GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
25.02°
Parçalı Az Bulutlu
DOLAR 8.4
EURO 10.18
ALTIN 507.39
BİST 1.461

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

10 Haziran 2021 Perşembe, 15:40

Havalar ısındı, tam kapanma az kapanmaya dönüştü ve de evde bunalmış milletimin beklediği an geldi; kahvehane ya da kıraathaneler açıldı. Ama kötü alışkanlıklar yine yok pişti gibi, tavla gibi! Kumar mı? Öyle bir şey kaldı mı mahalle kahvelerinde?

Hele bir olsun, İktidarımız ona izin verir mi, vermez tabii…

Neyse bunlara takılıp kalmayalım, ben de eski mahalleme yaptığım ziyaretten ilginç bulduğum izlenimimi aktarayım. Zaten, fazla bir şey yapmama da gerek yok, uğrarım bizim Çukur Kahve’ye, her şey ortaya çıkar dedim ve hemen yandaki kendini park sanan toprak alanda bir banka oturdum.

O kadar da sıradan değil bizim parkçığımız… Tam bir üç yol ağzı. Kimi görmek istersen görebilirsin, çünkü oradan geçmeden eve gidemezsin.

Saat erkendi ama, biraz vakit geçince kahve ahalisi gelmeye başladı. Zaten isimlerini çıkaramadığım bir iki kişi yanımdaki bankta oturuyordu. Onlar bildiğim kadarıyla bir servisçi ve minibüs sahibiydi. Gazetecilik merakıyla konuştuklarına kulak misafiri oldum. Karadeniz şiveli servisçi belli ki çok dertli. Geçim derdi için pratik bir çözüm üretiyordu. “ Yahu her yer kapalıyken ha bu buyuk marketler var ya, onlar hep açıktır… Bizim uşaklar okula gitmiy ama anaları ile alışverişe gidiy… Reis izin versin de, bari o buyuk çarşıların içine sıra goysunlar, okul gibi yapsınlar uşaklar da geri galmasın dersinden…”

Minibüs sahibi olan, arkadaşının konuyu “rant” penceresine çevirdiğini ima ederek “Sen de çocukları AVM kapılarına kadar taşırsın artık, parayı da bulursun dimi… Acele et zaten çocuklar tatile çıkacak.” diyecek oldu.

Karadenizli servisçi gürledi “Sen biliy misin kaç aydır eve ekmeği, peyniri borç para ila alıyrum… Haberin var mı?”

Minibüsçü bu cevap üzerine korktu ve sustu. İş başka tarafa gidiyordu çünkü… Zaten herkesin sinirleri yay gibi olmuş, neredeyse patlayacak. Tam bu hararetli ortamın ortasında kahveci Oğuz göründü… “Beyler bu günden itibaren çaya zam yaptım. Artık 150 kuruşa…” Dikkatler aniden ona yönelmişken, yerden biter gibi marangoz Turan göründü ve saydırmaya başladı. “Yeter len… Gözünü toprak doyursun. Aç değilsin, açıkta değilsin, Baksana muhalefettekiler ‘millet açlıktan kırılıyo’ diyo, Cumhurbaşkanı da inanmıyo ki, ‘aç varsa sizde doyuruverin’ diye cevap veriyo. Bundan haberin var mı?” İş iyice kızışmaya başlamıştı… Karadenizli servisçi ne kadar maddi güçlük çekse de Reisi’ne laf çakan Turan’a şöyle bir baktı ve “Sen de diysun be arkadaş… O munafıklar seçim için bunları söyleyy… Hiç açlıktan ölen duydun mi?”  Turan tartışmak istemediği için karşılık vermedi ve zamlı bir çay istedi.  O sırada yanına emekli memur Erhan oturdu. Birlikte pişti oynadıkları günleri yad etmeye başladılar. Böylece ortalık biraz sakinleşti. Ama marangoz Turan rahat durur mu, Erhan’ın siyasi eğilimini bildiği için dalına basmak ister her zaman… “ Bu İktidar kimine çok çok iyi, garibana ters. Geçen gün gazetede okudum,  Türkiye’de 3 yüz bin milyoner varmış. Onlar nerden zengin oldu? Hep bu dönemde avantayı buldular…” Erhan her zaman kelimeleri önce ağzından çıkarır, sonra da yutar gibi cevap verir. Yine öyle yaptı “Oğlum milyoner lafına bakma sen… İyi bir semtte bir daire zaten 1 milyon lira… Bir dairesi olan şimdi milyoner mi oluyo?” Gerçekten de güzel cevaptı. Ben de kafamı sallayıp onayladım zaten…  Bu yakıcı sohbet sürerken, bizim parkçığımızın yan tarafından delikanlı Bekir giriverdi. Her zamanki gibi asık bir surat, yüzünde sert bir ifade ile hemen yanımıza oturdu. Sinkaflı bir girişten sonra “Ulan canım sıkıldı Mudanya’ya bir uzanayım dedim. Deniz fıkır fıkır kaynıyo pislikten… Sanki üstü muşambayla kaplanmış… İsal mi, müsil mi diyolar, nedir olum bu? Biraz nefes almak için otobüsle Mudanya’ya gidiyodum, o da bitti. ….. çocukları”

Marangoz Turan 112 gibi imdada yetişti. Çünkü delikanlı Bekir kolay soğuyacak gibi görünmüyordu. “Bekir abi, bir CHP milletvekili ‘bu müsilajı deniz hıyarı önlüyo’ demiş.” Bekir daha da hiddetlendi. “Deniz hıyarını nereden bulcan lan oğlum… Deniz yok olmuş. Karadaki hıyarlar kirletiyor, sonra deniz hıyarından çare bekliyolar. Bunların hepsi hıyar zaten…”

Çaylar geldi, zammı da yeni gelenlere müjdeledik ama yine de keyfimizi kaçırmak istemiyorduk. Buna da şükür demek lazımdı. En azından karnımız tok, sırtımız pekti. Zaman bulmuşuz, dostlarla yarenlik ediyorduk. Daha ne olsundu… Bunları yaşarken, mahallenin romantik şairi Mikail evden bizi duymuş olmalı ki, eşofmanla çıka geldi. Hemen söze girdi “beyler size komik bir şey anlatacağım. Bizim yeğen üniversiteyi bitirdi ama işi yok. Ne yapsın mübaşirlik sınavına girmiş. Hani mahkemede bağırıyor ya, ‘bilmem kim… Avukat bilmem kim gel içeriye’ diye… Bizim yeğen de o işi yapmak  istiyo. Sınavda sormuşlar; Peker, Libya ve 3 hain. ‘Bunlar size ne anlatıyordemişler. Hadi bakalım siz söyleyin bunlar neyi anlatıyo?”

Konu dağıldı gitti ama ilk toparlanan Bekir oldu. “Oğlum bak bu kurnazlık işte… Hem günlük olayları takip ediyolar mı onu öğrencekler, hem de hangi taraftasın onu görcekler…” Turan durur mu konuyu eşelemesi gerek!  “Bekir abi cevabı sen söyle o zaman.”

Bekir’in cevapları çok net; “ Peker işbirlikçi mafya, Libya Hükümet’in başarısı, 3 haini bilemiyom ama, Kılıçdaroğlu, Akşener’i falan kastediyor olabilirler belki…”
Turan kıs kıs gülmeye başladı. “Çaktın abi sınavdan. Sen bu cevabı verdiğin anda muhalif kabul edilirsin, işi de .ah alırsın.”
Tam bu sırada kahvenin banisi Ender abi bastonu ile minibüsten inerken göründü. Hemen kaçışlar başladı, sohbet esiri olmamak için!

Ben de dönüş yoluna sessizce hareketlendim.

 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım

Sosyal devlet ya da..!

Bahar gelir mi?

Bursa için Anayasa hayal mi?

Patron kim?

Yaşamak emek ister, ölmek bedava!

Milenyumun altın çocukları

NOT DEFTERİ: 1 Mayıs, Walesa ve Denizer

Görmek ya da görmemek işte bütün mesele!

'Tam kapan-ma!'

Bugünlerde ne düşünüyorlar?

24 Nisan ve iki üç küçük anı!

NOT Defteri: 23 Nisan, Bursa ve siyah örtü

Kamu-özel iş benzerliği!

Yıl 1961 ve bir 23 Nisan günü

Siz hangi Yıldırım’ı tanıyorsunuz?

Gençler de sezonu kapatmış!

On bir yıl gecikmiş bir makale !

NOT Defteri: Toprak Mahsulleri Ofisi nasıl hatırlandı?

Çukur kahve isyanda!

Alın teri ile kazanılan üç puan

Gülelim ama düşünelim de…

Afiş mi, 128 milyar dolar mı sakıncalı?

Bu maça isim koymak zor!

NOT Defteri: AKP Bursa’da Şahin ile nasıl başlamıştı?

Karadeniz’de gemilerimiz mi battı?

Acilen paniklememiz lazım!

20 yıl sonra nasıl bir Bursa?

Sıklet farkı skora yansıdı

Mahmut Hoca kızdı sınav iptal !

NOT DEFTERİ: Bursa’da sporun altın çağı yaşanmıştı!

İktidarlar ve ihtilaller (2)

İktidarlar ve ihtilaller-1

Bal tutan 'pudra şekeri' de yalar!

Bursa’dan bir muhalefet geçti!

Milli Takım ve Anadolu futbolu

Bursa Nutku neydi, hangi nedenle söylendi?

Çukur Kahve’de 'ayran yoğurt' komedisi!

Bursa’nın sessizliği!