GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
13°
Parçalı Bulutlu
DOLAR 0
EURO 0
ALTIN 0
BİST

Guguktan hukuk olur mu?

18 Eylül 2020 Cuma, 18:22

Bizim toplum ve onun bazı bireyleri çok pratik zekâlı olur, bazen de o denli saf ve temiz...

Salgın döneminin yarattığı psikolojik gerginliği bertaraf etmek için küçük bir anekdotu anlatmadan geçemeyeceğim. Biliyorsunuz; bu virüsün varlığına inanmayan da var, "Allah'ın işi bu, ne zaman kime bulaşacağı bilinmez" diyen de... Yanı sıra, tehlikeyi kavrayan, buna karşın önlemi konusunda yanılan ve yaşı ilerlemiş bir kesim de bulunuyor. Bu gruptan Erzurum'da yalnız yaşayan bir yaşlıyı, oğlu telefonla aramış. Sokağa çıkıp çıkmadığını, evine misafir kabul edep etmediğini sorgulamış. Aldığı yanıt o denli içten ki, hem gülümsüyor, hem düşünüyor, hem de üzülüyor insan...

"Oğlum hiç çıkar mıyım... Teyzenler geldi, şimdi de burdalar. Komşular da geldi, odada oturup konuşuyoruz. Kim konuşursa, evdeki maskeyi o takıyo..."

İşte bizim saf, temiz insanımız böyle korunuyor corona virüsten...

Bir de saman altından su yürüten, hem de anlı şanlı eğitim kurumlarının yöneticisi olanlar var bunların içinde... Geçtiğimiz günlerde Habertürk yazarı Sevilay Yılman'da okudum böylesi bir hikâyeyi. Aslında hikâye değil de gelişmeyi ya da gerçeği! O da rastlantı sonucu konuya vakıf olmuş.

Kimyagerden hukukçu olur mu?

Türkiye'nin en eski eğitim kurumlarından İstanbul Üniversitesi Senatosu'nun aldığı bir kararla, hangi okuldan mezun olursanız olun, bir yüksek lisans süreci sonrası hukukçu olabilme olanağına kavuşuyorsunuz!

İşte Sevilay Yılman'ın satırları...

"Varsa bir ALES puanınız elinizde... Bu puanla İstanbul Sosyal Bilimler Enstitüsü'nün kamu hukuku, özel hukuk, ticaret hukuku, milletlerarası özel hukuk programlarına müracaat edebilir ve yüksek lisans veya doktora yapma şansı elde edebilirsiniz. Lisans ve yüksek lisansta hukukla ilgili tek bir ders almadan, hukuk doktoru ve hukuk hocası olabilir sonra da o fakülteye binbir çabayla girmek için uğraş veren öğrencilerin derslerine girebilir ve hukuk anlatabilirsiniz!"

Ben daha da ileriye giderek şunu diyeceğim ki; işte bu farklı mesleklerden gelerek hukuk fakültelerinde ders verme yetkisine sahip olanların yetiştireceği gençler, bir süre sonra, hakim ve savcı olarak mahkeme heyetlerinde yer alabilir.

Alırsa ne olur? Bir kere hukuk yorumları eksik kalabilir. Bu yöntemle, kimlerin bu ayrıcalıktan yararlanacağı ve hangi amaçla bu işin içine sokulduğu bilinemez. Bunun sonucu olarak, şu gün içinde bulunduğumuz gibi kuvvetler ayrılığı zedelenerek, kuvvetler birliğine bu kez yasal olarak bürünür. Davalı ya da davacılar, yeni tip çipli nüfus cüzdanları aracılığı ile "müstehakını" alır gider! Hani halk arasında denir ya, "Allah müstehakını versin" işte öyle bir şey... Karşınızdaki ne hak görüyorsa sizin için, hukuka göre değil de senin meşrebine göre ve o oranda (!) hak alırsınız.

Başlıktaki guguktan, hukuka meselesine gelince... Bizim kuşak iyi hatırlar... Rahmetli Erbakan, bazı uygulamaları ve laikliği zedeleyici tavırları sonucu, vesayet odakları ve ordu mensuplarından zılgıtı yediğinde "Hukuk, guguk oldu" derdi. Yine onu anarak, bazı yazarlar bu kafiyeli benzetmeyi hatırlatıyor. Kime mi; içlerinden çıkan ülkenin hakimi partinin mensuplarına... Kader değil mi? Gelen gideni aratıyor.

Asıl guguk, birkaç yıl sonra kendini hissettirecek bizlere... Şu anda bile bazı hükümlere bakınca anlıyoruz. Bazı kararlar çok geç, bazıları da yıldırım hızıyla ve insanın içini sızlatan cinsten veriliyor.

Anayasa Mahkemesi'nin kısa aralıklarla verdiği son iki karar var ki sormayın gitsin... Kavgada bu ifadeler kullanılmaz! Ne diyor Yüksek Mahkeme...

"Şehirlerarası karayollarında gösteri yürüyüşü yasaklanamaz..."

Öyle beter bir karar ki, bu konuda verilen önceki kararı bozuyor. Bozulan yalnız karar mı, İçişleri Bakanı da... Ve bir de tehdit...

"Anayasa Mahkemesi Başkanı'na söylüyorum kendi arabamla, şehirler arası yolda tek başına gitmeye ben varım sen var mısın?"

Aslında diyor ki Bakan, "biz söz konusu güzergahlarda neden kolluk gücü ile varız. Göstericileri korumak için..."

Çok içten, samimi ve sıcak bir gerekçe değil mi? Ama değil! Gösterici için giden kolluk gücü, onları joplar mı? Kimi kimden koruyacaksınız?

Yazıya girerken dedim; bizim yurttaşımız yaratıcıdır, kurnazdır, bazen de saftır.

AYM'nin bir de sızan kararı var ya en son verdiği...E nis Berberoğlu için "siyaset yapması engellenemez" kararı. Milletvekilliği de düşürüldü, üstelik AYM kararı beklenmeden... Bu durumda Berberoğlu'nun vekilliği attâya mı gitti? Galiba...

Diyelim ki bir davada mahkeme idam kararı verdi, O sırada Türkiye'de idam infazı uygulanıyor... Bu arada suçluyu aklayacak ya da cezasını hafifletecek yeni bir delil bulundu ve konuyu da AYM haklı buldu. Adamın idam cezasını, AYM kararını beklemeden infaz ettiler ama... Ne yapacaklar? Adamı diriltecek mahkeme, hükümet ve doktor var da biz mi bilmiyoruz.

Ya; işte böyle... İdamın neden uygulanmadığını, neden kaldırıldığını en iyi anlatan bir karardı Berberoğlu için verilen...

Sağlıcakla kalın!

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: Sergi ve fuar şehri olarak Bursa

Bursaspor 'demir' gibi…

Sakin Bursa’da 'TAK' diye bir ses!

Velhasıl Bursa pet şişedeki sudan ibarettir!

Bu ofisler bize ne söylüyor?

Geçim değil yaşam sıkıntısı…

Amatör futbol çaresiz

NOT DEFTERİ: Tarih yalan söylemez!

Fotoğraf güzel, sıra Bursa yarışında

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor