GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
20.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 495.04
BİST 1.36

Görmek ya da görmemek işte bütün mesele!

29 Nisan 2021 Perşembe , 15:47

Şiirsel veya felsefi bir bakış ile, Şekspir’in  Hamlet’indeki “Olmak ya da olmamak işte bütün mesele” cümlesinden esinlenmedir bu başlık.

Özellikle icraatlara ön yargımız ile bakarken gördüklerimiz birbirimizden farklı olur. Aslında çok basit bu söylediğim…Örnek; 17 günlük kapatma için Kabine’nin somut biçimde bir kamu desteğinden söz etmediğini biliyoruz. Buna karşın Bursa Büyükşehir Belediyesi bu süre içinde ekstra olarak yüklüce bir destek paketini devreye alacakmış.
Yazılı açıklamadan vereyim, haber aynen şöyle:

“29 Nisan - 17 Mayıs tarihleri arasını kapsayan tam kapanma uygulamasına yönelik olarak Bursa Büyükşehir Belediyesi, yaklaşık 50 milyon liralık ekstra destek paketini devreye aldı. Ramazan ayı için 100 bin aileye verilen Kart 16 ramazan çeki uygulamasına tam kapanma nedeniyle 30 bin ailenin daha ilave edilmesi kararlaştırdı.”

Şimdi başlığımdaki yoruma açıklık getireyim. Önce, rahatsızlığı için “geçmiş olsun” dileğimi ileteyim Başkan Alinur Aktaş’a… Uzaktan da olsa yıllar öncesinden tanırım. İnegöl’deki munis, yumuşak başlı, saygılı görünümü, Büyükşehir’e atandığı ve de ardından seçildiği makamda sergileyemedi. Ya da bana öyle geldi. Çünkü muhalif  bir bakış açısıyla değerlendirme yapıyorum.
Şimdi de habere dair yorumumu aktarayım. Ramazan nedeniyle hazırlanan destek paketi, şimdi de zorunlu kapanmada daha da büyütülmüş. Doğal olarak bunu takdir etmemek mümkün mü? Devlet bunu yapamazken, yerel yönetim gayret ediyor. Düz ve yandaş bir bakış bunu gayet yerinde bulabilir. Ama, salgının başından beri muhalefet belediyeleri üstelik genel yönetimden destek yerine köstek görürken, farklı biçimlerde bu işlevi yerine getiriyorsa ve de yanılmıyorsam, yoksulun, inancı, siyasal görüşü ve de toplumdaki statüsüne bakmadan bu hizmeti götürüyorsa bu beni etkiler. En tipik örnek Ankara’daki “askıda fatura” kampanyasıdır.  Bu örnekte “alan el veren eli görmüyor” yardım ve iane muhtacın gözüne sokulmuyor. İşte size bir örnek davranışa iki farklı bakış. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin bu organizasyonunu takdir ettiğimi söyledim. Buna karşın, şu klasik jargona inat, hani “amasız, fakatsız konuşun” önermesi var ya, onu ret ederek, “ama bu destek paketleri kimlere verilecek ve hangi etiketle kimler tarafından dağıtımı yapılacak?” sorusunu da soracağım. İşte görmek ya da görmemek türüne  canlı bir örnek!
 
Şehir Hastanesi- Üniversite Hattı ve tartışmalar

Yoksulluğun arttığı bu dönemde her türlü desteğin makbule geçeceğini belirterek bir başka konuya daha geçmek istiyorum. O da şu meşhur ve yılan hikayesine dönen  Üniversite- Hastane Hattı’ndaki son durum. Nedense ihale Danıştay tarafından ret edilmiş! Ama kısa sürede usulüne uygun ihale gerçekleşecekmiş. Sonra da Çevre ve Şehircilik Bakanlığı marifeti, desteği ile hat tamamlanacakmış. Çok güzel…

Geçmişi hatırlatmadan da bir yorum yapamıyorum, huyum kurusun.

Bursa “Büyükşehir” statüsüne kavuştuktan sonra, merhum Ekrem Barışık’tan başlamak üzere, merhum Teoman Özalp, Erdem Saker, Erdoğan Bilenser, merhum Hikmet Şahin ile Recep Altepe dönemlerinde en önemli konu hiç değişmedi. O da Bursaray Hattı’nı gerçekleştirmek ve de ilave hatları görev süresi içinde tamamlamaktı. Söz konusu başkanlar, genel yönetimden destek bekleseler de kendi olanakları ile dış kredi bulmaya çalışır, ihaleyi büyük bir titizlikle yapar, sadece hattın geçtiği bölgeler konusunda veya vagon alımındaki çetrefillere takılmamak için tereddüt yaşardı. Hemen hepsi de en büyük gayreti kendi bütçeleri sayesinde gösterirdi. Şu anda bir şeylerin değiştiğini fark ediyorum. Yanılmış da olabilirim. Galiba bakanlıklar, belediyelere bu özgürlüğü tanımıyor, ya da hemen her aşamada işin içinde olarak “patronluk” yapıyor gibi geldi bana. Diğer illerdeki durumu bilemediğimden Bursa için bunları söyleyebiliyorum. Sadece bize  bu uygulama yapılıyorsa “İktidar artık Bursa’yı gözden çıkarmış olsa gerek” derim. İşte size başlığımdan bir örnek… Benim baktığım açıdan görünüm böyle. İktidar yanlıları, belediye başkanları da başka türlü görüp değerlendiriyor olabilir. İşte bu nedenle bakış ve görüş iki ayrı mefhum ve sakıncası da yok diyebiliyorum. Sıkı bir ön yargı içinde bile olmasanız, duruşunuz, hayat görüşünüz  bazen olayları böyle görmenize neden olabilir. Benim bu konulardaki önyargımı merak edenlere…

Bizim “Milli Bayram” olarak nitelediğimiz günlerde “hastalık” gerekçesi ile ortada görünmeyen ülke liderine öykünen ve bu yıl gerçek olsa da, geçmişte yine hastalık gerekçesi ile “küçük reis” portresi çizenler olduğu sürece, benim bakışım, görmek ile görmemek arasında gidip gelecektir.
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!