GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
-7°
Sisli
DOLAR 0
EURO 0
ALTIN 0
BİST

Hem 65'li hem yaşlı, bize ülke yolları taşlı!

04 Mayıs 2020 Pazartesi, 20:12

Ekrana dikkat kesilmiş dinliyorum... Üstelik konuşan bizden biri, Prof. Dr. Kayıhan Pala. Tüm dünyayı yeni bir savaşın içine sokan, insanlıkla alay eden Covid-19'un ne zaman pes edeceği ya da nezaket göstereceği tarihi duyarım diye göz ve kulaklarım açık bekliyorum.

Ama, umut da yok, çıkış yolu da kapalı bizler için... Çünkü, bizler 65'liyiz ve evdeyiz. Bilim diyor ki "evdesin sen evde kal, tak eldivenle maskeni..."

Konuyu açayım da anlaşılır olsun. Daha önce bir bilim insanı, Prof. Dr. Tevfik Bedirhan Üstün de açıklamıştı gerçeği... Dünya Sağlık Örgütü'nde çalıştığı için, hem deneyimi hem de birikimi olduğunu sanıyorum.

"Toplumun bağışıklık oranı yüzde 60'lara, 70'lere çıkmadıktan sonra bu virüs çekip gitmez... Bu durumda en riskli grup olan 65 yaş ve üstü kişiler büyük risk altında kalır."

Sevdiğimiz bir kardeşimizdir, bize uygun konuşur diye Kayıhan Pala'ya kulak veriyorum bu kez, ama bakın ne diyor Halk Sağlığı Uzmanı hocamız...

"Herkes aynı soruyu soruyor 'bu virüs ne zaman tehdit olmaktan çıkar' diyor. Ben de 'virüs hastalık yapma özelliğini kaybettiğinde' yanıtını veriyorum. Diğer yandan, ülkedeki bağışıklık oranı yüzde 66'larda olması gerekir ki, bu durumda risk grubundan büyük kayıplar verdirir."

Bu öngörünün tercümesi şöyle; yaşlılar salgın yavaşladı diye sokağa çıksa, diyelim ki tamamen ülkeyi terk etse bile tehlike büyük. Çünkü bir başka hoca, Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ateş Kara'nın ifadesi ile Türkiye'de tahmini 36 bin kadar hayalet virüs taşıyıcı bulunuyor. Yani, virüslü olduğunu bilmeyen ve hiçbir belirtisi görülmeyen kişiler bunlar...

Bilim insanlarının şu günlerde ağızlarından düşürmedikleri bir de, ikinci, üçüncü ve hatta dördüncü dalga sendromu söz konusu.

Sonuç, önümüz bayram... Ev ziyaretleri yok, tokalaşmak, öpüşmek yani yakın temas yok. Sosyal mesafeyi koruyarak, sosyalleşmek var!

Hadi bayramdır, biri biter öbürü gelir diyebiliriz. Ama kazın ayağı öyle değil.

Kayıhan Pala'nın "normalleşme nasıl olacak?" sorusuna verdiği yanıt:

"Yeni normalleşme, eskisi gibi olmayacak."

Hemen açayım; herkes ve özellikle bizler, risk grubundan olanlar, sokağa çıktığımızda maskemiz ve eldivenimiz eksik olmayacak. Yavaş yürüdüğümüzde arkamızdakinin bize sokulmasını, hızlı yürüdüğümüzde de öndekinin ensesine yapışmamızı önleyeceğizzz...

Eve gelince, üstümüzü değiştirecek, ellerimizi, yüzümüzü özenle temizleyeceğiz. Çantamızda ya da cebimizde kolonya şişesi taşıyacağız.

Beni bu kadar darlandırdıktan sonra, Pala bu önlemleri gerektiren yeni yaşam biçimi için topu kamuya atıyor ve "yaşam biçimi için devlet kafa yormalı. Pandemi nedeniyle ekonomik sıkıntı çekenler feryat ediyor, onlara SOSYAL DEVLET DESTEĞİ yapılmalı" diyor da içim biraz ferahlıyor!

Acaba bunlar gerçekleşir mi derken, bir başka programa döndüm ve kritik iki cümle duydum bu arada...

Merkez Bankası döviz rezervi tartışılıyordu. Rakamlar verildi, gelecek döviz ve hatta borç alınması bile hesaba katıldı, sonuçta geçici borcu bile ödeyemeyecek bir rakam çıkardı bu kötümser ekonomi uzmanları... Korktum, yine virüse döndüm. Bu sırada yaz aylarında rahatlama olmaz mı diyenlere cevap veriyordu Prof. Dr. Kayıhan Pala... "Sönümleme beklenebilir ama, çıkmayabilir de... Avusturalya ve Afrika'da şu anda havalar açık ve sıcak, ama gelen örnekler çok kötü... Yaz için kesin bir kanıt yok."

Cevap aynen böyle. Siz olsanız ne yaparsınız bu cevaplar karşısında...

Unutmadan bir de AVM problemi var, aynen ortaokul matematikteki havuz problemi gibi. Bir türlü dolmuyor, bir türlü boşalmıyor bu AVM havuzu...

Pala, öyle bir öneri getirdi ki Allah vermeye!

"AVM tipi bir yapılaşma tartışmaya açılmalı."

Baktım biz 65'liler için hiç umut yok, üstelik gençleri de sıkıntılı, zorlu günler bekliyor, en iyisi Kabine toplantısının sonucunu bekleyeyim dedim. Partili Cumhurbaşkanımız, parti parti bir çıkış yolu bulur da hepimizi rahatlatır. Bu umutla akşam saat 19.00'daki, nutuk tadında bir açıklamayı dinlemeyi ve huzur bulmayı tercih ettim. Bulduklarımı da yarın sizinle paylaşırım, merak etmeyin!

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Velhasıl Bursa pet şişedeki sudan ibarettir!

Bu ofisler bize ne söylüyor?

Geçim değil yaşam sıkıntısı…

Amatör futbol çaresiz

NOT DEFTERİ: Tarih yalan söylemez!

Fotoğraf güzel, sıra Bursa yarışında

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor

NOT DEFTERİ: 1855 Bursa depreminde neler yaşandı?

Suçuna ağlayarak sevinen bir millet!..

Tek suçlu var o da ahlâk…