GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Açık
DOLAR 7.88
EURO 9.4
ALTIN 458.26
BİST $16.605

Konu Bursaspor ise herkes haklıdır!

23 Ekim 2020 Cuma, 18:22

Türkiye, G-20 sıralamasından düştü düşecek… Bursa, dördüncü büyük ve önemli şehir unvanından, Antalya’nın gelişmişlik ile turizm potansiyeli nedeniyle oldu olacak… Süper Şampiyon bir takım ilk kez kentiyle birlikte küme düştü diyemiyorum, çünkü ikinci kez fiilen düştü ve yeni yerini korumak için canını verdi verecek!

Ne kadar birbirine bağlı ve kötü bir tablo değil mi?

Gelelim Bursaspor’un vefakâr, cefakâr ve cüretkâr taraftarına…

Olayları dışarıdan izleyip, seslerini çıkarmayan kesim “tuzu kuru” olanlar! Gerisi yoksulluk içinde, neşe ve mutluluktan yoksun büyük bir kitle. Çoğunun da ülke yönetimi hakkında söz söyleme, neden bu durumda olduklarını sorgulama geleneği, göreneği ve alışkanlığı yok. Bursaspor taraftarlığını, siyasetin dışında tutmak en önemli düsturları… Oysa, ev içinde geçim, bundan doğan gerilim ve mahallede kendine uygun arkadaş için seçim derdi var. Bu durumda ya kötü bir tip çizerek, ev halkı dahil herkese çemkirecek, geçimsizlik yapacak ya da TV haberlerine bakarak, suçlu ve güçlü olanlarla, haksız kazanç sahiplerine öfke kusacak. Fakat bir sonuç alamayacak.

Ama iş Bursaspor maçını izlemeye gelince sınırsız özgürlük bulacak. Önce hakeme, sonra rakip takım oyuncularına, en yüksek perdeden de kendi takımına eleştiri getirdikten sonra, içini bir güzel boşaltacak!

Oysa, burada kesin bir suçlu bulmak konusunu Anayasa Mahkemesi bile çözemez! Hiçbir yasa buna cevaz veremez. Neden mi, anlatayım…

Başkan ve yöneticiler, transfer konusunda kandırıldıklarını sanarak ya da söyleyerek suçu üzerine alamaz… Ya menajerlere ya da takımı kötü yönettiğini savunduğu teknik kadroya, en sonda da istenilen verimi alamadıkları futbolcuya öfke kusar ve bunu kamuoyu ile de paylaşamaz. Borç eleştirisi geldiğinde de “ne yapayım, benden önceki yönetimlerin günahı” der ve kendileri de, bir sonrakilere aynını yapar. Yeni bir gelir kalemi aramak, transferde kaynak kullanımını en iyi düzeyde yapabilmek için bilgilenme ihtiyacını da hissetmez. Bunları bilmeselerdi, o makama getirilirler miydi? Yani bu grup da kendince haklıdır. Teknik adamlara gelince… Başka takımlarda bazen rastlantı, bazen iyi oyuncuların bir araya gelmesiyle elde edilen başarılı sonuçları göstererek, ya mevcut takımın ya da yöneticilerin kendisini anlamadığından yakınır ve yeni ufuklara yelken açarak çeker gider. Asla ve asla, “taktik çalışmaları bir türlü anlatamıyorum, nedense uygulanamıyor” falan demezler. Kendilerini geliştirmek için ne para ne de zaman harcarlar. Sürekli görevlerine son verildiği için onlar da haklıdır kendince… Futbolcular mı? Önce kendini, sonra takımını, ardından da bir sonraki takımını düşünür. Gol kaçırdı mı “rakip beni engelledi”, gole neden olduğunda da “önüm kalabalıktı göremedim” türünden bahaneler öne sürer. Hiçbir zaman, “keşke saatlerce gol vuruşu çalışsaydım” ya da “ kademe ve derinlik konusunun üzerinde çok fazla duramadık, keşke ekstra antrenmanla bunu da geliştirebilseydik” diyemezler.

Dediklerinde transfer değerlerinin düşeceğine inanırlar.

Gazeteciler için ne söyleyebilirim; işte bu en zoru! İlk cümleleri ya “kötü transfer” ya da “ben söylemiştim bu teknik adamın bir başarısı yoktu” der ve kendilerine bilgi sızdıran yöneticinin ağzından bolca haber yaparlar. Bir kere de, acaba İngiliz kulüplerinin yönetim biçimi, Fransızlar’ın Afrika kaynağından devşirdiği oyuncular ya da maç sırasında sahaya bakarak taktik değişimlere, dünyada yaşanan gelişmelere ilgi duymaz, öğrenmek için genellikle çaba göstermezler. Üstelik, futbolun kendi jargonu, oyun kuralarının yorumu için de çok fazla kafa yormazlar.

Taraftar mı? Başta da söyledim, hepsinden haklıdır… Çünkü, büyük çoğunluğu gençliğinden 50'li 60'lı yaşlara kadar deplasman takip etmiş, kavgaya karışmış ya da bu nedenle işinden bile olmuştur. İş yerinde, evinde ve sokağındaki sıkıntıların giderileceği ve öfkenin boşaltılacağı en uygun ortam, oturmak için yapılmış ama ayakta durmak ve zıplamak için daha elverişli olan tribün koltuklarıdır. Maç biter, dertleri ve sözleri bitmez. Gelecek maça kadar yorum yapılır. İşte masrafsız, sizi zorda bırakmayan bir konu ve içinizi rahatlatan sohbetler. Daha ne olsun?

Size soruyorum, kim suçlu, kim haklı ve şimdi ne yapacağız? Biliyorum, hemen her kesimin kızgınlığı bu satırları okuduktan sonra benim üzerimde olacak. Varsın olsun, siz rahatlayın da…

İzninizle ben de taraftar gibi olayım ve “1965 yılından beri Bursaspor maçlarının tümü olmasa bile çoğunu izledim. Üstelik Divan Kurulu üyesiyim ve 3 sezon alt yapıda antrenörlük yaptım” diyerek, bu suçsuzlar kervanına katılıp, kin ve öfkemi kusabilir miyim Bursaspor’un şu anki durumuna? Yok, yapmayacağım…

Çare denecekse birkaç cümlem de olabilir. Şu anki yönetim, teknik ve futbolcu kadrosuna, en azından ilk yarı sonuna kadar şefkatle yaklaşmalı, aşırı eleştiri ve hakaret bir kenara bırakılmalı. Genç kelimesi yerine “kulübümüzün öz evlatları” diyecek ve onlar başta olmak üzere, mecburiyetten kadroda bulunan diğerleri dahil olmak üzere, tüm futbolculara da moral destek verilmeli… Ve en azından kulübün günlük giderleri konusunda, durumu elverişle olan zat-ı muhteremleri, bu küçük ama anlamlı göreve çağırmalı. Böylece, bakımsız sahada ağır biçimde sakatlanan Vefa’nın talihsizliğini yaşamasınlar yaklaşımıyla, bu gençleri korumuş, geleceklerini karartmamış oluruz. Çünkü onlar, futbola gönül verdikleri için, belki de eğitimlerini eksik bırakacak ve gelecekte daha konforlu bir yaşamı bulamayabilecekler.

 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..

Bugün 10 Kasım…

Bu çocuklar heyecan veriyor

NOT DEFTERİ: 1855 Bursa depreminde neler yaşandı?

Suçuna ağlayarak sevinen bir millet!..

Tek suçlu var o da ahlâk…

Deprem bugün İzmir’de yarın...

Ali ve saz arkadaşları…

NOT DEFTERİ: Cumhuriyet’in ipuçları Bursa’da mı verilmişti?

Gölyazı Barış Antlaşması!

Dik dur eğilme, Cumhuriyet seninle…

Futbol bu, kaderden kaçılmaz!

Bir yemine yüklü bir maaş!

NOT DEFTERİ: Bir yerel seçim nasıl hükümet düşürdü?

Seçmen nereye bakıyor?

SMA belası ve pompalı dehşeti!

Hem EYT'li hem KHK'lı olmak!

Enerji mi, yetenek mi kazandı ?

NOT DEFTERİ: Gazi’nin ilk Bursa ziyareti  

Laik bir ülke ve Dilipak’ın sözleri

Burası Bursa, şaşırmayacaksın!

16 Ekim Milli Takım ve bir Güzelırmak…

Bakan emekliye nasıl bakıyor?

Sağlık ve eğitim neden sorunlu?

Ülkesinden önde olan Türk futbolcular!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın rüya gibi ortak girişim dönemi

Sayıştay da kapanmalı mı?

Eğitimde para hesabı olur mu?

İlk EBA kurbanı!

Bursa'da Covid cenazeleri nasıl defnediliyor?

Sürprizin adı Bursaspor

Atatürk doğarken…

Vaka uymadı, hasta verelim!

Siyaseti hiç sevmem çünkü!..

Dini rüşvet nasıl olur?

Uzaktan eğitime uzaktan bakanlar!

Bu bir futbol yazısı değildir!

NOT DEFTERİ: Bursa'da Hıristiyan okulları ve misyonerlik

Oyun kâğıdı ve Çukur Kahve...

200 liranın sırrı!..

Fabrika yerine hapishane...

Bursa Şehir Kütüphanesi de Vakıflara!..

Bursaspor'u anlamak beceri ister!

NOT DEFTERİ: Menderes gerçeği ve hazin bir son

Guguktan hukuk olur mu?

Bu fasulya yedi buçuk lira!..

Eğitimde hak eşitsizliği olur mu?

Covid maçı sahada bitermiş!

Şimdi karar zamanı

NOT DEFTERİ: Bursa'nın festivali

'Millet Yapar...'

Bugün 11 Eylül farkında mıyız?

Kontrollü fakirlik mi?..

Covid 19 günlerinde ibretlik olaylar!

Bursaspor gerçeği

NOT DEFTERİ: 1 Mart Tezkeresi nasıl kabul edildi?