GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
28.02°
Açık
DOLAR 8.57
EURO 10.12
ALTIN 496.18
BİST 1.349

Dini rüşvet nasıl olur?

30 Eylül 2020 Çarşamba , 20:56

Geçmişte, halk ağzıyla bir cümle kullanılırdı. Birini ikna için "Cennet'ten arsa mı veriyosun?" denirdi! O bir ironi veya şakaydı. Ama "hayaldi gerçek oldu" minvalinde bir uygulamayı da şimdilerde görmüş olduk.

İnegöl'de bir fabrika...Biz yine de insaflı olalım ismini vermeyelim. Oysa gazetelere çoktan konu olmuş ve sendika yetkilisi de konuya açıklık getirmiş ve bir iddiada bulunmuş. Aslına bakarsanız ya benim dikkatimden kaçt, ya da Bursa medyasında yer almadı.Bilemiyorum!

İşin aslı şöyle...Pandemi nedeniyle bir fabrika, çalışanlarının bir bölümünü ücretsiz izne çıkarmış. İzin kullananların önemli bir kısmı da TEKSİF'e üye sendikalı emekçilermiş. Sonra işler normale döner gibi olunca, işe dönüş için çağrı almışlar. Dönenlerin belki de tamamı sendika üyesi olmayanlarmış. Bir süreden beri bazı vecibelerini yerine getirmediği için TEKSİF ile İşveren'in başı dertteymiş! Fabrika yönetimi bu kez daha tedbirliymiş ve "neme lazım, sendika ile uğraşmayım ve bu işçilere bir öneri götüreyim de üye olmasınlar..." diye düşünmüş. Düşünce, ülkemizdeki genel görüntüye çok uygun! Çünkü hemen her yıl örgütlü çalışan sayısı düşüyor. İşsizlik bahane oluyor... Oysa 2011 yılından beri kendi vatandaşımız dışında, Suriyeli kardeşlerimiz, ucuz ücret ve örgütsüz çalışma ile zaten sendikal düzeni oldukça sarsmıştı.

Neyse konumuza dönelim ve işverenin ne yaptığına bakalım. Sendikasız çalışanlara demiş ki "sendikaya üye olmazsanız size ikişer bin lira zekât olarak vereceğim." Vermiş de...

Alan razı veren razı dilerim inancımız da razıdır.

Silahlanan tarikat dernekleri

Galiba, ülkemizdeki "siyasal ve sosyal iklim" bu tür bir uygulamaya çok uygun. Örnek mi ?

Kendisine "tarikat şeyhi" unvanını veren ve ana akım kanallara cübbesi, uzun sakalı ve sarığı ile çıkan bir zat, ortaya bir iddia atıyor ve kendileri ile farklı görüşte olan benzer yapıların, yasal zemini oluşturmak için kurduğu derneklerden yaklaşık bin 200 kadarının silahlandığını iddia ediyor ekrandan...

Ardından savcılık hareket geçerek, ifadesini alıyor tam üç saat süren...

Neresinden tutsak olmuyor! Koskoca bir Devlet, istihbarat örgütleri, savcılıkları, kolluk güçleri var, hiçbirinin bundan haberi olmuyor, cübbeli bir adam ihbar ediyor.

Öncelikle bu tür işlevi olan bir dernek nasıl kurulur? Bu derneklerin açtığı, sözüm ona eğitim kurumlarına, "Tevhid-i Tedrisat Kanunu" yani "Eğitim Birliği Yasası" geçerliyken nasıl izin verilir? Devlet ve Anayasa'nın temel direği "laiklik" bu denli nasıl çiğnenir?

Sanırsınız film çevriliyor ve biz de izliyoruz. Bu olay dışında, tarikat veya cemaat denilen bu acayip kurumlarına ait, yasa dışı ve yatılı Kur'an kurslarındaki öğrencilerin yöneticileri salgın kurallarını delerek "filyasyon" yapılmasını engellediği de ortaya çıkmış.

Dini gerekçeler sunarak amaçlarına, çocukları ve yoksul kesimleri alet eden bu kurumlar şimdi de "toplum sağlığını" bozma ve salgını dolaylı olarak yayma eylemi içinde.

Çık çıkabilirsen işin içinden gibi bir durum...İktidar, bilerek bu yapılara önlem almıyorsa, tüm ayakta kalma umudunu bunlara bağlamış demektir ki, bu hepsinden vahim.

Önce gülünecek bir "zekât dağıtma" işinden yola çıkarak nerelere geldik, farkında mısınız?

Ama burada "rol model" çok önemli! Her cuma öğleyin ve çoğu kez İstanbul'un tarihi camilerinden birinde, namaz bitimini bekleyen gazeteciler bahçede saf tutarak demeç alma yarışına giriyorsa, ülkemizin bir numarası Sayın Cumhurbaşkanımız da, iç ve dış politik gelişmeleri burada açıklıyorsa, fabrika sahibi de rüşvet zekâtı dağıtır, yasa dışı eğitim veren tarikat okulları da "yanmaz seccade" gibi ürünleri, kendi televizyonlarında pazarlar !

Bursa'da en büyükler yine yabancı sermayenin

Konu bir tekstil fabrikasındaki "zekât" dağıtımından açılmışken, iş dünyasına dair, önemli sayılabilecek bir gerçeği de atlamamak gerekir. Çalışanını örgütsüz bırakmak için "üstün zekâ örneği" gösteren ve "zekâsını, zekâtı ile güçlendiren" işverenlerin yaşadığı bir kentte, en önemli ve en büyük işletmeler "yabancı sermayeli" kuruluşlar... Ne garip değil mi?

Elin frengi, yerli bir ortak bularak senin şehrine geliyor, tamamen işletme kuralları çerçevesinde üretim yapıyor ve satış açısından en önemli bir kurum yaratıyor.

Net satışlara göre en büyük 250 firma geleneğinin bu yılki tablosunu açıklayan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay'ın verdiği bilgi aynen şöyle:

"Türkiye ekonomisinin lokomotif kenti Bursa'da net satışlarına göre zirvede bir önceki yılda olduğu gibi 2019'da da 24,6 milyar TL'lik değerle Oyak Renault yer aldı. Onu 19,7 milyar TL ile TOFAŞ izledi. Bosch firması ise 6,9 milyar TL ciro ile listenin üçüncü sırasında bulunuyor. Söz konusu 3 firmayı sırasıyla Borçelik, Limak, Sütaş, Bursa Eczacılar Kooperatifi, Pro-Yem, Özdilek AVM ve Beyçelik Gestamp takip etti."

İlk üç firma zaten belli... Çalışma yaşamının gerektirdiği düzende çalışıyor. Ardından gelenlerin önemli bir bölümü bu düzeni uygulamaya çalışıyor ve Bursa firması. Aralarına yeni bir kurum da giremiyor. Bu ne demek; uzun yıllardan beri yeni gelişen ve katma değeri yüksek mal üreten bir firma göremiyoruz. Sonra da Bursa'nın öneminden, büyüklüğünden, dürüstlüğünden söz etmek dışında bir icraata da rastlayamıyoruz.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım