GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
28.02°
Açık
DOLAR 8.57
EURO 10.1
ALTIN 496.45
BİST 1.349

Futbol bu, kaderden kaçılmaz!

26 Ekim 2020 Pazartesi , 22:21

Son dakikada penaltı kaçırarak, bağıra bağıra yenilmenin, ne transfer tahtası ne de kaliteli bir kadro ile ilgisi yok. Eğer maç penaltı olmadan aynı sonuçla bitseydi Bursaspor için söylenecekler farklıydı…

Tamamen gençlerden kurulu bir takımla bu kadar oluyor… “Enerjik ve istekli bir oyuna rağmen, birkaç iyi ayağa karşın, deneyimsiz bir takım sonuç alamıyor” diyebilirdik. Takımın o an yeşil beyazlı forma giyen en deneyimli ve bir anlamda takımın futbol aklı pozisyonundaki bir oyuncunun penaltı kaçırması bence anlamsız kaçıyor. Şans desek olmaz, başkası atsaydı demenin de bir faydası yok. İşte bu nedenle, bu maça ve bu oyuna isim koymak oldukça güç. Biraz anlaşılır ve çarpıcı olması için “Bursaspor, oynaya oynaya, yeniliyor ve istenmeyen bölgeye demir atıyor.”  demek geliyor içimden…

Eğri oturup doğruyu konuşalım ve durumu gerçekçi biçimde değerlendirelim.

Bursaspor gibi, Akhisar gibi birkaç takımın transfer tahtasının kapalı oluşu, mücadeleyi onlar arasında, az da olsa dengede tutuyor. Ama Bursaspor onlardan bile farklı. Elde kalan deneyimlilerin sayısı az. Bu maçta olduğu ve bunlardan üçünün kulübede kaldığı gibi verimleri de sınırlı… Ancak birer devre yetebilecek fizik güçleri var. Yetenekleri sınırlı olmasa zaten kaçar giderlerdi. Akhisar karşısındaki Mustafa Er’in on birinde gördüğümüz gibi en verimli ve yaratıcı olabilecek ikisi ile savunmada yerine birini bulamayacağınız diğeri ile sahaya ancak böyle bir kadro çıkarılabiliyor.

Ama, karşımızda bir başka gerçek daha var; o da diğer takımların transfer tahtasını açtırmaları halinde, denge iyice kaybolacak. Böyle bir durumda “bırakalım gençler gittikleri yere kadar gitsinler, iyice maç kabiliyetini artırsınlar. Belki en azından kümede kalmak için bir fırsat çıkabilir.”diyebilecek ve her maçta hop oturup, hop kalkacağız.

Neyse, ihtimaller üzerinde durmak için bu kadar laf yeter !

Biraz da saha içine göz atalım ve karneleri verelim…

Takımın karnesi, tempoyu ayarlamak için yeterli değildi. Üçüncü bölgede gol fırsatı yakalama konusunda eksikler çoktu. Buna yapacak bir orta alan kurgusu görülemedi. Olgun ataklardaki tek varyasyon, özellikle ilk yarı için, sağdan İsmail bindirecek, ortayı yapacak ve Ali’nin ceza alanı içindeki mahareti rakip savunmayı oyundan düşürürse gol olacak. İkinci yarıda olduğu gibi Burak sola geçtiğinde, orta yapmanın yerine içeri kat ederek vuruş yapacak ve gol için ikinci katkıyı verecek. Rakiplerin bunu ezberlemesi hiç de zor değil…

Menemen maçında olduğu gibi, rakip Bursaspor’un solundan oyuna çıktığında yine büyük sorunlar yaşandı. Bekler ve stoperler bu açığı bir kapatmakta zorlandı. Bireysel performanslara gelince…Ali’nin attığı ve atamadığı iki gol pozisyonu dışında, bireysel becerisini gösteren çıkmadı. Ramazan, orta alanda henüz istenilen direnç ile verimlilikte değildi. Özer’in, bu kadar genç arasında kendini yalnız hissetmesi, ayak uydurması zordu. Bireysel yeteneğini maça yaymak için de fiziksel yeterliği şimdilik yoktu. İsmail, aynı oyununu sürdürürken giderek gelişiyor. Kenar yönetimi için de ne söylemeliyim ?

Asıl soru burada ! Eldeki oyuncular belli…Her hafta bir yenisini takıma koyması, Furkan Emre’yi bu maçta oynatması Mustafa Er’in cesaretini gösteriyor. Özer’in sahada biraz daha kalması beklenirken, değiştirmesi de galiba biraz pahalıya mal oldu.

Her şeye rağmen, gençlerin arzulu ve coşkulu oyunu beni mutlu etmeye yetiyor. Ama, önce ligde kalmayı, sonra da play off’a katılmayı sağlar mı bilemem.       O nu söyleyebilecek biri varsa madalya verilmeli derim.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!

NOT DEFTERİ: Kader günü oradaydım