GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
13°
Parçalı Bulutlu
DOLAR 0
EURO 0
ALTIN 0
BİST

Fabrika yerine hapishane...

22 Eylül 2020 Salı, 19:07

Soru sormak güzeldir, ama cevabı sizi tatmin ederse... İşte soruyorum; Bursa'dan Avrupa'ya uçarak gidebilir misiniz?

Cevap yok...

Bursa'dan hızlı tren ve konforlu bir seyahat ile Anadolu'yu baştan başa geçebilir misiniz?

Cevap yine yok...

Mudanya veya Gemlik'ten vapura binerek Avrupa'yı görebilir misiniz?

Cevap hiç yok, zaten bu soru hiç akla gelmez.

Bunların olabilmesi için uzun vadeli projeksiyonlar, kent kimliği ve planlama gerekir. Böyle bir girişimin söylentisini hiç duydunuz mu?

Duymadıysanız cevabınız doğrudur ve sizi geçmişe götürür...

Geçmişte bacalar tüterdi

Eski Türkiye'nin Bursa şehrinde ve özellikle 1960-80 yılları arasında, üstelik Kıbrıs çıkarması ve terörün kol gezdiği o döneme rağmen, bu yeşil kentte sürekli yeni fabrika bacaları tüterdi. 1960 yılında yapılan ve kısa sürede delinmesine rağmen, o meşhur planlama ile şehrin neresinde sanayi, hangi ucunda yüksek yapı olacağı, tarihin nasıl korunacağı kağıt üzerinde olsa da bilinirdi. Çünkü kentin anayasası Piccinato Planı ile yazılmıştı. En azından 30-40 yıllık bir projeksiyon yapılmıştı. Hesaplar şaştı, plan pilava döndü ama, geleneksel sanayi, yerini modern ve dev fabrikalara bıraktı. Kent canlandı, hatta kendi dışındaki illerden gelenlere de iş ve aş verdi. Sonra ne mi oldu? Önce 12 Eylül darbesi geldi, ülke derinden sarsıldı, çalışma yaşamında emekten yana yasa ve yönetmelikler bir tarafa atıldı, üretim yavaşlayarak, yerini tüketim toplumuna bıraktı.

Günümüze gelince... Osmanlı'nın beylikten devlete geçerken payitahtlığını yapan Bursa, önce sakinliği ile emekli şehri oldu, bir süre sonra biçim değiştirdi sanayi kentine dönüştü... Ve yıllar geçtikçe içine kapanarak, siyaset tarafından da kendi haline ve kaderiyle baş başa bırakılmış, ıssız, desteksiz ve kimliksiz bir şehir halini aldı. Örneklemek hiç de zor değil bu söylediklerimi... Diyelim ki, 40 yıl sonra Bursa'da nüfus ne olacak, su rezervi yeterli olacak mı, sanayi kendini yenileyebilecek mi? Eğitim kalitesi artarak, kente katkı sağlayacak mı? Daha da önemlisi, ova ve doğal güzellik nasıl korunacak?

Henüz mevcut sorunlar çözülememişken, geleceğe dair bilgi sahibi nasıl olunur?

Gelişmiş ülke ve kentler sanırım bunu "kent anayasası" gibi planlamalar ile yapıyor. Üstelik Bursa bunu 60 yıl önce denemişken, 25 yıl önce tekrarlamak isterken, az da olsa deneyim sahibiydi. Oysa günümüzde hiç kullanılmayan kelime "planlama", geçerli olan da "rantsal dönüşüm" adı altında garip bir betonlaşma... Bu durumu karşıdan izleyen de sivil toplum, akademik odalar ve günlük siyasetin ardından koşan parti mensupları ve bizler...

Bu konu nereden geldi aklıma dersiniz, anlatayım.

Bursa'ya dair bir proje haberinden geldi. Minareliçavuş'taki hapishane, konut stoku içinde kaldığı ve yeterli olamadığı için yeni bir yer aranıyormuş. Kestel Çataltepe denmiş, karşı çıkılınca, Yenişehir yolunun üzerindeki Soğuksu'da karar kılınmış. Kestel'in son köyü diye nitelenen bu şirin göçmen köyünü yakından biliyorum. Arkadaşımın çiftliği var orada. Ama bir süre sonra olamayacak, çünkü burası, çevre yoluna bağlanacak yeni bir ulaşımın ortasında kalıyormuş. Anlayabildiğim kadarıyla "YHT" yani hızlı trene paralel karayolu buradan geçecek. Neyse bu gerekli bir yatırım diyelim...

Benim değineceğim konu buraya ilişkin ama başka bir bağlamda...

Burası, arazi çok verimli olmadığı ve taş ocaklarına yakınlığı sebebiyle önce "toplu konut" alanı olarak düşünüldü. İnşaat beklenirken, aniden bir grup tanınmış sanayicinin kurduğu kooperatif aracılığı ile buradan geniş bir arazi satın alındı. İlk aklıma gelen de, "yerli otomobil" fabrikasına dağı aşarak ulaşacaklar, bunun için mi buralara arsa yatırımı yapıyorlar diye düşünüyordum ki, "cezaevi" haberi ortaya çıktı. Plan, program, uzun vadeli projeksiyon diye söz etme nedenim işte bundan... Boş sayılabilecek bakir bir alan var, her kafa buraya başka bir rol biçiyor, hele hele köy sakinlerine, mal sahiplerine de fikri sorulmuyor ve sürekli değişen projeler yapılıyor. Neden sorusu hiç sorulmadan, günlük ihtiyaç nasıl giderilir sadece ona bakılıyor.

Bu davranış biçimi bizim ırkımızda varmış! Bilim insanı bir konuşmacıyı dinlerken öğrendim bunu da... Göçebelikten geldiğimiz için, bir sorun çıktığında, nedenini değil de sonucunu önlemenin yolunu seçiyormuşuz. Sonuç odaklı önlemlerle idare ediyormuşuz. Soğuksu vakası da işte öyle bir şey... Başta da söyledim bu kentin geldiği noktayı; artık fabrika yerine hapishane yapılıyor.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: Sergi ve fuar şehri olarak Bursa

Bursaspor 'demir' gibi…

Sakin Bursa’da 'TAK' diye bir ses!

Velhasıl Bursa pet şişedeki sudan ibarettir!

Bu ofisler bize ne söylüyor?

Geçim değil yaşam sıkıntısı…

Amatör futbol çaresiz

NOT DEFTERİ: Tarih yalan söylemez!

Fotoğraf güzel, sıra Bursa yarışında

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor