GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
Hafif Yağmur
DOLAR 7.36
EURO 8.93
ALTIN 436.05
BİST 1.477

Laik bir ülke ve Dilipak’ın sözleri

16 Ekim 2020 Cuma, 18:24

Yoğun bir gündem… Savaş çığlıkları, diplomatik çatışmalar ve yüz yıldan beri görülmemiş bir salgın… Yaklaşık 8 aylık bir sürede bu gezegende tam 1 milyon insan bu salgın yüzünden yaşama veda etmiş.

Eğer bu 1 milyon insan, iki üç ülke arasındaki bir korkunç muharebede kaybedilseydi ne olurdu? Tüm uluslar bir araya gelerek, bir daha böylesi bir kaybı yaşamamak için örgütlenme yoluna gider, ülkeler yönetim tarzlarını gözden geçirirdi. Ama böyle bir çabayı göremiyoruz.

Kapitalizmin hakim olduğu egemen ülkeler ile hem egemen hem de otokrat yönetime sahip devletler, bu korkunç salgından kârlı çıkabilmek için aşı peşinde koşuyor.

İnsanlık gerçekten çok zor bir dönemden geçiyor. Ülkemizde de olduğu gibi, toplumdaki bireyler ihtiyaçlarını sağlamak ve yaşamlarını sürdürebilmek amaçlı, eğitimden bilimden koparak dogmatik inançlara menfaat uğruna sarılıyor. Özetle, toplum yararı, egemenlerin çıkarları için yok olup gidiyor. Bunun sonucu olarak, kendini her türlü tehlikeden koruma amaçlı olarak küçük gruplar oluşuyor, bunların bir kısmı suç örgütlerine dönüşürken, bir bölümü de cemaat ve tarikatlara katılıyor.

İşte çarpıcı bir örnek… Muhafazakar, radikal söylemli gazeteci Abdurrahman Dilipak makalesinde şu satırlara yer vermiş:

"Dün tarikat, tasavvuf yasaktı, bugün bunlar serbest ama 'kült'e döndü. Mevlevilik iktidar kanadının, Bektaşilik muhalefet kanadının resmi tarikatı oldu sanki. Bazı bakanlıklarda, belediyelerde sağı ile solu ile tarikat mensupları köşe kapmaca oynamaya başladılar. Ya tarikatlar kendilerine bir çekidüzen verecek ve işlerinden bazılarını dışlayacaklar, ya Diyanet el atacak bu işe. Yoksa bu iş patlar ve herkes zarar görür, benden söylemesi."

Laik demokratik ve sosyal hukuk devleti prensibini Anayasa’nın maddesi haline getirmiş bir ülkede bu sözleri söylemek ne denli doğru? Önce onu irdelemek gerek. Cumhuriyet yönetimi ile yasaklanan dini inanç değil, bu inanca dayalı tekke, medrese gibi eğitim kurumlarıydı. Çünkü çıktığı andaki adı “Tevhid-i Tedrisat Kanunu”, yani şimdiki anlamıyla “Eğitimde Birlik Yasası” bunu içeriyordu. Öğrenim kurumları Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde olacaktı ve oldu da… Ben bu yaşıma kadar ülkemizde “tasavvuf” yasağı olduğu duymadım. Çünkü düşünce ve felsefe ürünü bir kavram neden yasaklansın? Tarikat da bir inanç, düşünce değil midir? Bunu ülkenin yasaları ile çelişerek ve devlet yönetiminde bir biçim olarak kabul ederseniz işte o yasaktır.

Neyse, asıl konu bu değildi zaten… Önemli olan, tarikat ve cemaatlerin, devlet çarkı içinde FETÖ boşluğunu dolduracak kadar etkin olduğunu, bu cenahtan sözü dinlenen birinde duymaktı. Bir de Diyanet konusu var… 7 bakanlıktan fazla bütçeye sahip olan Diyanet’ten söz ediyoruz. Bu kurum inançlar adına gerçeği anlatabilse, laik bir ülkede devlet işine inançların karıştırılmaması gerektiğini çoktan anlatmış olurdu. Devlet’in değil, bireylerin inancı olabileceğini sıkça vurgulardı. Ama son yıllarda buna değinen bir başkan göremedik.

TÜRKİYE KAÇ TARİKAT, KAÇ CEMAAT VAR? 

9 Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esergül Balcı ve ekibi 4 aylık bir saha çalışması yapmış. Türkiye’de eğitim sorunlarının, artık bir güvenlik meselesi haline geldiğini rakamlarla ortaya koymuş.

Çalışma, batıdaki en büyük iller ve güneydoğudaki birkaç şehirde gerçekleşmiş.

Raporun başlığı da şöyle:

“Bir milyon çocuk tarikatların elinde”

Türkiye’de 30 tarikat silsilesi ve buna bağlı 400 kol varmış. Hakkari, Şırnak, Muş ve Bitlis’te ve büyük şehirlerde 800'ün üzerinde faal medrese bulunuyormuş. Çoğu apartman dairelerinde bulunduğu için kesin sayı bilinmiyormuş. Apartman medreselerde, çoğunluğu kız öğrenci olan 12-18 kişi kalıyor ve Seyda denilen eğitmenlerden ders alıyormuş. Bu öğretmenler, İran’ın Kum, Irak’ın Akre ve Erbil şehirlerinde eğitim almışlar. Medreselerdeki çocuk sayısı da yaklaşık 10 bin civarındaymış. Tarikat okullarında (bu herhalde MEB okulları) 120 bine yakın öğrenci ve yurtlarının kapasitesi de 380 bin kadarmış. Buralarda 225 bin öğrenci kalıyormuş.

Raporun bir yerine de önemli bir not düşülmüş… Son olarak çıkarılan 4+4+4  sistemi sonrası günümüze kadar devlete ait tam 4 bin 22 okul kapatılmış.

Ben ancak “pes doğrusu” diyebiliyorum. Araştırma, bilinen bir üniversite ve öğretim üyesi gözetiminde yapıldığı için inanmak zorunda hissettim kendimi…

Görmek isteyen “Manşet Türkiye” isimli haber sitesinin 16 Şubat 2020 tarihli haberinden okuyabilir.

Bu veriler ışığında, ülkemizin geldiği durum hakkında bir yorum nasıl yapılabilir?

Gazetecilikte bir düstur vardır, yıllarca önemli bir mevkutenin sloganıydı; “Haber kutsal, yorum hürdür” diyeceğim ancak.

 

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

Belediyeler yarışıyor ama…

Geçmiş zaman ve şu an…

NOT DEFTERİ: Sergi ve fuar şehri olarak Bursa

Bursaspor 'demir' gibi…

Sakin Bursa’da 'TAK' diye bir ses!

Velhasıl Bursa pet şişedeki sudan ibarettir!

Bu ofisler bize ne söylüyor?

Geçim değil yaşam sıkıntısı…

Amatör futbol çaresiz

NOT DEFTERİ: Tarih yalan söylemez!

Fotoğraf güzel, sıra Bursa yarışında

Eski Türkiye ve Demirel...

İşçi virüsü Kod 29!

Ders niteliğinde yenilgi!

Hastane önünde futbol sahası!

 NOT DEFTERİ: Bursa ve şaka gibi iki seçim öyküsü…  

Çukur Kahve çalkalanıyor!

Geçmişten bir hukuk öyküsü!

Acaba?..

Büyük ikramiye kime vurdu?

Önce oto, sonra uzay gerisi kolay!

NOT DEFTERİ: Bursa’nın Mahfeli…

Bu sahaya üç puan az!

Askerî (!) ücret ve yeni yıl beklentileri

Çabuk ol!..

Kötü oynarken kazanmak…

Olay TV olayı... Kovboy filmi koyuverin!

NOT DEFTERİ: Bugün 27 Aralık…

Koltuk sevdası…

Haydi çocuklar aşıya ama…

Yerel siyasetin önemi kaldı mı?

Piyangooo…

Üç değerinde bir puan

NOT DEFTERİ: İki kent ve bir adam

Bütçe ile aranız nasıl?

Mağdurlar mağrur olunca!..

Rüya gibi biri futbol gecesi

Arada hukuk var, dikkat edelim!

Parasızlık da bir salgın!

Ne olacak Bursaspor’un hali!

NOT DEFTERİ: Üç lider, üç kader ve üç Bursa…

217 ve 216 size ne ifade eder?

Sporun siyaseti!  

Can suyu değerinde üç puan

Salgın, duygu ve kaygı…

Sessizliğin sesi!

NOT DEFTERİ: Türkiye’de ilk  aşı üretimi ve Hıfzısıhha

Yenilgi çabuk geldi ama ağır oldu

Kapadokya’da pişer de Uludağ’a düşer mi?

Kapanıyoo…

Kapanma…

Futbolda umutsuzluğa yer yok…

Özallı özel yıllar ve 29 Kasım freni

Dert 'katar… katar…'

Muhalefet; seçim, iktidar; geçin…

Form  ve reform!

24 Kasım ve Başöğretmen

Keşke penaltı ile olmasaydı…

NOT DEFTERİ: ABD ve Türkiye’deki Barış Gönüllüleri!

Maksat dostlar alışverişte görsün!

Para; varlığı dert yokluğu yara!

Kanal, eleştiri, kamu kaynağı ve Bursa!..

Acıpayam ve acı bir salgın itirafı

Acı reçeteli reform ve Berat Bey’in gücü!

NOT DEFTERİ: Atatürk, katafalk ve Bruno Taut

Hayrettin Çakmak’la…

Çukur Kahve deprem diyor!..

Naci abi ve Yeni Türkiye!..