GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
3.02°
Açık
DOLAR 9.49
EURO 11.04
ALTIN 548.03
BİST 1.519

Her gün bir uçağımız düşüyor!

23 Ağustos 2021 Pazartesi , 14:49

Batı Karadeniz’deki sel felaketi 82 vatandaşımızın canını aldı. 16 kayıp can henüz bulunamadı. Yaklaşık on gün bu bölgeye kilitlendik.



Farklı coğrafyalardaki orman yangınlarında ise insan ve hayvan olarak onlarca canımızı, bitki örtüsünü, telafisi mümkün olmayan malımızı yitirdik. Neredeyse iki hafta Akdeniz Bölgesi ile yatıp kalktık. Üzüldük, eleştirdik ve öfkelendik.



Ama toplum olarak, yaşam tarzımız ve yeni alışkanlıklarımızın sonucu küresel ısınmaya ne kadar katkı yaptığımızı, dere yataklarında hangi cesaretle yapılaşmaya müsaade edildiğini falan sorgulamadık.



Şimdi de, önce korktuğumuz, sonra yitirdiğimiz yakınlarımıza rağmen uslanmadığımız bir büyük derdi, yani unutulmuş olanı hatırlatayım.

Pandemi süreci ve de Covid 19’dan söz ediyorum.

1 Temmuz 2021 rakamlarına göre, ülkemizde 20 bin 890 olgu ve de 96 vefat sayımız vardı. Bu rakam artarak sürmüş ve de geçtiğimiz Cuma yani 20 Ağustos günü 204 vefat sayısına ulaşmıştı. Aynı gün olgu da 19 bin 918 yani 20 bin kadar. 21 Ağustos cumartesi vefat sayısı sanırım rekora dayanmış. Tam 232 kişiyi o gün kaybetmişiz. Ertesi gün yani önceki gün 18 bin 622 olgu ve de 206 vefat yaşamışız. Olgunun düşük görünmesi de test sayısının pazar günü nedeniyle az oluşundan.



Bunlar sadece bir rakam değil. Son zamanlarda, hemen her gün bir uçak dolusu kadar yurttaşımızı toprağa vermiş, hastanelerin yoğun bakımlarını tıka basa doldurmuşuz. Hem de bunun farkında olmamış gibi yaparak! Gündem öylesine dolu, öylesine korkutucu olmalı ki, son dönemde hemen her gün bir uçak düşmüş ve kimse kurtulmamış ama toplum bir şey olmamış gibi yaşamını sürdürmüş sanki… Aslında felaket yaşıyoruz. Kaybettiğimiz,  ülkemizin yurttaşları, onların iş gücü, beyni. Kaybettiğimiz milli servetimiz, ama farkındalık bile yaratmıyor Taliban’ın uygulamaları kadar… Neden?

Çünkü disiplini sevmiyoruz, çünkü, kendimizden başka kimsenin sağlık durumu bizi ilgilendirmiyor! Bu nedenle ne maske, ne de mesafe kaldı aramızda.  Salgının ilk günlerinde böylesi korkutucu rakamlar olmamasına karşın, evlere hapsolmuş, elimizi her dokunuşta yıkayarak, en yakınlarımızı bile görmeden yaşamıştık. Bayramları bile böyle geçirmiştik.

Şimdi ne oldu da rahatladık, bu rakamlar neden yerden biter gibi önümüze çıktı!

Benim bazı saptama ve yorumlarım var tabii bu konuda…

Rağbet görmese de söyleyeceğim. Bir kere, aşılanma oranı beklenmedik biçimde düştü. Sonra da toplumun büyük bölümü, Devlet yasakları kaldırdığı için Mart 2019 öncesi yaşamına geri döndü. Aşı karşıtlığı ise tam gaz gidiyor ve tam bir baş belası. Hiçbir konuda hak kelimesini ağzına almayanlar, sahip oldukları hakların adını bile bilmeyenler, aşı karşıtlığını, “insan hakkı” yaftasının ardına saklanarak anlatmaya çalışıyor. Karşındakinin insan hakkı yok mu sanki? Senden bulaşacak virüs ile canını kaybederse hesap kime sorulacak?   Basit sorular ama, vurdumduymaz ve giderek toplum olma niteliği aşınmış insan topluluğuna bunu anlatmak gerçekten zor.

Bir üçüncü saptamam da bilime kulak tıkamak… Onun yerine, biraz eğitim almış, kendini farklı bir yere koymaya çalışan bazı kifayetsiz muhterisler, dikkat çekmek adına “ben aşıya inanmıyorum. Emperyalistlerin bir oyunu bu.”   türünden garip cümleler ile ortamı bulandırıyor. Kırsal kesimde yaşayan, eğitimden uzak kesim, ya komşu sözüne, ya da inandığı kanaat önderi ile tarikat ehlinin ağzına bakarak aşıyı reddediyor kanaati taşıyorum. Bir gerçeği de es geçmemek gerek… Emeğinin karşılığını alamayan, toprağa bağlı çalışan o yoksul kesimin tek sermayesi çok çocuk. Onların kulağına  “aşı kısırlaştırıyor” cümlesi fısıldandığı anda, salgın savaşı kaybedilmiştir zaten.

Bu rakamlar ve gerçekler ışığında dikkati çeken bir çelişkiyi de Halk Sağlığı uzmanı Prof. Dr. Kayıhan Pala dile getirmiş:

“Ölüm sayıları bu kadar yüksek seyrederken, olgu sayılarındaki düşüşü şaşırtıcı buluyorum. Yeterince test yapılmaması, sonuçların geçmiş yıllarda olduğu gibi tamamını içerecek şekilde açıklanmaması ya da Türkiye’de geçmişle kıyaslandığında olgu-ölüm hızının daha yüksek olması gibi gerekçeler karşımıza çıkabilir. Hangisi olduğuna yanıt verebilmek için Sağlık Bakanlığı’nın verileri kapsamlı olarak açıklıyor olması gerekir.”



Bilim böyle diyor. Çağdaş bir toplumda, bu seslere kulak vermek gerekir. Provokatörlere, kahve ulemalarına, şeyhlere değil…

Benim de küçük bir maruzatım var. Üç doz Sınovac aşısı olduğumdan ötürü AB ülkelerine gidebilmem yasak!

Acaba ne yapsam, bir yerel yönetimden gri pasaport alarak küçük bir belediyenin araştırma grubuna mı karışsam mı yoksa!

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa