GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
9.02°
Parçalı Az Bulutlu
DOLAR 9.62
EURO 11.24
ALTIN 554.27
BİST 1.48

Fakir ama gururluyduk

27 Eylül 2021 Pazartesi , 15:16

Dün güzel bir eylül sabahına uyanmış, biraz yüksekten Bursa’yı izliyordum. Birkaç günlük puslu hava olumsuz etkilemiş olmalı ki, her günden daha zinde hissettim kendimi… Sonra da gazete ve TV haberlerine göz attım. İlginç bir haber vardı, Sayın Cumhurbaşkanı yaptığı bir konuşmada fakirliği tanımlamış.

“Karnını doyurmak, artık fakirlik kavramından çıktı. İnsanca yaşama imkânına sahip olmayanlar kendini fakir hissediyor…”

Bu cümleyi nasıl yorumlamak gerekir diye düşünürken önüme bazı kaynaklardan bazı rakamlar düştü. Kısaca “gelirsiz” diye tanımlanan bir grup varmış ülkemizde. Aslında 1(bir)  lira ile 1.000(bin) lira arasında, devlet yardımı veya kendi çabasıyla cebine para girenler kast ediliyormuş. Bu gruptakilerin 1 milyon kadarı karnını doyurabilmek için “kredi” çekerek borçlanıyormuş. Evine diğer fertlerin geliri giren ve çalışma çağında olduğu halde iş bulamayanların sayısı da DİSK’e göre 8.5 milyon kadarmış. Buna geniş tanımlı işsizlik rakamı deniyor bildiğim kadarıyla.

Şu andaki döviz değerlerine göre ülkemizde bir “asgari ücret” geliri olanların cebine 318 dolar giriyor. Bu rakam Çin’de bile Türkiye’den daha yüksek. Yani artık bir mağazaya girip, giyim ürünlerine bakarken “amaaan canım… Bunlar Çin malı, boyası çıkar, çabuk yırtılır” falan demek ayıp olacak! Piyasa herhalde bundan sonra “koş vatandaş koş, bunlar Türk malı” diye mi bağıracak bilemiyorum. İngiltere’de Türkiye seyahati pazarlanırken kullanılan ve bizim turizmciler tarafından da benimsenen “sudan ucuz tatil” sloganı tüm dünyaya mı yayılacak onu da bilemiyorum!

Bir küçük rakam daha vereyim isterseniz…

Asgari ücret son 14 yılda 111 dolar erimiş, yani alım gücünü iyice kaybetmiş. O zaman fakirlik tanımı nasıl yapılacak? Sayın Cumhurbaşkanı gibi mi bir kriter konacak, yoksa çarşı -pazar alışverişi mi baz alınacak? Hele Avrupa ülkeleri falan diyerek sakın ola bir hata yapmayın, üzülürsünüz.

Altmışlı ve yetmişli yıllarda fakirlik

O yıllarda ortaokul ve lise dönemini yaşıyordum. Kooperatif marifeti ve SSK desteği ile oluşturulan iki katlı evlerimizde yaşıyorduk. Site diye tanımlanan bu yeni yerleşime, çevredeki sakinler gıpta ile bakardı. Aslında alt gelir grubundaki ailelerdik. Tek fark, kooperatif ortağı olarak ev sahibi olabilmek için sigortalı çalışmak gerekiyordu. Babalarımız bu statüdeydi ve çoğunluğu Merinos Fabrikası emekçisiydi. Bildiğim kadarıyla o günün değeri ile 4 yüz lira maaş alırdı babam. Daha yüksek maaşı olan babalar da vardı muhtemelen. Buna karşın, acil ihtiyaçlar bakkaldan sağlanır, kimi zaman borç deftere yazdırılır, neredeyse biz çocuklar semt kasabını tanır bilirdik. Çünkü alış veriş olurdu. Unutmadan belirteyim, babamın 4 yüz liralık maaşının 2 yüz lirası evin taksiti için bankaya yatardı.

Biz çekirdek aileydik ama bizim bloğun sonundaki evde dördün beşin üzerinde çocuğu olan bir aile bile vardı. Yine de insanlar mutluydu. Kışın erkenden odun- kömür alınır, kuru yiyecekler edinilir, yaz geldi mi de bahçelerde kahvaltı edilirdi. Haftada en az bir,  bazen de iki kez bahçe sinemalarına giderek film seyredilirdi toplu halde…O dönemin star kadınları ile jön erkekleri hemen her filmde, fakirlik edebiyatı yapılan replikler sunardı ve sonu çoğunluk ile “ fakir ama gururlu bir adam” cümlesi ile biterdi.. Ve o dönemde açlıktan söz eden kimseyi, ne mahallede, ne de kent merkezindeki okullarımızda okurken hiç duymadım. Çöp kutuları da karıştırılmazdı.

Semt pazarlarına genelde anneler gider, biz de taşıyıcı olurduk. Ama hiçbir zaman çıkma sebze ve meyve aldıklarını görmedim. Karma ekonomik sistem içinde döviz değerinin ayarlaması Hükümet kararı ile olurdu. Bu nedenle son olarak 1958 yılında “devalüasyon” yapılmış, paramızın değeri düşmüştü zaten. 1970 yılına kadar böyle bir gerçek ile karşılaşmamıştık. Bu arada 12 Mart Muhtırası verilmiş, bir süre sonra da Kıbrıs Barış Harekatı olmuştu. Yine de yaşam tarzımız değişmemiş, hiç fakir konumuna düşmemiştik.

Babalarımız emeklilik hayali kurarken akıllarında, alacakları “kıdem tazminatı” vardı. İşte o zaman sanırım sınıf atlayacaktık. Uzun sözün kısası, belki fakir sayılacak gelire sahiptik ama hem mutluyduk hem de gurur duyardık ailemizle...
 
 
 
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa

NOT DEFTERİ: Bursalı Çılgın Türkkuşları

“Üğretmenim… böğün canlı ders vaa mı?”

Türk Tayyare Cemiyeti ve Bursa