “kaçak geçişler” diye açıklama yaptı.

Şaşırdık mı? Sizi bilmem ben şaşırmadım. Çünkü benzer açıklamayı, uyuşturucu gemilerinin limanlarımıza yanaştığı iddiaları havalarda uçuşurken de duymuştum. Bakan da, tonlarca uyuşturucu yakalayan görevlilerini kutlamıştı.

Sadece bir cümle beni çok düşündürdü. Bu da kaçak göç ile ilgiliydi.

Sayın Cumhurbaşkanı, Afganistan’ın başkenti Kâbil Havaalanı’nın işletmesini alabileceklerini(ABD buna koruma diyor), bu konudaki sıkıntıları “inanç birliği” nedeniyle Taliban gibi bir örgüt ile çözebileceklerini söyledi.

Radikal bir yasa dışı örgüt ve Türkiye toplumunun inanç birliği…

Yan yana getiriyorum, ama bir türlü yerine oturmuyor!
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa

NOT DEFTERİ: Bursalı Çılgın Türkkuşları

“Üğretmenim… böğün canlı ders vaa mı?”

Türk Tayyare Cemiyeti ve Bursa

Yangın mutfağa ve hastaneye sıçradı!

Kibir kıvılcımları!..

Yangınların nedeni iklim değişikliği mi?

NOT Defteri: Nefes nefese on bir gün…

Doğu!

Yangın..!

Genç kuşağı kaybetmenin eşiğindeyiz!

Kendi kalesine gol atanlar!

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…