GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Hafif Yağmur
DOLAR 7.36
EURO 8.93
ALTIN 436.98
BİST 1.534

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

17 Kasım 2020 Salı, 17:57

Ne alâka değil mi; yukarıda yazdığım beş kelimenin nasıl bir araya geldiği…

Olay şu, İBB Başkanı İmamoğlu, kentin bazı yerlerine “Ya Kanal, ya İstanbul” pankartları astırmış. Bu denli dar boğazdaki ülkemiz için bu proje ve yatırımın gereksiz olduğunu, öncelik sırası taşımadığını vurgulamak istemiş. Aslında, temelden bu konuya karşı diğer duyarlı vatandaşlar gibi… Çünkü bu proje sonucunda ortaya çıkacak kanal, önce uluslararası hukuku zorlayacak. Lozan Barış Antlaşması ve Montrö Sözleşmesini bir anlamda ıskalayacak. Böylece dünyanın egemen güçleri ve devletleri bu konuda taraf olma durumunda kalacak. Ekolojik denge, tarım topraklarının talanı, yabancıların yurdu parsel parsel ele geçirmesi, iklim değişikliği ihtimali ve bilim insanlarının feryadını hadi bir kenara koyalım! Nasıl yapacaksak bunu da…

Öncelikli olarak bu konu sadece İstanbul’u bağlamıyor ki, yanı sıra Marmara Denizi ve Çanakkale Boğazı da işin içine girecek. Daha da önemlisi ABD topu tüfeği, gemisi, uçağı ile Rusya’nın dibine yanaşacak, aynen Ukrayna üzerinden yaptığı gibi… Türkiye de büyük olasılıkla arada kalacak. Ben ne hariciyeci (gerçi bu unvanın da bir önemi kalmadı ama) ne de tarihçiyim. Benim bile bu kadar endişe duymam, toplumun konuyla yakından ilgili bölümünde nasıl infial yaratmaz?
Neyse, yine ipin ucunu kaçırdım, İmamoğlu diyordum… Hakkında inceleme başlatmış İçişleri Bakanlığı’nın bir birimi diyecektim. Hafta sonuna kadar da yazılı ifadesini vermesi gerekiyormuş. Öyle güzel bir kılıfı var ki inceleme nedeninin, durun anlatayım.

Ekrem İmamoğlu, muhalif tavrını yansıtan bu pankartları İBB kaynaklarını kullandığı için incelemeye alınıyor, projeyi eleştirme hakkı saklı kalıyor yani! Duy da inanma derler ya, işte öyle bir şey. Muhalefetin ya da görüşünü hakça ortaya koyanların tepkisi hesaplanmamış bu işte…

Örnek; Sayın Cumhurbaşkanı, bir yurt köşesine gidiyor diyelim. Doğal olarak uzaktaysa uçaklarından birine binecek. Üzerinde de TC Cumhurbaşkanlığı yazacak. Gitti ve bir açılış yaptı diyelim. Gelmişken bir de partinin işlevinden, muhalefetin yetersizliğinden (!) söz edeyim dedi. Muhalefeti yerden yere vurdu diyelim. Bunda bir şey yok, zaten işin doğasında bu var. Ama, cumhurbaşkanı olarak mı, AKP Genel Başkanı olduğu için mi orada, bu meçhul. Öyle olunca, ona makamına lâyık konforu için sağlanan seyahat olanakları parti için kullanılan kamu kaynağı olmuyor mu?

İşte Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin en önemli açmazı!

Bunu daha iyi anlatmak için örnek vereyim. Örneğin “Eski Türkiye”de seçilmiş Başbakan Bursa’ya geldi diyelim. Açılış ya da ülke genelini ilgilendiren bir konuda miting yapacaksa, şehrin valisi onu hava alanında karşılar, partisinin toplantısına katıldığı anda grupta bulunmaktan kaçınırdı. Daha sonra programa dahil olur, üzerine düşen bir şey varsa yapardı.
 
Bursa’da Belediye şirketlerindeki parti yöneticileri

Şimdi de Kanal İstanbul tartışmasından Bursa’ya bir uğrayıverelim. Hani İmamoğlu “kamu kaynağı” kullanılarak kendi görüşünü, hem de bir devlet projesini eleştirmek için kullandı ya, bu nedenle hakkında inceleme başlatıldı ya, işte bu girişime bir eleştiri geldi ekrandaki bir tartışma programında…

Sanırım gazetecilik yapan bir katılımcı, Bursa’dan örnek vererek, “belediye şirketlerinde, eski, yeni ilçe başkanları ve parti yöneticileri bulunuyor. Kamu kaynağı burada kullanılmış olmuyor mu?” dedi. Belediye iştirak şirketlerindeki hizmetler tüm kentli için. Bunu iktidar partisi adına “biz yapıyoruz” demek bir başka, bu şirketlerin parasal nimetlerinden yararlanmak daha başka bir şey! Hangisini ele alalım, hangisi daha yerinde olur, ne dersiniz?

Çok ilgili olmadığım için bu uygulamayı tam olarak bilmiyordum. Yeşiller ve Sol Gelecek Parti yöneticileri liste çıkartmış ve elektronik ortamda paylaşmış, ben de oradan buldum. Bence, İmamoğlu tartışmasına tam uymuyor ama, öğrenmeye değer diye düşündüm. Bakın ne diyor bu partinin Bursa eş başkanları…

“Bursa Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki BURULAŞ, BESAŞ, BURKENT AŞ, BURSA JEOTERMAL AŞ, BURFAŞ, BURSA KÜLTÜR SANAT ÜRÜNLERİ AŞ, TARIM AŞ gibi şirketlerin yönetim kurulları AKP ve MHP’nin çeşitli parti yönetim organlarında çalışan kişilerce doldurulmuş ve bu şirketlerden maaş almaktadırlar. Büyükşehir Belediye Başkanı’nın bu şirketlerin yönetim kurullarından ayrılmış olması bir şey ifade etmez. Bu şirketlerden JEOTERMAL AŞ. 1.9 milyon, BESAŞ 3 milyon, BURULAŞ 75 milyon zarar açıklamıştır. AKP ve ortağını besleyen bu şirketlerin kâr etme olasılığı zaten yoktur.”

Bu atamalara yasal bir engel var mıdır bilemem. Listede, eski ve halen görev yapan AKP yöneticileri gerçekten bulunuyor.

İlginç değil mi, BESAŞ’a bir partili atandı diyelim. Babası fırıncı mıydı acaba, ekmeğin maliyeti üzerine görüş bildirip, oy kullanacak!..

Ya da BURULAŞ’a adım attı, sanki BOİ araçlarında çalışıp, hangi durakların gerekli, hangisinin yetersiz olduğu hakkında bilgi mi verecek?

Belki de böyle bir özellik olmasa da olur. Hamza Yerlikaya koskoca kamu bankasına yönetici olarak atanıp, bir anda engin para bilgisine nasıl sahip olduysa, bizimkiler de, ucuz ekmeği, raylı ulaşımı, fuarcılığı, sanatı bir çırpıda öğrenmiş olabilir!

Yeşiller ve Sol Gelecek Parti yöneticilerinin açıklamasının altında “kallavi” bir liste vardı… Benim bile aşina olduğum isimlere rastladım. Yer doldurmasın diye buraya alamadım! Listedeki isimleri tanıyanlar tanımayanlara anlatsın ya da saysın kaç kişi buralarda partili olarak görev yapan!..
 
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Belediyeler yarışıyor ama…

Geçmiş zaman ve şu an…

NOT DEFTERİ: Sergi ve fuar şehri olarak Bursa

Bursaspor 'demir' gibi…

Sakin Bursa’da 'TAK' diye bir ses!

Velhasıl Bursa pet şişedeki sudan ibarettir!

Bu ofisler bize ne söylüyor?

Geçim değil yaşam sıkıntısı…

Amatör futbol çaresiz

NOT DEFTERİ: Tarih yalan söylemez!

Fotoğraf güzel, sıra Bursa yarışında

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…