GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
15.02°
Açık
DOLAR 8.82
EURO 10.33
ALTIN 497.08
BİST 1.392

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

29 Haziran 2021 Salı , 16:39

Aslında çok da kolay değil havadan sudan konuşmak… Benzerine az rastlanacak olayların merkezi ülkemizde, bu konularda yorum yapmak çok zor.

Havadan diyorum, aklıma SBK’nın VİP konukları ve de ranta dayalı skandallar geliyor… Yetmiyor, bir de isimleri şaibe taşıyan ve de yıldırım hızıyla varlıklı olan bu gibi zatlar, yata ve uçağa neden meraklılar o da kafamı kurcalıyor.

Bunları, çok bilen bir arkadaşımla paylaştığımda saflığım ortaya çıkıyor.

Böyle şip-şak zengin olanların, önce havada, sonra da suda mekanları olurmuş. Havada uçak, koylarda büyük bir saçak… Yani devasa oteller ve önlerinde marinalar. “Eee ne var bunda..”  dediğimde bilirkişi arkadaşım “amma da safsın. Yurda en kolay taşıma böyle yapılır çünkü” diyor. Korkudan “ne taşınıyor?” sorusunu soramıyorum,  benden hesap sorarlar diye..!

Neyse yine denize doğru açıldık, asıl temayı kaçırdık. Havadan konuşmak böyle zararlı, sudan sebepler bu denli tehlike arz ederken, bizim gibi gariplerin görebileceği mavi sular Mudanya ve Gemlik'te olduğu için oralara bakmak ihtiyacı doğuyor! Bir de ne görelim, özellikle Gemlik Körfezi ve Burgaz sahillerinde öğle sonraları sarı çizgilerle çizili bir alan ve de ardından sarı su…

Yıllardır kafa yormamış, neden diye sormamışız? Neyi mi; bu kadar çok kanalizasyon, böylesine verimli fabrikaların arıtılmamış suyu nereye gidiyor sorusunu. Buharlaşmayacaktı herhalde!

İşte yeni dost mu düşman mı bilemedim müsilajı… Sonu j gibi ilginç bir harfle bitse de hiç de sevimli değil. Üstelik bu sevimli belayı doğuran nedenlerden biri de “deniz hıyarları” imiş. Pardon doğuran değil, önleyenmiş bu hıyarlar!



Suyun dibini temizlermiş bu bitkiler… Deniz patlıcanı da deniyormuş adına. Onları bile rahat bırakmamış, toplamış insan kılığındaki yaratıklar!

Baştan söyledim, havadan, sudan konuşmak bile sakıncalı bu günlerde…
 
Kadı zanlı ise, kime şikâyet etmeli?
Bu kez ağlanacak halimize gülelim istedim havadan sudan konuşmak yerine…

Dilimize geçmişten gelen bir özdeyiş hakimdir. Haksızlıktan dem vururken “kadıyı, kadıya mı şikâyet edelim” deriz. Bir anlamda ironi yaparız. “Tuz koktu” gibi bir şey yani… Bir de önemsiz ayrıntı dikkatimi çekti!

Bilmecesini çözmek için aldığım Hürriyet Gazetesi’nde geçiyor. Bulmaca sayfasında “mahkeme başkanı” soruluyor. Çözüyorum “kadı” çıkıyor. Anlam veremiyorum. Neyse bu konu burada kalsın asıl kadılık olaya geçelim.

Olay mahalli ülkemizin ortasında küçük bir şehrimiz…İktidar’a uzak, kendi halinde içine kapanmış bir kent. Ama muktedirler mutlu değil bu durumdan ki, belediye başkanı şaibeli bulunmuş, yerine vali kayyum olarak atanmış.

Ardından seçim dönemi gelmiş, yeni bir başkan seçilmiş. Hakkında şaibede bulunamamış bu yeni başkanın… O da herhalde bundan cesaret alarak eski başkan, yani kayyum valinin icraatlarını incelemiş. Kendince “yolsuzluk” yakalamış.

Ne yapsın; İçişleri Bakanlığı’na bildirmiş önce… Yanıt alamayınca Danıştay’ın kapısını çalmış. Danıştay da yasalar gereği böyle bir araştırmayı ancak İçişleri Bakanlığı’nın yapabileceğini belirterek başvuruyu ilgili bakanlığa göndermiş.



İçişleri Bakanlığı da görevini yerine getirmiş ve söz konusu ilin valisine konuyu resmen iletmiş.

Ne var bunda diyebilirsiniz, haklısınız. Ama küçük bir ayrıntı varmış burada. Çünkü, hakkında yolsuzluk iddiası olan vali halen görevinin başındaymış.

Yani İçleri Bakanlığı da “Hakkında yolsuzluk var, şuna bi bakıver sonucu bildir” demiş.

Sonuç; görevdeki vali “inceleme gerektirecek bir durum yoktur” mealinde bir yazıyı bakanlığa bildirivermiş.

Sıcakların bastırdığı bu günlerde limonata ferahlığı veren bir gelişme değil mi?
 
Hipokrat yaşasa ne derdi acaba?
Hızımı kesmeden, keyfinizi kaçırmadan ağlanacak halimize bir kez daha gülelim istedim.

Ama önce 88 yıl önce Bursa Adliyesi’nde geçen bir olaydan örnekleme yapacağım.

Sanık Nazım Hikmet (henüz Ran soyadı yok)…Sosyalizmi öven sözlerini kast eden hakim Nazım’a sorar “ broşürdeki bu cümleler sana mı ait?” Nazım da “Bana değil sayın hakim, Enternasyonal’e …” Hakim, katibe dönerek “Yaz, bir dahaki duruşmaya Enternasyonal’in çağrılmasına…”

Buna çok benzer bir olayda söz edeceğim şimdi de…

Yer, Sakarya Üniversitesi TIP Fakültesi… Son sınıf mezunu hekim adayları yemin edecek mesleklerini doğru yapmak üzerine…

Fakülte yönetimi güya bazı öğrencilerin isteği üzerine, tüm dünya hekimleri tarafından mesleğe başlamadan önce okuna bu metnin bazı yerlerini çıkarmak istemiş.

İnsan merak ediyor hangi cümle diye… “…cinsel yönelim, din,ırk ve cinsiyet ayrımı yapılmadan….”  Bu bölüm bazı öğrencilere ters gelmiş.




(orjinal yemin)

Bu değişim isteği yoruma açık. Olur mu?

Önce insanlığı, sonra da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı devreden çıkarırsanız neden olmasın?

Bir de Nazım örneğindeki gibi Hipokrat’a sormak çözer bunu!

İşte bu da serinlemek yerine buz gibi soğuk duş!

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa

NOT DEFTERİ: Bursalı Çılgın Türkkuşları

“Üğretmenim… böğün canlı ders vaa mı?”

Türk Tayyare Cemiyeti ve Bursa

Yangın mutfağa ve hastaneye sıçradı!

Kibir kıvılcımları!..

Yangınların nedeni iklim değişikliği mi?

NOT Defteri: Nefes nefese on bir gün…

Doğu!

Yangın..!

Genç kuşağı kaybetmenin eşiğindeyiz!

Kendi kalesine gol atanlar!

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…