GÜNCEL BURSA BURSASPOR EKONOMİ DÜNYA MAGAZİN YAŞAM SAĞLIK KÜLTÜR-SANAT SPOR TEKNOLOJİ COVİD-19
Bursa
19.27°
Orta şiddetli Yağmur
DOLAR 12.67
EURO 14.31
ALTIN 730.67
BİST 1.78507

Laik ve layık

9 Eylül 2021 Perşembe , 14:18

Bir araştırmanın bize söyledikleri çok çarpıcı…

Yıllar önce Bursa’da ortak bir çalışma içinde olduğumuz Ertan Aksoy’un, Uludağ Üniversitesi’nde öğrenim gördüğü yıllarda kurduğu bir araştırma şirketi var. Aksoy bazen seçmen davranışı üzerine yorum yaparken, arada bir ilginç araştırma sonuçlarını da veriyor.

Son araştırma da “laiklik” kavramı üzerine yapılmış. Soruları yanıtlayanların yüzde 89,7 kadarı laikliği benimsediğini belirtmiş. Yüzde 10,3’lük kısımdakiler de laikliğe uzak veya hiç tanımamış. İlginç geldi bana bu sonuçlar…



Aksoy’un ifadesine göre bu grup “azılı azınlık” diye tanımlanıyor. Neredeyse yüz yıldan beri yaşanan çağdaş, laikliği benimsemiş bu Cumhuriyet’te doğup büyüyen, iyi kötü ilkokulu bitirecek kadar eğitim gören azımsanamayacak bir kitle neden “laiklik” konusuna uzak? Ya da anlamını bildikleri halde neden karşı?

Türkiye bu tür bir sonuca layık mıdır diye sormak da geliyor içimden… Bence,  bilememekten ziyade, karşı olmak yatıyor bunun altında… Adına “Milli Eğitim” dediğimiz, birleştirici, bütünleştirici ve de evrensel hukuk kurallarına göre bir kuşak yetiştirmek amaçlı sistemimiz, istediği kadar ilköğretimi zorunlu kılsın, ortaöğrenimde laik bir topluma uygun program uygulasın, belli bir kesim bir süre sonra, “merdiven altı” öğretim merkezlerinde, sandalye yerine yere oturarak ve de şeyhinin karşısında diz çökerek, farklı bir öğreti içine giriyor!

Bu sonuca, iddialı ve de bıçak sırtı yoruma nasıl varıyorum dersiniz. Zor değil, haber bültenlerini izleyin… Cumhurbaşkanı’nın her önemli toplantısında ve hemen yanında görülen, beyaz renkli özel kıyafeti içindeki ve de profesör unvanlı Diyanet İşleri Başkanı’nın son yıllarda yaptığı açıklamalara azıcık kulak verin.

Ayasofya’nın camiye dönüşme hutbesini bir kalem geçelim! Geldiğimiz aşamayı görebilmek adına 30 Ağustos kutlamalarında ilk kez gördüğümüz protokol sırası, sosyal medya için yapılmak istenen düzenleme hakkındaki görüş bildirmesi ve de yeni Adli Yıl açılışını dua ile yapması yetecektir bu kanaate varmayı.



Nerede hitap ettiğini bilemediğim ve ekranlara yansıyan son cümleleri de çok çarpıcı Diyanet İşleri Başkanı’nın. Dini argümanların, siyaset,  günlük hayat ve sokakta da yeri olması gerektiğini belirterek laik kesime şöyle gönderme yapıyor.“Bakın ne kadar da yaygara yapıyorlar buralarda dinin izleri olmasın diye…” aşağı yukarı söyledikleri bu minvaldeydi. Bazen de yorumcular Diyanet İşleri Başkanı’nın “fetva” vererek bir şeyler açıkladığına vurgu yapıyor. Laik, demokratik, sosyal hukuk devletinde, Şeyhülislam yetkisinde bir kurum ve de fetva vermek diye bir yöntem yok. Diyanet İşleri Başkanlığı ve de personeli, topluma dini vecibeleri için yeterli din insanı sayısını belirlemek ve görevdekileri denetlemek ile yükümlü. İbadethaneleri uygun biçimde tutabilmek ve buralara gerekli atamaları yapmak da bu kurumun görevleri arasında. Üstelik, ülkemizde yaşayan her inanca, her mezhebe mensup vatandaşa da eşit seviyede davranmak zorunda.

Devletin üst düzey bir bürokratı statüsündeki bir Diyanet İşleri Başkanı, olsa olsa hutbede toplum yararına bir konudan söz eder, ya da tüm ibadethanelerde geçerli olmak üzere konuşulacak konuyu belirler. Cuma namazları bunun tam da merkezindedir. Ama 2021 Türkiye’sinde cuma namazı çıkışları Sayın Cumhurbaşkanı’nın önemli bir konuda açıklama yapma kürsüsü gibi kullanılıyor. Şeklen de olsa bu durum, bu günlerde karşılaştığımız ve hayretle karşıladığımız, laikliği örseleyecek söz ve davranışlara kapıyı açıyor.

Aklıma gelmişken belirteyim. Benim beklentim, her gün yüzlerce insanı yitirdiğimiz salgın önlemek amaçlı, aşıyı teşvik eden bir konuşmayı Diyanet İşleri Başkanı’nın yapmasıdır. Ama tam tersi oluyor. Aynı kurumdan başka söylemler ve başka konulara yer veriliyor. Bundan önceki liderlerin dilinden düşürmediği “okula, camiye, orduya siyaset sokulmamalı” felsefesi böylece uçup gitti gidiyor!

Geçmişte 28 Şubat öncesi dönemde, bazı askerlerin bu tür gelişmeleri önlemek adına yaptıkları hukuk dışı teşebbüsler, araştırmadaki o yüzde 10’luk laiklik karşıtı kısmın yaratılmasına neden oldu belki de… Şu anda bu tür çıkışlar ve her geçen gün laikliğin yara almasını, susarak ve de yanıt vermeyerek geçiştiren muhalefet, belki de bu tür bir kutuplaşmanın yolu açılmaması için sessiz kalmış olabilir. Ama buna daha fazla prim verildiği zaman neler olacağını tahmin bile edemeyiz. Bu konuda beni az da olsa rahatlatacak bir veri yine Aksoy Araştırma’nın çalışmasında ortaya çıktı. Sayıları son yıllarda artarak büyüyen İmam Hatip Okulları’nın önemli bir kısmında kontenjanlar dolmuyormuş. AKP seçmeninin bir bölümü bile çocukları için başka okulları tercih ediyormuş. Cumhurbaşkanı’nın son yaptığı açıklamada, sanayideki ara eleman açığına değinmesi, meslek okulları dendiğinde sadece İmam Hatipler anlaşılamayacağının bir kanıtıydı sanki... Sorun zaten İmam Hatipler değil zaten, merdiven altı tarikatlar ve onlara inanmış müritleri…

Yine de içimde bir şüphe ve bir soru var. Laikliği örseleyecek bu tür davranışların nedeni, Cumhuriyet öncesi yönetim tarzı ile yönetilen bir Türkiye’mi, yoksa koltuğu koruyabilmek adına AKP’nin kemik seçmenini konsolide etme çalışması mı?

Bekleyelim görelim, Türkiye neye layık ise öyle yönetilsin diyelim.

Yorum Yapın

Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!


İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Yazarın Diğer Yazıları

NOT DEFTERİ: Biraz da nostalji

Bursa ve onu yaşayıp yazanlar

Cumhuriyeti anlamak…

Onun arabası var…

Geçinemiyoruz…

Siyasetin muhtar aşkı!  

NOT DEFTERİ: 63'ün sırrı!..

Söyleyecek sözün bulunamadığı günler…

Bursa’da muhalefetin işi çok zor!

Vatandaş zarar eder mi?

Siyasette bir Uludağ masalı

Titreten bir sonbahar sabahı

NOT DEFTERİ: 17 Ekim ve Gazi ile ilk buluşma

Bursa salgına karşı neden duyarsız?

Bir gece ansızın atayabilirim!

Varlığı dert yokluğu yara!

Yeni ve son Çare 28 Şubat!

Hamdolsun Türkiye’de yaşıyoruz

NOT Defteri: Gemlik Sunğipek Fabrikası

Fıkra gibi gerçekler

Cennet’ten arsa alanlar!

Sanayide OSB devrimi!

Biri atıyor diğeri yürüyor…

Bursa için ilginç hareketler

NOT Defteri: Bir kuyruklu yıldız Bursa Oda Tiyatrosu

Veresiye vere vere…

Bursa’da kendini arayan adam!

Kötü örnek bir lider ve yaşamı!

Pozitif hasta çok önlem yok

Fakir ama gururluyduk

NOT DEFTERİ: Raylar üzerinde Mudanya seyahati

Muhalefetin dayanılmaz konforu

Bursalı öğrencinin salgın ile imtihanı!

Apartman mı saray mı?

Yurt!

Bu kadim şehre şöyle bir bakmak

NOT DEFTERİ: Osmanlı İmparatorluğu ve BTSO

Günaydııınnn…

Son çare inanç iklimi

Buzlar Çözülmeden!

Çukur Kahve betonu konuşuyor

12 Eylül’den arta kalanlar

Not Defteri: 41 Yıl sonra 12 Eylül ve Bursa

Bursa için 11 Eylül ve önemi

Oldu MU şimdi?

Bursa Old City ve ulaşım kaosu

Sınıfları doldurduk da…

Not Defteri: Atatürk kadının yerini ilk kez Bursa’da gösterdi

Barajlar ve bagajlar

Şahsa ait ilk kasaba yolda!

Bursa Şehir Hastanesi ve skandal bir ölüm!

İşsiz, güçsüz ve umutsuz…

Çok şükür…

Not Defteri: Bursalı Edison Adnan Ener

Sıcaksu el yakıyor!

Bakanlık önerisi ile gönüllü OSB desteği!

Büyük Zafer ve Ulu Önder’in savaş yetkisi

Vekil asılı hırpalarsa…

Her gün bir uçağımız düşüyor!

Not Defteri: Tarihten günümüze İmralı

Çavuşoğlu’ndan inciler ve politika…

Hangisi kimin işi?

Taliban ve laiklik

Bursa’nın sel karnesi iyi değil

Yine 17 Ağustos ve yine gözyaşı

NOT DEFTERİ: 6-7 Eylül olayları ve Altındağ vakası

Bursa’da bir dost meclisi!

Emek de yaşam da bedava