GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
11.02°
Açık
DOLAR 8.86
EURO 10.41
ALTIN 498.4
BİST 1.385

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

10 Haziran 2021 Perşembe , 15:40

Havalar ısındı, tam kapanma az kapanmaya dönüştü ve de evde bunalmış milletimin beklediği an geldi; kahvehane ya da kıraathaneler açıldı. Ama kötü alışkanlıklar yine yok pişti gibi, tavla gibi! Kumar mı? Öyle bir şey kaldı mı mahalle kahvelerinde?

Hele bir olsun, İktidarımız ona izin verir mi, vermez tabii…

Neyse bunlara takılıp kalmayalım, ben de eski mahalleme yaptığım ziyaretten ilginç bulduğum izlenimimi aktarayım. Zaten, fazla bir şey yapmama da gerek yok, uğrarım bizim Çukur Kahve’ye, her şey ortaya çıkar dedim ve hemen yandaki kendini park sanan toprak alanda bir banka oturdum.

O kadar da sıradan değil bizim parkçığımız… Tam bir üç yol ağzı. Kimi görmek istersen görebilirsin, çünkü oradan geçmeden eve gidemezsin.

Saat erkendi ama, biraz vakit geçince kahve ahalisi gelmeye başladı. Zaten isimlerini çıkaramadığım bir iki kişi yanımdaki bankta oturuyordu. Onlar bildiğim kadarıyla bir servisçi ve minibüs sahibiydi. Gazetecilik merakıyla konuştuklarına kulak misafiri oldum. Karadeniz şiveli servisçi belli ki çok dertli. Geçim derdi için pratik bir çözüm üretiyordu. “ Yahu her yer kapalıyken ha bu buyuk marketler var ya, onlar hep açıktır… Bizim uşaklar okula gitmiy ama anaları ile alışverişe gidiy… Reis izin versin de, bari o buyuk çarşıların içine sıra goysunlar, okul gibi yapsınlar uşaklar da geri galmasın dersinden…”

Minibüs sahibi olan, arkadaşının konuyu “rant” penceresine çevirdiğini ima ederek “Sen de çocukları AVM kapılarına kadar taşırsın artık, parayı da bulursun dimi… Acele et zaten çocuklar tatile çıkacak.” diyecek oldu.

Karadenizli servisçi gürledi “Sen biliy misin kaç aydır eve ekmeği, peyniri borç para ila alıyrum… Haberin var mı?”

Minibüsçü bu cevap üzerine korktu ve sustu. İş başka tarafa gidiyordu çünkü… Zaten herkesin sinirleri yay gibi olmuş, neredeyse patlayacak. Tam bu hararetli ortamın ortasında kahveci Oğuz göründü… “Beyler bu günden itibaren çaya zam yaptım. Artık 150 kuruşa…” Dikkatler aniden ona yönelmişken, yerden biter gibi marangoz Turan göründü ve saydırmaya başladı. “Yeter len… Gözünü toprak doyursun. Aç değilsin, açıkta değilsin, Baksana muhalefettekiler ‘millet açlıktan kırılıyo’ diyo, Cumhurbaşkanı da inanmıyo ki, ‘aç varsa sizde doyuruverin’ diye cevap veriyo. Bundan haberin var mı?” İş iyice kızışmaya başlamıştı… Karadenizli servisçi ne kadar maddi güçlük çekse de Reisi’ne laf çakan Turan’a şöyle bir baktı ve “Sen de diysun be arkadaş… O munafıklar seçim için bunları söyleyy… Hiç açlıktan ölen duydun mi?”  Turan tartışmak istemediği için karşılık vermedi ve zamlı bir çay istedi.  O sırada yanına emekli memur Erhan oturdu. Birlikte pişti oynadıkları günleri yad etmeye başladılar. Böylece ortalık biraz sakinleşti. Ama marangoz Turan rahat durur mu, Erhan’ın siyasi eğilimini bildiği için dalına basmak ister her zaman… “ Bu İktidar kimine çok çok iyi, garibana ters. Geçen gün gazetede okudum,  Türkiye’de 3 yüz bin milyoner varmış. Onlar nerden zengin oldu? Hep bu dönemde avantayı buldular…” Erhan her zaman kelimeleri önce ağzından çıkarır, sonra da yutar gibi cevap verir. Yine öyle yaptı “Oğlum milyoner lafına bakma sen… İyi bir semtte bir daire zaten 1 milyon lira… Bir dairesi olan şimdi milyoner mi oluyo?” Gerçekten de güzel cevaptı. Ben de kafamı sallayıp onayladım zaten…  Bu yakıcı sohbet sürerken, bizim parkçığımızın yan tarafından delikanlı Bekir giriverdi. Her zamanki gibi asık bir surat, yüzünde sert bir ifade ile hemen yanımıza oturdu. Sinkaflı bir girişten sonra “Ulan canım sıkıldı Mudanya’ya bir uzanayım dedim. Deniz fıkır fıkır kaynıyo pislikten… Sanki üstü muşambayla kaplanmış… İsal mi, müsil mi diyolar, nedir olum bu? Biraz nefes almak için otobüsle Mudanya’ya gidiyodum, o da bitti. ….. çocukları”

Marangoz Turan 112 gibi imdada yetişti. Çünkü delikanlı Bekir kolay soğuyacak gibi görünmüyordu. “Bekir abi, bir CHP milletvekili ‘bu müsilajı deniz hıyarı önlüyo’ demiş.” Bekir daha da hiddetlendi. “Deniz hıyarını nereden bulcan lan oğlum… Deniz yok olmuş. Karadaki hıyarlar kirletiyor, sonra deniz hıyarından çare bekliyolar. Bunların hepsi hıyar zaten…”

Çaylar geldi, zammı da yeni gelenlere müjdeledik ama yine de keyfimizi kaçırmak istemiyorduk. Buna da şükür demek lazımdı. En azından karnımız tok, sırtımız pekti. Zaman bulmuşuz, dostlarla yarenlik ediyorduk. Daha ne olsundu… Bunları yaşarken, mahallenin romantik şairi Mikail evden bizi duymuş olmalı ki, eşofmanla çıka geldi. Hemen söze girdi “beyler size komik bir şey anlatacağım. Bizim yeğen üniversiteyi bitirdi ama işi yok. Ne yapsın mübaşirlik sınavına girmiş. Hani mahkemede bağırıyor ya, ‘bilmem kim… Avukat bilmem kim gel içeriye’ diye… Bizim yeğen de o işi yapmak  istiyo. Sınavda sormuşlar; Peker, Libya ve 3 hain. ‘Bunlar size ne anlatıyordemişler. Hadi bakalım siz söyleyin bunlar neyi anlatıyo?”

Konu dağıldı gitti ama ilk toparlanan Bekir oldu. “Oğlum bak bu kurnazlık işte… Hem günlük olayları takip ediyolar mı onu öğrencekler, hem de hangi taraftasın onu görcekler…” Turan durur mu konuyu eşelemesi gerek!  “Bekir abi cevabı sen söyle o zaman.”

Bekir’in cevapları çok net; “ Peker işbirlikçi mafya, Libya Hükümet’in başarısı, 3 haini bilemiyom ama, Kılıçdaroğlu, Akşener’i falan kastediyor olabilirler belki…”
Turan kıs kıs gülmeye başladı. “Çaktın abi sınavdan. Sen bu cevabı verdiğin anda muhalif kabul edilirsin, işi de .ah alırsın.”
Tam bu sırada kahvenin banisi Ender abi bastonu ile minibüsten inerken göründü. Hemen kaçışlar başladı, sohbet esiri olmamak için!

Ben de dönüş yoluna sessizce hareketlendim.

 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa

NOT DEFTERİ: Bursalı Çılgın Türkkuşları

“Üğretmenim… böğün canlı ders vaa mı?”

Türk Tayyare Cemiyeti ve Bursa

Yangın mutfağa ve hastaneye sıçradı!

Kibir kıvılcımları!..

Yangınların nedeni iklim değişikliği mi?

NOT Defteri: Nefes nefese on bir gün…

Doğu!

Yangın..!

Genç kuşağı kaybetmenin eşiğindeyiz!

Kendi kalesine gol atanlar!

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…