GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
-3°
Hafif Kar Yağışlı
DOLAR 0
EURO 0
ALTIN 0
BİST

Çukur Kahve deprem diyor!..

12 Kasım 2020 Perşembe, 16:50

Türkiye’de 24 saatlik bir ekonomi krizi yaşanmış… Salgın tüm gücüyle halkımıza saldırmış… Azerbaycan, yıllar sonra toprağına kavuşmuş, bizim “Çukur kahve” bunları bırakmış, “İstanbul depremi olursa Bursa ne yapacak?” sorusunun cevabını arıyor.

Ne alaka değil mi!

Oysa konuşacak, hoşça vakit geçirecek o kadar olay var ki; gündem sıkıntısı çekmeyen tek ülke sanki Türkiye… Ama galiba bizim kahvenin sakinlerinin bir bölümü için çok önemli deprem konusu… Çünkü o bir bölüm kahve sakini var ya, onların babalarının kamu gücü ile birlikte gerçekleştirdiği toplu konut hamlesinin ürünü Çamlık Sitesi, yarın 57. yılını dolduracak. Belki de diğer konuları ıskalayıp, yıldönümünün hatırına bu konuşuldu kahvede…

Aslında “Çukur Kahve” sakinlerinin önemli bir bölümünün, bu örnek toplu konutun geçmişinden haberi yoktur. Sadece, burada çocukluğunu yaşayan, bir kısmı da doğduğundan beri oturan üç beş site sakininden hikâye gibi dinlemişlerdir buranın oluşumunu… Bir de yap-satçıların bir süreden beri ellerini ovuşturdukları bir alanda kuruluydu bu site… Onları duyarak buranın geçmişini öğrendiler belki de… Elli yaşını geçmiş ağaçlar, bazı bahçeleri süsleyen çiçekler, etrafı beton denizinden ibaret bir alanda yeşil bir halı gibi duruyor çünkü... İşte bunların anlatıldığı, tartışıldığı bir sırada önce bahçede oturmuş, sonra da üşüyenler ve sigara içmeyenlerin bulunduğu on metrekarelik çukurdaki mekana girmişim. Biraz dinleyip sonra da katılmak istedim bu derin sohbete… Unuttum, sohbetin uzama nedenlerinden biri de, kâğıt oyunlarının olmayışıydı muhtemelen… Yerime oturduğum sırada, sitenin imardan sorumlu sakini Casim Usta, depreme dayanıklı bir binanın temel derinliğinden yola çıkarak sözü siteye getiriyordu.



“Bilirsiniz, bu evlerin en az yarısında iş yaptım. Bina içinde bodrum diye kullanılmayan bi yere bikaç defa girdiğimde gördüm. Kazmam lazım, bi de baktım binanın temeli üç metreye iniyo... Acaba sığınak diye mi yaptılar?”

Hakikaten ilginç bir soruydu. Evlerin planına büyük ölçüde katkı koyan ve sitenin yerini belirleyen şehir plancısı Piccinato, 2. Dünya Savaşı’nı yaşamış bir İtalyan. Binaları yapan da bir Alman şirketi.



Sığınak ihtimali olabilir, diye ben de katkı koydum sohbete...

Konuyu derinleştireyim diye Ankara’daki ilk toplu konut projesi olan Saraçoğlu Mahallesi’nin aslına uygun biçimde, ama güçlendirilerek yeni bir konuma getirilişini televizyonda sürekli reklam gibi gösterdiklerini söyledim.

“Bizim site için neden olmasın” dedim.

Ortalık birden karıştı. Marangoz Turan hemen atıldı.

“Kim yapabilir bunu? Yıldırım Belediyesi bitişik komşumuz. Ama onlar bile sitenin ortasına, kendi görüşlerine yakın bir derneğe bina yaptılar verdiler. Bizim evleri mi düşüncekler?” demez mi…                      

Bu kez iş siyasete dönecekti ki, mahallenin en delikanlı ağabeyi Zakir söze girdi, “yapabilseler siteyi yıkıp yüksek binalar dikerler. Onu yapmadıklarına şükredin.” cümlesiyle konuyu iyice gerdi.

Marangoz Turan durur mu:

“Ben Sinandede’de büyüdüm. Bizden az yukarıdaki iki parsel mi, ada mı neyse işte oraya girdiler, ev sahipleri ile anlaştılar. İki katlı evleri yıkıp, on yedişer katlı iki blok yaptılar görmediniz mi? Hadi onu görmediniz Şen Evler’in son bloğunun yıkılıp çok katlıya dönüştüğünü de mi bilmiyonuz?”

Bu sözler kavgada bile söylenmezdi kanaatimce… Ortalık yatışsın diye, “ne kızıyorsun, hak sahipleri vermese yüklenici yapabilir miydi?” gibi bir cümle sarf ettim de belediyeleri töhmetten kurtardım!

Memur emeklisi İhsan da konuyu biraz değiştirip “eskiden, burdan bakınca Uludağ’ı görüyoduk. Şimdi nerdeee…” deyiverdi.

Gördünüz mü yaklaştığı söylenen İstanbul depreminin etkilerini… Artçıları bile bizim siteye, hem de kahveye kadar ulaştı. Bir de benim tesbitim var bu konuda… Eğer son deprem İzmir’de olmasa, 115 can gitmese, bu konu tartışılıp, konu İstanbul’a gelir miydi? Bunları söyledikten sonra kahve halkı ile küçük bir anket yapayım dedim ve sordum:

“Ben şimdiye kadar duymadım ya da atlamış olabilirim, Bursa’da bu konuda bir hazırlık, bir çalışma ya da bir görüş var mı, duyan var mı ?”

Karadenizli minibüsçüler koro halinde, “kim yapsin bu çalışmayi… Buyuk belediyenin borcu çokimiş, hiçbir şey yapamaymış…”

Bunu duyduktan sonra anladım ki, herkesin her olaydan haberi var. İsteseler salgın, deprem tehlikesi ve işsizlik konusunda brifing bile verirler! Ama, o lidere içten bağlılık var ya, hani o “ben sözümden caymam, u dönüşü yapmam” kibri var ya, bu düşünce olmasa, bizim çarıklı değil ama sivri burun ayakkabılı erkan-ı harp insanımız neler yapar, neler…
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Amatör futbol çaresiz

NOT DEFTERİ: Tarih yalan söylemez!

Fotoğraf güzel, sıra Bursa yarışında

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor

NOT DEFTERİ: 1855 Bursa depreminde neler yaşandı?

Suçuna ağlayarak sevinen bir millet!..

Tek suçlu var o da ahlâk…

Deprem bugün İzmir’de yarın...

Ali ve saz arkadaşları…

NOT DEFTERİ: Cumhuriyet’in ipuçları Bursa’da mı verilmişti?

Gölyazı Barış Antlaşması!