GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
4.02°
Açık
DOLAR 9.51
EURO 11.05
ALTIN 549.43
BİST 1.519

Kibir kıvılcımları!..

3 Ağustos 2021 Salı , 16:38

Ülkenin en güçlü kişiliği, üzüntü ve de endişe içinde olay mahalline dev bir araç silsilesi ile giriyor. Amaç, yangında canını, malını kaybetmiş ve de umudunu yitirmiş halkın yanında olduğunu “güçlü” biçimde göstermekti.

Ama güç gösterisi, evladını yitirmiş ana-babayı ayağına çağırmakla olur mu?

“Uçak yok mu? Helikopter nerede? Evim yandı ocağım söndü… Canlarım keçilerim kül oldu…” sesleri, alevler gibi göğe yükselirken, sirenli, onlarca araçlı, yüzlerce korumalı konvoy ile kasabaya girerek ne anlatılabilirdi?

Daha da ileri giderek, halk ile buluşmasında “Varsın olsun… Her şeyiniz yanmış, ya da tehlike altında bile olsa oturun ve biraz nefeslenin. İkramımız bu çaydan içiverin bari…” demek istenmiş olabilir mi?
Bu garip gösteri sonrasında, dışından sakin, içinden öfkeli, güngörmüş bu kırsal kesim insanının sessizce duruşundan “yetti gari” deyişini içinde hissetmiş de olabilir en yüksek makamdaki güç sembolü… Hadi onu da yükü ağır bir insan olarak anladık diyelim. Yorgun, üzgün ve bitkin duruşu, etrafındakilerin telkinleri dışında, kulağı gerçeklere kapalı ve de onlarca sorunla, sistem gereği tek başına savaşıyor olmanın yükünü haykırıyor sanki... Kabul, ama bu sistemin sonucunu kendi yarattığını da mı söylemeyelim.

Onu 4 yıldan beri, yüksek kale surları gibi, sağlam biçimde destekleyen, “yürü yol arkadaşım, arkanda koskoca devlet var” güvenini her konuşmasında veren bir güç de vardı önceki günlere kadar...
Vardı diyorum, o güç bile düzensiz Afgan göçü konusunda, açtı ağzını yumdu gözünü..! Yani güçlü liderin arkasındaki kale surlarına ilk delik açıldı sanki…

O zaman da,  Marmaris’te gördüğümüz o savrulan ruh hali de kaçınılmaz oldu sanırım. Ya, büyük güç sembolünün ufak tefek benzerlerine ne demeli?

İşte bir bakan… Bakıp da görmeyen, duyup da anlamayan bir davranış içinde… Ama kibri yerinde… “Öyle her yardım talebini kabul edemiyoruz. Bizim patentimize uygun su depolayamayan uçakları göklerimizde istemiyoruz” diyebiliyor. Öte yandan, yardımın niteliği, içeriği ve hangi alanda destek verecek olduğuna bakmadan yandaş yayıncılar da, bu küçük kibirliye destekten geri kalmıyor. “Ülkemizi, pardon İktidarı aciz göstermek için yardım etmek istiyorlar” gibi belki de bir daha eşine rastlayamayacağımız haberler yapılıyor.

Yetmedi… Küçük bir ilçe, İktidar mensubu tombul bir başkan ve de sevimli mi sevimli bir açıklama… “Siz şimdi görün. TOKİ yanan evlerin yerine öyle güzel yenilerini yapacak ki, hem de 20 yıl vadeli kira öder gibi faizi de içinde olan miktarı ödeyecekler hak sahipleri… Evleri yanmayanlar bile ‘keşke bizimki de yansaydı’ diyecekler.”

Bu cümleleri tek başıma yorumlayamayacağım. Psikolog bir yakınım da yok! Ne yapayım kendimce yorumlasam mı diyorum. Bu sevimli başkan acaba ne demek istiyor? İktidara, yani onu oraya adeta sandık marifeti ile atayan güce taparak, daha da yükselmenin peşinde mi? Yoksa, kasaba halkına her daim söylediği gibi, çok güçlü bir partinin mensubu olarak lideri ile iftihar ettiğini ve onun böyle bir felakete bile kafa tutacak kadar cesur olduğuna inanarak, bunu etrafına empoze mi etmek istiyor? Kaba tabir ile “kuyruğu dik tutma” çabası mı yaptığı… Belki de lider yerine, sanki bir tabu adına konuşuyor, onu kutsuyor!
İşin içinden çıkmak gerçekten zor. Demek ki, yangın ile birlikte “kibir kıvılcımları” en tepeden(!) ovaya kadar güçlü biçimde seyir halinde…

İyi güzel de, kafasına doğru atılan paketlerle çay ikram edilen bu halk, söylenene mi inanacak, gördüklerine mi? Mantık ve ortalama bir akla dayanmayan cümleleri haftalar boyunca dinleyip, kaderi ile baş başa mı bırakılacak? Kibir abideleri, yukarıdan aşağıya tek tek dikildiğinde, sanat eseri gibi karşıdan mı izleyecek? Velhasıl ne yapacak? Balık baştan kokmuş, koku kuyruğa kadar gelmişse, bu yemeği kim ve nasıl yiyecek? Ah, Ege, ah Akdeniz, milyonlarca yıldan beri kim bilir neler gördün. Ama bu kez siz bile yanıldınız, bu kadar beceriden uzak, bu denli kibrin esiri bir yönetimi bir daha göremezsiniz, bu günleri iyi belleyin!

Son dakikada Kılıçdaroğlu manifestosu
Yaşananlara anlam yükleyip, bir sonuca varmak isterken, son dakika toplantısı ile CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bir açıklama yaptı. TV kanallarının hepsi yayınladı mı bilemiyorum. Bana göre bu açıklama değil, bir manifesto idi.     Ne yalan söyleyeyim içeriği beni ürküttü! Önce rejim gereği tek sorumlu olduğu için, yangın önlemedeki hataların faturasını Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çıkardı… Felaket bölgelerindeki gaflarını sıraladı. Sonra da CHP ve Millet İttifakı olarak yangına dair neler yapacaklarını geniş biçimde açıkladı. Felakete dair gelişme ve kayıtların raporlanmasından,  ehil isimler ile Bilim Çalıştayı yapmaya kadar bir dizi etkinlik sıraladı. Yapılacaklar arasında THK’nın yeniden güçlü hale getirilmesi de vardı. Halkın ruh sağlığının normale getirilme çalışmaları da ihmal edilmemişti..Ve noktayı çok iddialı bir cümle ile koydu. “Yanan alanlar ranta açıldığı takdirde, bir karış toprağı bile size bırakmam.” 

Bu cümle ve yapılmak istenenler kulağa hoş geliyor ilk anda…

Ama biraz düşününce dehşete kapılmamak elde değil. İktidar’a rest çekerek, “yapamıyorsan bu işleri, hiç olmaz ise bize bırak da yapalım.” demekti bunun tefsiri… Ben bu anlamı çıkardım ve resmen iki başlılık için ilk ve kesin adım diye niteledim. Bu çağrıyı, “gelin bu konuda birlikte çalışalım” diye yorumlayanlar da olacaktır. Buna da saygı duyarım ama, olanaklı göremem İktidar’ın tutumunu bildiğim için. “Ben yaparım, kimseden destek istemem” tarzı ve kibri, yangının kontrole alınmasını geciktirmedi mi? Örnek derseniz, yeni gelen İspanyol uçağını gösterebilirim. Deniz ve gölden bile su alabiliyor, ekranda gördük.. Ve de 40 dakikada tam 8 kez ayrı yerlere, yeterli yükseklikten su bırakabiliyormuş. İzlediğim kanaldaki bilgi böyleydi.

Bu örnekten hareket ile, diyeceğim o ki, İktidar-Muhalefet işbirliği hayalden öte geçemez ve de Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışı yeni polemiklere yol açar. Hiç istemesek de, toplumu çok önemli sıkıntılar ile baş başa bırakabilir.
 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Laik ve layık

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava

Ateş düştü ama kül yine yakıyor!

Soma ya da Somali…