GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
20.02°
Açık
DOLAR 8.56
EURO 10.13
ALTIN 495.04
BİST 1.36

Kamu-özel iş benzerliği!

23 Nisan 2021 Cuma , 15:17

Bu satırlara nereden başlamalıyım diye düşünürken, açık olan televizyondan bir ses yükseldi ; sesin yüksekliğinden reklam faslı olduğun kavradım da, tanıtımı yapılan ürünün  bir “kripto platformu” olduğunu söylüyor ve de bu firmanın kamu ortaklığı ile orman kurmaya giriştiğini haykırıyordu!

Yani kamu-özel işbirliği gibi bir şey…Eyvah dedim içimden… Tam da 27 yaşında genç bir delikanlının, kripto para karşılığında internetten delicesine topladığı 2 milyar dolarcık para ile birlikte yok oluşu konuşulurken…

Böyle bir kurum demeli miyim diye düşünürken, para tuzağına parasını kaptıran bir vatandaşın intihar haberi düşüyor ekranıma ve ben de ne olduğunu anlamaya çalışıyorum. Artık benim algılama gücüm zayıfladı bu olayları, kullanılan terminolojiyi anlamaya çalışmaktan… Bu nedenle bazı makalelere bakmak istedim, ama onlardan medet ummanın yanlışlığını da hemen anladım.

Sıkıntım giderek büyüdü, zorunlu olarak haberden yorum çıkarmasını bilen,
TV ekranındaki iki deneyimli gazeteciye kulak verdim. Oysa kafamdaki planlama başkaydı. Önce necip milletimin kamu-özel ortaklığından ne anladığını, benim de onların ne anladığından ne anladığımı düşünecek ve yazıya dökecektim, ama kafam iyice karıştı. Herhalde her girişime şüpheyle bakan ben, kamu-özel ortaklığı için beynimi zorladığımda gözlerimin önüne, önce Yavuz Sultan Selim ve de ülkemiz için bir ilk olan Osmangazi köprüsü geldi. Ardından şu günlerde tıklım, tıkış dolu yatakları ile şehir hastanelerini anımsadım. Bunu yazarken ürktüm de, bunlara karşı olduğumu sanan ve de bana çemkiren tek tük okurlarımdan biri aklıma geldi. Olsun, gönlü razı olsun, beni eleştirsin ona da muhtacız çünkü…Neyse dağıtmayalım konuyu, sizin başka örnekleriniz var mı? Pardon İstanbul Boğazı altından geçen ulaşım hattı Avrasya Tüneli’ni unuttum. Hepsinin de el değil, cep değil yürek yaktığı söyleniyor. Benim bir deneyimim olmadı buralar ile ilgili… Pardon birini denedik eşimle; Bursa’dan-İzmir’e yeni oto yoldan gitmiştik. “ İstanbul-İzmir yolu Bursa’dan geçecek” diye, başka bir geçişin mümkün olmadığını bilemememin zarafeti ile, yıllar önce konuşan dönemin Başbakanı Tansu Hanımcığımın müjde verdiği yoldan yani… Kallavi bir ücret de ödedik, olsun bu yolun tadını ve de boyumuzun ölçüsünü almış olduk!

İşte böyle, başka kamu-özel ortaklığı aklıma gelmiyor bir türlü…
Ama, kısa süre önce cereyan eden iki olay, bu kavramı güncelledi ve de kamu-özel iş benzerliği gibi bir kavramı kazandırdı ülkemize ! Birincisi kamu adına verildi bu örneklerin. Ticaret Bakanımız Sayın Pekcan Hanımefendi, tezcanlı bir davranış ve de iyi niyet ürünü olarak kendi şirketinin ürününü, kendi bakanlığına satıvermiş. Ürün de çok manidar “dezenfektan” türünden. Acaba bu salgın döneminde bize  “steril” bir ortam hazırlamak için mi, yoksa, bilmeden yapılan bu küçük ticaretin (!) kirli tarafını temizlemek için mi ? Bilemem, beni aşar.
Diğeri mi, söz ettim ya 27 yaşında, zehir misali kafası çalışan genç bir delikanlı deli gibi para toplamış, karşılığında “kripto para” vermiş. Zaten paranın da olsa “kriptosu” beni korkutuyor! Çünkü 15 Temmuz hain kalkışması sonrasında çokça duyduk, “kripto Fetocu” deyimini. Yani kendisini gizlemeyi bilen demekmiş kripto… Bu çocukta, bebek yüzü ile gerçek niyetini de, aldığı dolarları da maharet ile gizlemiş. Şimdi de gizlendiği yerden çıkar çıkarabilirsen. Sanırım bir Balkan ülkesindeymiş. Yürek ister onlardan adam almaya ! İşte size bal gibi  kamu-özel iş benzerliği örneği… Nereden nereye geldik. Bir tarafta, meydanlarda yedi düvele karşı dövüşen, Cumhuriyet sonrasında da güzel yurdumuzda kalkınma savaşı veren kamu-özel işbirliği mensupları. Onlar zaten “Eski Türkiye” ürünüydü örnek olur mu bilemem! Şimdi yeni bir dönem yaşıyoruz çünkü... Bazen genç insanlar ülke ekonomisini düzeltiyor Zarrab gibi, bazen de insanları mal mülk sahibi yapmak için yola çıkıp dünyanın öbür ucunda keyf çatıyor Tosuncuk Mehmet ve suçu henüz ispatlanamayan bu yeni delikanlı gibi… Suçu ispatlanamamışı bilerek kullandım. Çünkü bu ne menem şeyse “kripto para” işi için Yüce Devletimiz henüz yasal bir düzenleme yapmaya fırsat bulamamış! Kim suçlu kim güçlü belli değil yani. Belki de yanılırım bir suçlu bulunup toplumun önüne atılabilir kısa sürede… Benim asıl  korkum, son günlerde her konuya, her yolsuzluğa  balıklama dalan Kılıçdaroğlu ve saz arkadaşlarının bu konuda görüş bildirip suçu üzerinde bulmaları ihtimali için!

Daldık dünya işine, unuttuk önemli bir günü… Yani hesap gününü…

Bu gün 24 Nisan yine korku doluyor insan…Bakalım ne diyecek Ermeni Tasarısı için Bıden denen emperyalist başkan…Ne de kafiyeli oldu değil mi, ben de anlamadım buralara kadar nasıl geldim. Makaleyi 23 Nisan günü yazdığım için ve de balkondan geçen Bursa Polis Teşkilatı araç konvoyu ile,  bu kurumun müştemilatı kurumların bayrak süslemeli kortejini gördüğüm için olabilir mi ? Önce büyük bir olay var sandım, sonra baktım ki konvoy neşe doluydu hemen anladım, bugün 23 Nisan ve de Ulusal Egemenlik ve (çocuksuz) Çocuk Bayramı !
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Cansuyu…

Bayramı kedere döndürme becerisi!

Not Defteri: Unutulmaz sayım günleri…

Müjdeler var yurdumun toprağına taşına…

Gündem sıcak olaylar ılık mı ılık!

Erdoğan ve Bozbey belli, ya rakipler?

47 yıl sonra Barış Harekâtı

Yarınlar ve bir bayram sabahı

NOT DEFTERİ: Futbol ile Türkiye’ye vurmak!

Ülkeler ve sistemler ayrı, sorunlar benzer!

Sakinleşen Boğaziçi ve özelleşen TRT

O gece karanlıkta kalanlar!

Yeni sistem ile üç yıl…

Biri bizi gözetleyecek!

Baba, siyaset, ticaret ve Türkiye…

NOT DEFTERİ: Faşing değil festival

'Ölmek var dönmek yok' dediler ve öldüler!

Uzak ülkenin başkanı!

İçimizdeki tosuncuklar!

NOT Defteri: Haşim İşcan ve bir hastane öyküsü

Hukuk geri mi geliyor?

Dün 1 Temmuz’du ve normalleştik!

Borç ve İnegöl neden gündemde?

Havadan sudan konuşalım, ne dersiniz?

Şehir Hastanemiz emin ellerde!

Hamdolsun sınav ayağımıza geldi!

NOT Defteri: Çekirge Bursa’nın misafir odasıydı

Babalar yılımızda bitmeyen sınavlar

Bursa’nın da Şükrü Çavuşu vardı ama…

Tercihan bir tercüman vakası!

Doğruluk ve iki başarı öyküsü

Bir sihirli kelime havaalanı!

Not Defteri: Nazım, Balaban ve bir Bursa öyküsü

İktidar Bursa’yı yeni mi fark etti?

Aşı tamam… Ya fakirin aşı?

16 Haziran kime ne söylüyor?

Marmara Denizi nasıl kirlendi?

Yeni bir pazartesi ve umut…

Not Defteri: 1936 yılından bir Merinos öyküsü

Bu kanal, kan-alacak gibi!

Çukur kahve açlığı tartışıyor!

Bursa’nın kronik şeker krizi!

Aman gazımız kaçmasın!

Bursaspor’da sıra yapılanmada

NOT Defteri: Oyal ile 6 altın yıl

Doğanın öfkesi son uyarı mı?

Kaçar…kaçar ve de kaçarız!

1 Haziran ve Bursaspor

Müsilaj sadece denizde mi?

Vergili ve yergili bir pazar!

NOT DEFTERİ: Bir Sönmez vardı geldi geçti…  

Açlık neyi bozar?

Final ve tam destek!

Öteki Türkiye dizisi finale doğru…

Bu işi dezenfektan paklar!

Ata’nın Stadyumu ve 19 Mayıs

NOT Defteri: Çankaya’dan Beştepe’ye!

Aşı müjdesi ve 'Koca' bir itiraf

Kıskanıyorum!

Marş ile atılan o ilk adım

Uçuyoruz ama neden?

Üç aday ve sadece Adanur formülü

NOT DEFTERİ: Yeşil Devrim’in yıl dönümü

Sevinç ve kederde birleşmek

Bayram şekeri…

İngiliz’in göreceği herkesi aşılayalım!

Bayram gelmiş neyime!

Bursaspor ve mucizeler!