GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
-12°
Sisli
DOLAR 0
EURO 0
ALTIN 0
BİST

Covid maçı sahada bitermiş!

14 Eylül 2020 Pazartesi, 18:18

Bu öldürücü salgın ile savaş, hastanede değil, sahada yapılırmış. Ülkemizdeki uygulama bunun tam tersine işliyormuş. Filyasyon yerine, vakaya yakalanmış kişiler tedavi oluyormuş. Üstelik bu hastalığın bilinen bir ilacı da yokmuş. Onun yerine benzer vakalarda kullanılan tek bir ilaçla sağlık ekipleri savaşı kazanmaya çalışıyormuş. Bunun yanı sıra bulunacak aşının da etkisi henüz saptanamamış. Şu anda herkesin peşinden koştuğu zatürre ve grip aşısı, mikrop bulaştıktan sonra ancak etkisini azaltabiliyormuş.

Yani önleyici etkisi belirsizmiş veya yokmuş.

Üstelik biricik ülkemizde, şu anda bir doz bile aşı üretilmiyormuş. Son kez, kapatılmadan önce Hıfzısıhha marifetiyle üretilmiş.

Bunlar gerçek ve doğrusu yanlışı ile şu anda işleyiş böyle... Çaresi, önce önleme, sonra da sahada yapılacak test taraması ile vakaya bulaşmış olanların izolasyonu. Ama gerçek bir izolasyon... Yani ev dışında başka bir mekanda ve gözlem altında yapılan izolasyon.

Bursa yerelinde "enbursa.com" dışında, yayın organlarımız tarafından adeta görmezden gelinen TTB Covid İzleme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Kayıhan Pala'dan söz ediyorum. En fazla izlendiği iddia edilen bir sabah haber programında, salgına ilişkin bunları söyledi. Şu anda artış hızını artıran ve de bu hıza yetişemeyen Sağlık Bakanlığı'nın yanlışlarına cesurca değindi. Tamam; milyonlarca insana test yapma olanağımız yok. En azından filyasyon ekiplerinin saptadığı vakalı bireyleri en az 14 gün gerçek bir izolasyona alamaz mı bakanlığımız... Dediğinden ben bunu anladım. Vaka saptandı, çok ağır seyretmediği görüldü ve kişiye "al bu ilacı, git evine kapan ve bir iki hafta çıkma sokağa" demenin yanlışlığına değindi.

Salgını tetikleyen nedenleri hepimiz aşağı yukarı biliyoruz zaten...

Pala da benzerlerini sıralayarak gösterdi. Anadolu'da bir odaya düşen kişi sayısının son patlamada etkin olduğuna değindi. Böylece vakaların, İstanbul, Ankara ve diğer büyük şehirlere dönüşlerle artmasının doğal olduğunu vurguladı.

En can alıcı gelişme de sağlık çalışanlarının fiziksel ve ruhsal formuydu.

Dün itibarıyla 39'u hekim, toplamda 90 sağlık çalışanı can vermiş bu uğurda...

Üstelik biri de intörn denilen doktorluğa aday öğrenci.

Pala, ayrıca sayısal bir veriden söz etti ama üzücü bir saptamaydı. OECD ülkeleri içinde, bin kişiye düşen hekim sayısı en düşük ülke Türkiye olmuş.

Şimdi ne olacak; salgın patladı gitti. İlgililer, yetkililer bağırıp duruyor, en fazla bulaş toplu taşımada gerçekleşiyor diye... Ve de Pala gibi herkes öneriyor; lütfen mesai saatlerinde ayarlama yapılsın, farklı saatlerde toplu taşıma araçları kullanılsın diyerek...

Bunları aklı başında herkes düşünebilir, bilim insanları da gerekçeleriyle ortaya koyabilir. İşte örnek; en fazla bulaş havada asılı kalan virüsle oluyormuş. Mesafe az, maske yok ve yüksek sesle konuşan bir virüslü çevresindeki herkese bulaştırabilirmiş bu illeti.

Sadede gelelim; bu önlemlerin yapılabileceğine ne kadar inanıyoruz?

Çünkü madalyonun öteki yüzü ekonomi ve sosyal hayat... Uygulama neredeyse olanaksız. Test yaptırmak, aşıya ulaşmak, bunların yanı sıra başka bir hastalık nedeniyle bir sağlık kuruluşuna gidebilmek de cesaret istiyor. Özel kurum ise gittiğiniz yer, hekim virüsten çekiniyor, kamu kurumuysa pandemi hastanesidir ve de başka hastalıklarla ilgilenecek ne olanak ne de hekim bulunuyor. Durum tek kelime ile vahim... Turizm gelirleri, özel okul ücretleri, sanayicinin baskısı, esnafın feryadı, AVM'lerin derin gücü derken, bu duruma geldik. Yangın büyük... Söndürecek güç, en azından hekimler açısından tükenmek üzere. Halkın bir bölümü duyarsız, bir kısmı virüsün varlığına inanmıyor, diğerleri de bencilliği en üst düzeyde yaşıyor. Sonucu normal, etkisi korkunç bir durum.

Her bir vaka bir aile demek... Bir aile de ülkenin ayakta kalması için en değerli varlık. Grift, içinden çıkılamaz bir durum ve ben yine aynı yerde duruyorum.

Bu vurdumduymazlığı, aymazlığı, cahilliği ve bencilliği ancak davranış bilimciler yani sosyolog, psikolog, pskiyatr ve halk sağlığı uzmanları çözebilir.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Bu ofisler bize ne söylüyor?

Geçim değil yaşam sıkıntısı…

Amatör futbol çaresiz

NOT DEFTERİ: Tarih yalan söylemez!

Fotoğraf güzel, sıra Bursa yarışında

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor

NOT DEFTERİ: 1855 Bursa depreminde neler yaşandı?

Suçuna ağlayarak sevinen bir millet!..

Tek suçlu var o da ahlâk…

Deprem bugün İzmir’de yarın...