GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
2.02°
Açık
DOLAR 9.49
EURO 11.07
ALTIN 548.43
BİST 1.519

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

31 Ağustos 2021 Salı , 16:12

Dünyanın “barış günü” diye anlam yüklediği ve bunu her yıl hatırlattığı bir zaman diliminde ne yazık ki tatsız, tuzsuz, iç yakıcı bir konudan söz edeceğim.

Başlığa bakarak bu umutsuz ve güçsüzler kimler diye merek ediyorsanız, baştaki işsiz kelimesi sizi bir nebze aydınlatabilir. Ülke gündemini dikkatle izleyen biri olarak yanıtım, toplumumuzun 15-35 yaş kuşağı ve aileleri olacaktır. Bu durumun bize yansıyan sonuçları neler diye bir an için sorguladığımızda ortaya pembe yerine simsiyah bir tablo çıkıyor.

Durup dururken bu karamsar konuyu neden açtığımı da hemen açıklayayım. Sitemiz enbursa.com haberleri son aylarda bir yönü ile dikkatimi çekiyor. Örneğin bir günde üç ayrı kentte, üç benzer ve korkutucu sokak çatışması haberi görebiliyoruz. Bu tür vakalar zaten olağanlaştı. Örnek vermek gerekirse bunların birinde düğün müziğinin yüksek sesinden rahatsız olan ile sebep olan taraflar kıyasıya birbirine giriyor. Müthiş bir kavga… Aklıma Afganistan geliyor aniden. Taliban, dinimizde yeri yok demiş ve müziği yasaklamış, bir müzisyeni de katletmiş ve böylece sorunu da çözmüştü ya!

Bir başka kentte, neden yan baktın kavgası büyümüş ve de arbedeye dönüşmüş mesela... Bu tür olaylarda bazen bıçaklama, bazen silah ile yaralama da oluyor, ölüm de... Binde bir rastlanılan da (!) yorgun mermi ile vurulan çocuklar.

Bazen iki kişi sudan nedenler ile kapışıyor. Biri hırpalanıyor, kaçıyor ve arkadaşlarını yardıma (!) yani karşı taraf ile savaşmaya çağırıyor. Sonrası malum. Polis araçları, ambulanslar ve de çaresizce havaya ateş açan kolluk gücü... Bir de işin ifade, savcılık ve de mahkeme safhası var. Bu kadar yoğun olaylar karşısında o kurumlar ve de görevliler de bazen çaresizlik, bazen de kızgınlıktan salıveriyor bu aslan parçalarını toplumun içine.

Bu tür yaygın olayların dışında, yedi düvelden ülkemize gelen misafirlerimizi de unutmayalım. Onlar ne yapsın, kendilerini koruma amaçlı toplu geziyor ve de bazen Türkiye’nin bu yeni tablosuna bir fırça vurarak resmi tamamlıyorlar!

Biliyorum, sıkıcı bir konu ve de “elden ne gelir” cümlesi ile kapatılması gereken bir gelişme. Ama giderek kronikleşen büyük bir ülke sorunu haline geliyor bu durum. Bitmeyen salgın, küresel ısınma, kuraklık ve bunun sonucu pahalılık gibi sorunlara, toplumsal olaylar ve de kadına yönelik şiddet ekleniyor.

Aslında bu saydıklarım her zamanki gibi sadece bir sonuç. Bunlara böyle bakarsak, bu olumsuzlukları hafife alırız.

Sadece kol ve kolluk gücü ile çözülmeyecek türden çünkü…

Sokak kavgaları neden çıkıyor?
Sokak çatışmalarının, kadına şiddetin, yan baktın ve de trafikteki üstünlük kavgasının nedenlerini kolayca sıralayabilirim.

İlk sıraya çürüyen adalet kavramını koyuyorum. Hukukun üstünlüğü yerine, üstünlerin hukukunun işleyişini yani. Gösteri yürüyüşü yapanı tutuklamak, buna karşın deniz motoru ile sahilde yüzen kadını öldürene sadece adli kontrol şartı ile serbest yargılanma şansı tanımak gibi… Büyük suç işleyenlerin ve de önemli isimler ile birlikte fotoğrafı olanların sorgulanamadığını veya gereğince yargılanamadığını gören bir gençliğin isyanı için belki de birinci neden.

İkinci ve de çok önemli bir neden de kronik işsizlik… Daha önce belirttiğim 15-35 yaş grubunun neredeyse üçte biri işsiz. İçinde eğitimsizler de var, üniversite bitiren de. Onlara artık sadece “ev genci” deniyor. Aile büyüklerinden aldıkları harçlıkla sokakta gezebiliyorlar serseri mayın misali…

Üçüncü neden de sadece bu yaş grubuna has değil. Emeği ile geçinenlerin tümünü ilgilendiren sorunun ürünü… Adaletsiz gelir dağılımı yani. Kamu kurumları marifeti ile düşük gösterilen enflasyon ve bunun maaş zammına olumsuz yansıması… Denge-denetim sistemi olmayışı yüzünden, frensiz biçimde yükselen ürün fiyatları… Temel ihtiyaçlarını dahi tam olarak sağlayamayan genç gruplar ve onların ebeveynleri… Onlar bu durum ile adeta savaşırken, İktidar yanlılarının, özellikle kamuda “mülakat” ile kolay iş bulması, bazı önemli bürokratların ayyuka çıkan sırları, birkaç yerden gelir elde etmesi dikkat çekiyor. Bundan dolayı giderek öfke küpüne dönen bu yaş grubunu stresten uzak ve uysal bireyler olarak tutmak çok zor. Kadına şiddet ve öldürme vakalarının bir nedeni de, yoksulluk, nafaka ödemeleri ve bunu doğuran da üçüncü diye saydığım adaletsiz gelir dağılımı.

Şimdi de sonuca geliyorum. Üretemeyen ve de ürettiğini satamayan tarım toplumu, bir umutla taşı toprağı altındır diye başta İstanbul olmak üzere yıllardır büyük kentlere göç ediyor. Buradaki ekmek savaşının, toprak uğraşısından daha acımasız olduğunu geç de olsa görüyor. Büyükler yine de frene basmayı, öfke kontrolünü yapmayı başarabiliyor. Ama gençler?

Onları durdurmak ne mümkün. Köyünde, kasabasında, halkın birbirini yakından tanıması ve de sürekli yardımlaşması ile çatışmayı aklına bile getirmeyenler, büyük kentin getto tipi mahallelerinde, farkında olmadan örgütlü hale dönüşüyor. Öte yandan altmışlı, yetmişli yıllarda nüfusun yüzde 70 kadarı kırsalda yaşarken, bu oran şimdilerde yüzde 9’a kadar inmiş durumda. Bu durumda metropoller, ne kentli ne de köylü olabilen bir kesim ile uyuşamayan, suç oranlarının sürekli yükseldiği yerleşim merkezleri haline dönüşüyor.

Köy-kentler ve mahalle olan köyler
Bunları söylerken merhum Ecevit’in kırsal kesim insanını hem yerinde tutmak hem de insanca yaşamasını sağlamak için, kent olanaklarını oralara götürmek amaçlı “köy-kent” projesini anımsadım. Ama projenin ismi ile bile alaya alınmıştı o yıllarda. Şimdi bu konuda neredeyiz derseniz, kent olanaklarını köye götürmek yerine, son seçimde büyükşehir statüsündeki illerin köylerini, seçim kazanma uğruna mahalleye çeviren bir zihniyet iş başına geldi. Böylece yirmi yılda adım adım “işsiz, güçsüz ve umutsuz” bir kuşak yaratıldı.

Ne yazık ki, bu konu ne gündeme getiriliyor ne de sebep-sonuç ilişkisi ortaya konabiliyor.
 
 
 
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…

Memleket Partisi, İnce ve Bursa