GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
20.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 495.04
BİST 1.36

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

21 Haziran 2021 Pazartesi , 13:28

İlahiyatçı Ayşe Sucu bir makalesinde şöyle diyor…

“Bir sahabe Hz Muhammed’e ey Allah’ın Elçisi bana öyle bir şey söyle ki, senden başka kimseye soru sormama gerek kalmasın.”
Hz. Peygamber’in verdiği cevap “Allah’a iman ettim de, sonra da dosdoğru ol.” Sucu devam ediyor ve “İşte İslam’ın aksı” diyor. Sonra da Hz Ömer’den bir örnek daha veriyor. “Kişinin namazı-orucu sizi aldatmasın, siz onun parayla olan münasebetlerine bakın.”

Size ilginç gelmeli bu giriş cümlelerim diye düşünürken, inanç yönünden en yetkili ağızlardan çıkan bu sözlerin günümüzde çok da geçerli olmadığı yorumu yaptım. Buna örnek iki başarı öyküsünü aktarmak istiyorum.
 
Jet hızıyla gelen holding patronluğu

Büyükşehirde tutunmaya çalışan genç adam, bir gün, ayakkabı boyacılığı yaptığı yerden, 13-14 kişiyle paylaştığı uzaktaki bekar evine kadar boya sandığını taşımaya üşenir. Sandığı güvenli olduğunu düşündüğü bir yere saklar. Ertesi sabah bulamayınca, ümitsizce sokaklarda yürümeye başlar. Bir kebapçı-dönercinin camında “bulaşıkçı aranıyor” ilanını görünce başvurur ve işe alınır. Bir bakar ki müşteriler dönerlerinin hepsini yemiyor, tabaklarda artık kalıyor. Bulaşığı ağırdan almak pahasına artık dönerleri atıştırır. Derken aklına bir fikir gelir. Artık dönerleri biriktirip, kebapçı kapandıktan sonra başka bir semtte satacaktır. Kebapçıdaki patronu onu pazarda döner satarken yakalayınca, “Ama hacı amca sen hep demiyo musun ‘israf haram’ diye, ben de israf olmasın dönerler diye uğraşıyom” der. Yıllar geçer birçok işe ve özellikle ticarete girer- çıkar. Bir gün şans adeta önüne düşer. Gümrükte takılıp kalmış bir su arıtma cihazı olduğunu öğrenir. Gider ve tasfiyeden bunu satın almak ister. 62 bin adet gelen bu aletleri, gümrük tanesi 1 liradan satacaktır. Borç harç para bulur ve 62 bin cihazı satın alır. Tanesini 70 liradan satacaktır. Ama kimse almaz. Battı batacak, duruma gelir ve alacaklılar kapıda beklemektedir. Aklına aynı cihazı “enerji tasarrufu sağlar” diyerek satmak gelir ve kısa sürede hepsini satar. Sattığı cihaz aslında ne suyu arıtır ne de enerji tasarrufu sağlar! 
( 07.06.2021 Haftalık Gazete)

Ama bu yaptığı, ona göre sadece akıl ürünü bir kurnazlıktır!

Sonra ne mi olur? 27 şirketi iflastan kurtarır ve 14’ünü mali yapılarını güçlendirerek satışını yapar! O sırada yaşı 37 olmuştur ve artık holding sahibidir. Allah “yürü ya kulum” demiştir!

Yıl 2105...

Bir gazete haberi onun geldiği noktayı açıkça göstermektedir.

“Yabancı fonların Türkiye’deki çeşitli firmalara yatırım yapmasını sağlayan …Holding, elde ettiği kârın önemli bir bölümünü sosyal yardımlara harcıyor. En son....’ta okul ve öğrenci yurdu yaptıran …Holding’in sahibi… ...., köy okullarında okuyan 5 bin öğrenciye de kışlık giysi hediye etti. …, "Ayakkabı boyacılığı yaparak işe başladım. Bir çocuğu mutlu ederken ki aldığım keyfi hiçbir şeyden alamam."
(23.12.2015 Hürriyet.com tr)

Gündemi sadece birkaç muhalif kanal ve gazeteden izleyenler, bu şahsın kim olduğunu anlamıştır sanırım. Şu anda gündemi en fazla işgal eden zattır… Zenginliğinin kaynağını, İktidar ilişkileri ve yurt dışındaki ortakları olarak gösterilir. Ama bu şahıs, geçtiğimiz yıl aralık ayında Türkiye’de 14 kişi ile birlikte “para aklama” suçundan aklanır. Sonra da yurt dışı yasağı kaldırılır ve de ülkemizden uçup gider. ABD’nin dolandırıcılık ve kara para aklama suçundan, şu anda bulunduğu Avusturya’dan tutuklama talebinde bulunduğu ve halen gözaltında olan Sezgin Baran Korkmaz’dır öyküsünü anlattığım… Nam-ı diğer S B K Holding’in sahibi. Aralara sesli harf koyduğunuzda ne gariptir Sa Bı Ka kelimesi çıkıyor.


Delikanlı arkadaşı için hapse bile girer!

İlk öykümün yanında daha masumane bir ilişki ve imrenilecek bir hikâye…

Hepimizin bildiği gibi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bu günlerin yolunu açan, İstanbul Belediye Başkanı olduğu yıllarda, eşinin memleketi Siirt’te okuduğu bir şirden dolayı hüküm giymesi ve kısa süreli hapislik dönemidir. İşte o günlerde, semtinden iyi bir arkadaşı da küçük bir suç işler ve nasıl yapabildiyse (!) yakın arkadaşı Recep Tayyip’in bulunduğu Trakya’daki Pınarhisar cezaevine yatar. Bir anlamda arkadaşının koruması ve en azından can yoldaşı gibidir. Her ikisi de bir kaç ay sonra serbest kalırlar. Arkadaşlıkları daha da pekişmiştir.

Hasan Yeşildağ isimli bu yakın arkadaş, bir süre sonra iş yaşamında atak yapar ve bir şirket sahibi olur. Yıllar akıp gitmektedir. Varlığı da büyür Yeşildağ’ın… Medya sektörüne de el atar ve Kanal 24’ün sahibi olur. İlerleyen yıllarda bu kez Milliyet ve Akşam gazeteleri de Hasan Yeşildağ’ın bünyesine geçer. Sahibinin kim olduğu hiç merak edilmez. Sadece yayın politikaları biraz fikir vermiştir. Sonuçta, hapiste birlikte geçen çileli yaşam, başarı hikâyesine dönüşmüştür. Günümüzün başarılarında genelde bu tür benzerlikler yaşanır ve bizler de bunları öğrenerek fikir sahibi oluruz!

Biliyorum, bu öykü sizi pek tatmin etmedi ve çok sıradan geldi. Yazarken, ben bile girişte kullandığım Ayşe Sucu hocanın cümlelerini unuttum.  Ama unutmadığım bir kelime sapasağlam yerinde duruyor. O da doğruluk…
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım