GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
2.02°
Açık
DOLAR 9.49
EURO 11.07
ALTIN 548.43
BİST 1.519

Hangisi kimin işi?

19 Ağustos 2021 Perşembe , 17:29

Orman yangını, sabotajcıların işi.

Sel baskını, Allah’ın işi.

Covid 19, Çinli laborantların işi.

“Yaraları saracağız” cümlesi, İktidar’ın işi.

Felaketlerin finansmanını sağlamak, IBAN sisteminin işi.

Düzensiz göç dalgası, dış güçlerin işi.

Reel sektörde durgunluk, MB başkanlarının işi.

İşsizlik sorunu,  iş beğenmeyenlerin işi.

Enflasyonunu yükselişi münafık ekonomistlerin işi.

İşçi, memur ve emeklinin zammını düşük seviyede hesaplamak, TÜİK’in işi.

Yolsuzlukları ifşa etmek, yasadışı örgüt liderlerinin işi.

Felaketzedelere destek vermek, Diyanet’in işi.

Yalan terörü yaratmak, FETÖ dili kullananların işi.

İnsanlara sürekli umutsuzluk aşılamak Kılıçdaroğlu’nun işi.

Teröristlerin siyasi uzantıları ile iş birliği yapmak, Ce Ha Pe’nin işi.

Burada bilinemeyen ve büyük bir eksik var!

Devlet ve yönetenlerin işi…
 
Türkiye’de bunlar da oluyor
Gündem, acı olaylar ile dopdolu. Bu nedenle, giderek artan salgından mı söz etmeli, yoksa Afganistan’daki insan ziyanlığı ile Türkiye’nin sıkışmışlığını mı öne çıkarmalı? Gerçekten zordayız, buna rağmen hem şaşırtıp, hem de düşündüren ve beklenmeyen gelişmeler de oluyor.
 
Meslektaş ve arkadaşım Ahmet Emin Yılmaz’ın köşesinde görmüştüm, eski bakan ve AKP’nin kuruluş dönemlerinin önemli ismi Faruk Çelik ABD’yi ve bir anlamda Türkiye’nin bu alandaki politikasını eleştiren sözler sarf etmiş.

“ABD Afganistan’a girerken de çıkarken de bize sormadı. Şimdi kaçarak çıkarken Afganlara umut diye ‘Türkiye’ye gidin’ diye öneri sunuyor. Biz yangınla, selle boğuşurken, sözde müttefikimizce üzerimizden yapılan bu sinsi planı, reddediyor, protesto ediyorum.”
 
Bu cümleleri, muhalif bir politikacı kursa ilgi çekmeyebilir. En az faal olduğu dönemde bile AKP saflarında ağırlığı olan ve de bir kamu bankasının yönetimine alınan Faruk Çelik sarf ediyor bu cümleleri. Üstelik Çelik, iyi düşünmeden konuşan bir politikacı hiç değil. Bir anlamda Erdoğan-Bıden görüşmesindeki gizli anlaşmaya sanki atıfta bulunuyor. Ben böyle yorumluyorum. Dedim ya, bazen ülkemizde bunlar da oluyor.
 
Yangınların nedeni ince yanıcılarmış
Unvanı, Ekolog Profesör Doktor… Adı Tuncay Neyişçi… Bir TV kanalında ilginç bir açıklama yaptı. Dedi ki “ ince yanıcılar temizlenseydi, bir günlük helikoptere harcanan para karşılığında yangın söndürülürdü. Toplanan yanıcılar, yakıta da dönüştürebilirdi.” 

Benim yorumum; cesurca ve bilimsel temele dayanan ve de havadan söndürmedeki yanlışı afişe eden bir açıklama… Neyişçi, iyi ki siyasetçi değil. Çok fena bir yanıt alabilirdi. Böyle bir şey olmadığına göre, demek ki ciddiye alınmamış üstat…

 

Olgu ve de vefat sayılarının pik yaptığı şu günlerde ilginç gelişmeler oluyor. Duy da inanma derler eskiler… Hayır, ben haberlerde duydum ve inandım. Haberin özneleri esnaf kesiminden… Salgın döneminde mecburen uygulanan yasaklar, aşılanmada uygulanamadı. Aşı olmak istememek konusu sürekli tartışılıyor ama sonuç alınamıyor. Genelde aşı istememek insan hakkı olarak değerlendiriliyor. Bu durumda başka yöntemler denenmek isteniyor. İlk ataklar da esnaftan geldi zaten… İzmir’de bir restoran işletmecisi “aşı olmayan giremez” yazdı duvarına. Bu kez Şanlıurfa’dan akıl dolu bir önlem geldi. Kentin en önemli ürününü satan bir işyerinden, müthiş, güldürürken düşündüren bir uygulama geldi.“Aşı ol, ciğerimi ye…” ciğercinin camında bu ibare vardı.



İşte bu dedirtecek bir uygulama… Kamu zoru ile yapılanın yanında daha geçerli bir formül. Dilerim sayıları çoğalır bu tür uygulamaların. Çoktan beri hasret kaldığımız toplumsal dayanışma belki aşı konusunda kendisini gösterir.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa