GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
4.02°
Açık
DOLAR 9.51
EURO 11.05
ALTIN 549.43
BİST 1.519

Genç kuşağı kaybetmenin eşiğindeyiz!

28 Temmuz 2021 Çarşamba , 14:34

Bu iddialı cümle bana ait değil… Ama her harfine katılıyorum…

Salgın döneminin en fazla dikkati çeken bilim insanlarından Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala kurdu bu cümleyi. Birkaç gün önce bir TV kanalına bağlandığında dinleme fırsatını buldum. Bire bir görüştüğümüz de vaki salgın nedeniyle… Pala’yı öğrencilik döneminden beri tanırım. Kararlı, tavrını hiç bozmayan, durumu idare etmeden düşündüğünü ileten bir kişidir. Söz konusu yayın sırasında okulların açılmasına dair soruya o kadar kesin yanıt verdi ki, bu kadarını ben de beklemiyordum doğrusu…

“Eğer 1 Eylül’de okulları açamazsak, bu nesil elimizden kayıp gidecek. Yüz yüze eğitimin yerini hiçbir yöntem tutamaz.” minvalinde bir cümle kurdu. Çünkü, bunu Tıp Fakültesi’nde bire bir yaşıyordu. Devamında da Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerini acele etmeleri için uyardı ve bu kısa süre içinde okullarda her türlü önlemi almalarının gereğini keskin ifadelerle aktardı. Bunu söyleme gerekçesi olarak da, okulun sadece bilgi yükleme merkezi değil, ikili ilişkiler, oyun, sosyalleşme ve de öğretici ile öğrenici arasındaki sıcak temasın önemine değindi. Evde ya da okulda sadece önündeki metni “hıfz” eden değil, onu içselleştirip geliştiren kuşaklar ancak çağı yakalayabilecekti.

Şimdi de bazı gerçeklere gelelim… Ben, siz veya bizim dışımızdakiler,1 aylık sürede, Bakanlığın, bu önlemleri alabileceğine inanıyor muyuz?
Yine aynı sürede aşılama oranlarını çok yükselterek, toplumsal bağışıklık yolunun açılabileceği kanaatini taşıyor muyuz?
On binlerce boş kadro için, ki bunlardan misliyle fazla atanmayan (atanamayan değil) öğretmen adayı varken, Devletimizin bu açığı bir çırpıda kapatabileceğine inanıyor muyuz?
Bu sorulardan hangisi gerçekleşir dediğimde “hiç biri” dediğinizi maalesef duyar gibiyim. Bir soru daha yönelterek kafaları iyice karıştıracağım.
Bu ihtiyaçlar 1 ay gibi kısa bir süre kalsa da yapılabilecekken, neden imkânsız görünüyor?
Cevabı bende… Çünkü harcama kalemleri ve tercihler başka yönde. Yani kaynak kullanımı, koskoca bir ülke için adeta bir işletme gibi yapılıyor!
 
Senede bir gün
Bir örnek ile konuyu daha anlaşılır hale getireceğim. Karayolları Genel Müdürlüğü müjde gibi bir haberi kamuoyu ile paylaşmış.

Haber aynen şöyle… “Osmangazi Köprüsü 64 bin 460 araç ile ilk kez garanti geçiş sayısını aştı.”

Ne zaman dersiniz, tahmin ettiğiniz gibi bayram dönüşü… Gülelim mi ağlayalım mı? Ağlayacak çok gerekçemiz olduğu için gelin “ağlanacak halimize gülelim” ve geçip gidelim köprüden. Bir gazeteci konuya tam cuk oturacak bir başlık bulmuş:“Senede bir gün…” O meşhur sözleriyle unutulmaz o şarkı gibi... Ama Osmangazi Köprüsü de unutulacak gibi değil ki... Kim bilir daha ne kadar anacağız? Aslında köprüden bir geçişin gerçek rakamı 370 lira imiş. Vatandaş 147,5 lira ödüyormuş. Yani geri kalanı, geçen vatandaşın verdiğinin yanı sıra hepimizin vergilerinden ödeniyormuş. Bu bile sevindirmiş yetkilileri!
 

En değerli milletvekili kim?
Hızımı alamadım, gençlerin geleceği yerine bir başka ilginç tercihten de kısaca söz edivereyim. Konuya yine soru sorarak gireceğim… Yüce Devletimiz, en fazla hangi milletvekiline harcama yaptı ve onu en değerli kıldı?

Cevap veriyorum… İddiaya göre Adı Ravza Kavakçı Kan… Yani Kavakçı ailesinin bir ferdi. İddia diyorum, çünkü konu Yargı aşamasında.

Yine iddiaya göre, Kavakçı ABD bünyesinde bir üniversiteye (Hovard) girme başvurusu yapmış ve kabul edilmiş. Sonra dönmüş İBB Ulaşım Dairesi’ne başvurarak iş istemiş. İBB de bu başvuruyu memnuniyetle kabul etmiş ve bir de bakmış prestijli bir üniversite, işe alınmadan kısa bir süre önce çalışanını eğitim için çağırıyor. Gençlerin önünü açmak gerek! Dönemin İBB Yönetimi de öyle yapmış ve söz konusu üniversiteye Kavakçı Kan için, eğitim bursu, geçim harcamaları ve de sağlık sigortasının ödeneceği gibi garantiler vermiş. Sonuçta öğrenim sırasında, iddialara göre yaklaşık 155 bin dolar harcama yapmış hayırsever belediyemiz… Acaba Ravza Hanım’dan eğitimi bitince hangi alanda yararlanılacaktı, bunu bilemiyoruz! Ama zaten Ravza Kavakçı Kan 2018 seçiminde milletvekili olmuş. Yani o dönemin İBB Yönetimi bu vekillikten mağdur olması gerekirken, herhalde mutlu olmalı ki şikâyette bulunmamış harcamaları için! Şimdi İmamoğlu kalkmış parayı geri istiyor ve sanırım Yargı kapısını çalmış. Münafıklık işte…

Şaka gibi gerçekler ve de ağlanacak halimize gülümseten gelişmelerden artık korkutan bir gerçeğe bakalım. Örneğin yeni bir kavram olan “ev genci” nedir anlayalım. Yaşları 14-24 arasında, ne eğitim gören, ne de çalışabilen bir topluluk… Bu grubun oranı, o yaş aralığının yüzde 31’ini teşkil ediyormuş. Yani milyonları…

Genellikle Avrupa ülkelerinin oluşturduğu OECD‘nin 38 üyesi içinde bu konudaki başarımız ile (!) birinci sıradaymışız. Aslında tehlikenin eşiğindeyiz. Üstüne üstlük, mazlum ve ölümden kaçan halklara kucak açmaktan bir türlü göremediğimiz işsiz, güçsüz genç kuşak temsilcilerinden sadece bir bölüm bu söz ettiğim. Yüksek lise ayarındaki üniversitelerin, işe yaramayan bölümlerini bitirip iş arayanları buna dahil etmedim. Eğer onlara yenilerini eklemek istemiyorsak, yukarıdaki örneklerdeki gibi, ülke varlığının nerelere harcandığına da bir zahmet bakıverelim.
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…